Ben bilirim bu havaları
İnce bir hüzün sokulur sinsice
Ben bilirim bu havaları
Hazan yaprakları düşer sessizce
Ben bilirim bu havaları
Şiir dinletisinden gelirdim
Yüzümde gülerdi hüzün
Yağmur bulutları doluşurdu yüreğime
Ve... Sen gelirdin aklıma
Sağanaklar boşalırdı yollara
konuşacak hal mi kaldı
söylenecek söz mü kaldı
çalınacak saz mı kaldı
sen gittikten sonra
kırıldı umutlarım
Gündüz çalışıp, akşam ortaokulunu ve akşam lisesini bitirmiştim. Yıllardan 1980 yılı idi. Akşam lisesinden mezun olup diplomamı almıştım.
Dört yılık akşam lisesi boyunca hemen her gün okulda çeşitli boykotlar, çatışmalar, tartışmalar oluyordu. Çeşitli örgütlerin çeşitli fraksiyonları arasındaki bu tartışmalara, çatışmalara pek girmiyordum. Benim amacım sadece ve sadece okumaktı.
Bütün bir yıl boyunca evde kendi imkânlarımla, gazetelerin verdiği eklerle üniversite sınavına hazırlanmıştım. Haziranda da sınava girmiştim. Sınavım fena geçmemişti. Umutluydum. Yanılmıyorsam, ağustos ayının ortalarına doğru sonuçlar açıklanmıştı. Ve ben, birinci tercihim olan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet Yüksekokulu’nu kazanmıştım.
ÇİNÇİN’deki VİLLA
Okula vardığımda, Cemalettin ile Kemal henüz gelmemişlerdi. Kantine geçip, çeyrek ekmek arası yumurta ve bir bardak çay alıp, bir köşeye oturdum. Cemo ile Kemal’de az sonra geldiler. Onlar da ekmeklerini alıp yanıma oturdular.
Ekmeklerimizi yiyip bitirdikten sonra Cemo ile ben birer sigara yaktık. Kemal sigara içmezdi. Cemo, sigarasından bir nefes çektikten sonra, “bugün Çarşamba, la bebeler okulu asalım mı? Bulut’a gideriz.” dedi. “Benim de canım rakı çekiyor, asalım valla” diye karşılık verdi, Kemal. İkisi birden bana baktılar. “Benim için fark etmez” dedim. “İçelim anasını satayım.”
Ben, Samanpazarı’nda bir terzihanede terzi kalfalığı yapıyordum.Cemo, Siteler’de marangozhanede çalışıyordu. Kemal ise, yine Siteler’de, babasının bakkal dükkanında çalışıyordu. Üçümüz de, gündüzleri çalışıp, geceleri okuyorduk. Yani, akşam lisesine gidiyorduk.
Okulda, çarşamba günleri az ders yapılırdı. Hem de dersler bu akşam o kadar da önemli değildi bize göre. Resim, müzik, vs.
garip bir duygu var içimde
hasretin boğuyor beni
özlemin büyüdü
yüreğim ağlıyor
karanlık ve ağır ve kasvetli
vurdumduymaz gecelerin sabahında
ayrılıklar düşer şakaklarına
eski bir hikayeyi okur yüreği
DÜŞ
düşümde gördüm seni yine dün gece
şen kahkahalar atıyormuşsun
gülücükler dağıtıyormuşsun etrafa
kar bulutları oynaşıyorken
sokak lambasının altında
gecenin ayazından
düşer pencereme
ela gözlerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!