Yer altından ateş düştü Soma’ya
Ekmek kavgasında öldü madenci
Millet çaresizce koştu Soma’ya
Kaderine kurban oldu madenci
Kazmayla, kürekle tükenir ömür
Sen güneş, sen ışık, sen aysın güzel
Tek günde gördüğüm bin aysın güzel
Her yer karanlıktı senden evveli
Sen geceye doğan son aysın güzel
17 Eylül 2014-Gaziantep
Zamandan, mekandan haber sorarsan
Bir gün öbürüne uymuyor gayrı
Baharlar üstüne hayal kurarsan
Gönül aşka dalıp aymıyor gayrı
Medet bekleyen var şöhretten, şandan
Sorarım... Velakin sende bilmezsin
Doğu nerde, batı nerde İstanbul?
Dökmüşsün yüzünü neden gülmezsin?
İyi nerde, kötü nerde İstanbul?
Ağlamış, sızlamış giryan olmuşsun
Meclis-i alide bir cılız uşak
Hileyle herkesi utar soytarı
Bir elinde yorgan, birinde döşek
Kralın yolunda yatar soytarı
Un sererdi ipin, damın üstüne
Koltuklarda cansız cisim çoğaldı
Kişilik kayboldu, isim çoğaldı
Söz ehli Yunus’a söz verilmiyor
Meclislerde Molla Kasım çoğaldı
10 Ocak 2015-Gaziantep
Ey âdem! terk edip dünya malını
Kazançtan geçersin, kardan geçersin
Düşünür durursun garip halını
Sahibi olduğun vardan geçersin
Haberler beklersin telli turnadan
Kutlu menzildeki yolun yolcusu
Bizim bu dünyada neyimiz kaldı?
Posta oturtmuşlar laf davulcusu
Bizim bu dünyada neyimiz kaldı?
Bazen hayır vardır bazı şerlerde
Duman çökmüş bizim yurdun üstüne
Boynu bükük Maraş ili ağlıyor
Yeni dertler binmiş derdin üstüne
Usul, usul akan seli ağlıyor
Nifak düşmüş suya, toprağa, taşa
Yağmurlar ıslanmış kışlar üşümüş
Bir yara kanıyor, sular yanıyor
Rüzgâr ötelere sitem taşımış
Dünyalar dönüyor, sular yanıyor
Yasaklara mahkûm olmuş yasaklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!