Karanlığa gömülmüş sırların ardından
tek tek ortaya çıkan bir bilmece gibisin,
Çözülmesi bazen mümkün,
bazende olasılığı dahi olmayan bir ihtimal.
Sırların içinde kaybolmaya mahkum bir mektup,
iki satır not yada bir ev adresi bazen seni bulabilmek,
İster Mabel Matiz dinle,ister Manga, Model!
Sen yine de Neşet Ertaş’ta Özüne Gel,
Hiphop cumburlop sagopa ceza,
Ne diyorlar ben anlamam affola,
Deli derler adama hani?
Derler de bilmezler ki ,
Kafada kaç boş bırakılmış soru vardır,
Hiç birini de cavaplayamamışsındır üstelik,
Hemde istediğin sorudan
Başlayabileceğini bildiğin halde.
Eskiden olsa şu yağan sağnak yağmurun altına
atardım kendimi
ve temizlerdim
kafamı kurcalayan bütün kirlenmişlerimi,
senden kalan küllerimi,
yok olası dünlerimi,
Bahar gelmiş !
Burnumda tüter şimdi bizim oralar,
Çiçeklere bürünmüştür büsbütün dallar,
Yemyeşildir şimdi patikalar ,
Rengarenktir, o kupkuru bozkırlar,
Kır çiçekleri açmıştır çoktan, masum gönüllerde,
Gün gelir ardında bırakırsın
hiç bırakmak istemediğin şeyleri.
Kimi zaman gözünde yaş,
Kimi zamanda yüreğinde pas olur silinmez,
hatta çoğu zamanda bilinmez yeri gösteremezsin,
işte şuramda diyemezsin.
Eee yastığa koyduk kafayı bakalım,
Şimdi sen uykuya gidemiyorsan bekle ki o gelsin. İşin yok gece boyu telefonla bütün sosyal medyayı alt üst et .
acaba eskiden telefonumuz yokken, nasıl beklerdik uykuyu biraz hatırlamaya çalışalım bakalım...
Yer yatağında büyüdüm ben
bir uykusu olurdu ki sormayın,
birde soba kenarıydı ki değmeyin keyfime,
Bir tutam yalnızlık işte !
Sorma gitsin,
Sen yoksun diye
dünyanın sonu gelecek değilya,
Hem sen bakma bana ,
uykusuzluğum sensizlikten değil,
Kimi zaman hüzün çökerdi,
Kimi zaman da neşe,
Bu semtin ıssız sokaklarına...
Ne sonbahar dökerdi yaprakları,
Ne de kar kaplardı
O incecik ıslak dalları.
Ah benim taşımaktan asla bıkmadığım
en kıymetli yanım,çocukluğum.
Hatırlıyorum da...!
Her şeyden ve herkesten uzak,
Oturur bir tepenin başına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!