Baba anlat hele köyün halini
Köylü birbirinden soğur mu hâla?
Şapkayla mı gizler imam kelini?
Gölgesi kendinden ağır mı hâla?
Gebe çıkmış yangın kızı Serdar’ın
Garip babam bir mektupta sen gönder
Köyde bağlar güllendi mi de hele?
Otuz yıldır susan Kekeme Önder?
Konuştu mu, dillendi mi de hele?
Köyü terk eylemiş Sarı Hasanlar
Garip baba köyüm ne alemdedir?
Sarı Hasan koyun güder mi hala?
Ya o benim soyum ne alemdedir?
Çektikleri çile kader mi hala?
Arsız Halit azalığa adaymış
Baba bana salacağın mektupta
Koca itin öldüğünü muştula
Gazanfer ağayı kriz tutupta
Evde cansız kaldığını muştula
Köyden kaçtığını Kara Vezir’in
Bir bayram sabahı yurduma vardım
Birde ne göreyim? Köyüm değişmiş
Ahbabın, yarenin hatrını sordum
Emmim uzak durdu, dayım değişmiş
Doksan yaşındaki ninem hastaydı
Valizim elimde köye girince
İt Hasan ters baktı, itler havladı
Akşamda kahveye gidip varınca
Hırsız Ali kalktı, itler havladı
Ben böylemi bırakmıştım yurdumu?
Her sözünde riya saçan
Diller size yazık olsun
Zamanından sonra açan
Güller size yazık olsun
Zehir oldu her bir günüm
İnsanlara ayrı gözlerle bakmam
Güçlüyü tutana benzetme beni
Ahbaplık yoluna kavgadan korkmam
Dostunu satana benzetme beni
Kötüden boynuma almam vebali
Bu mezarda yatan ehli-faniyet
Düzen tuzağından öldü, kurtuldu
Bozulunca fikir, düşünce, niyet
Gerçek sılasına geldi, kurtuldu
6 Şubat 2015-Gaziantep
Yalın kılıç olup üstüme gelme
Bağrıma bastığım kullara küstüm
İster yüzüme dur; kadrimi bilme
Yaşadığım kahpe yıllara küstüm
Bir zamanlar dağlar başı kar idim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!