Bu yola tevessül etti nicesi
Nice aklı uzun, fikri cücesi
Kendisini şair sanan zevatın
Ne kelamı kaldı, nede hecesi
4 Şubat 2015-Gaziantep
Mağrur kişi, bu tavırla dengine
"Eriyorum" deme, eremiyorsun
''Ben nasılım'' diye kendi kendine
"Soruyorum" deme, soramıyorsun
Yalanın doğruyu kesmez bıçağı
Avlu içindeki incir ağacı
Neden mahzun durur bu konak böyle?
Gözlerin nurudur, başların tacı
Neden mahzun durur bu konak böyle?
Nerede ağası, kâhyası nerde?
Bir zaman bir köyde bir çoban varmış
Bu çoban bazen kurt bazen davarmış
Sürü sulanmaya suya varınca
Derenin önünde duran duvarmış
Bu çoban gün olmuş ite yalvarmış
Bir gürültü koptu bir top patladı
Hışımla ileri saldırdı Mehmet
Engellerin üzerinden atladı
Düşmanı savaştan yıldırdı Mehmet
Anzak dağlar arasından seçilmez
Silahını kurdu sipere yattı
Sığmadı sipere taştı Mehmet’im
Anzak askerine kurşunlar attı
Çetin savunmayı aştı Mehmet’im
Zaferler kazandık üç tümen erle
Bir güzel sevmiştim bıraktı gitti
Bu dert içime kin dokuyor aney...
Yarınlara dair her şeyim bitti
Yüreğimin kanı akıyor aney...
''Bunun için yaşlar dökülmez'' deme
Sabahtan bu yana hep dertli dertli
Söyle meri keklik niye ötersin?
Alaca boyunlu, kınalı sırtlı
Söyle meri keklik niye ötersin?
Sen gerdin kurşuna ala döşünü
Mektubunu aldım, güzel yazmışsın
Amma gurbet sana uymamış Mesut
Sözün düğümünü tutup çözmüşsün
Gönlün aşk sarhoşu aymamış Mesut
Ben okudum bizim köylü dinledi
Bir nefeslik hayat sürdü bu garip
Ne köleydi, nede hürdü bu garip
Acı-zulüm yaşadığı Dünya’da
Çok vücutta çok leş gördü bu garip
15 Ağustos 2014-Gaziantep




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!