Düş kırıklığı mı bu
Eğerlerin savaşı mı
Keşkelerin kimsesizliği mi
Hangi hanın duvarına dayandı hüzün tiranın
Hangi şövalyenin kılıcıyla takdis edildi mahremin
Diğer kıtalara paylaştırılan gülümsemen
Zaman mıydı düşmanım yoksa zalim kader mi
Vicdanımı kemiren bu karanlık şey de ne
Elimdeki bir bıçak hiç yaşam vadeder mi
Kesebilmek maharet tutmasını bilene
Teslim ettim ruhumu bir süredir şeytana
Her yaş bir sonrakinin sonsuzluğuna ağlar
Her mutluluk yaklaşan hüznüne
Her kavuşma ayrılığa
Ben de sana ağlar, yanağından akarım
Vuslatımı her daim sensizlikle yakarım
Canıma tak ettiren gülüşüne aldanıp
Beslediğim kötülük hep büyüdü içimde
Tanıştırdı benimle sarhoş tutkularını
Kanıksattı beynime öngörülmez biçimde
Yenilgime sunduğu büyük katkılarını
Gerçeklikten çok uzak bir sanal manzarada
Hakikatin verir şuur
Yok olurum ben efendim
Seninle hep akar durur
Damarımda kan efendim
Gül yüzün çıkmaz zihnimde
Kuşattın aklımı bilmecelerle
Çarmıha gerdiler seni sevmekten
Sorguya çekildim işkencelerle
Yılmadım ismini hiç söylemekten
Seninle çevrili bütün yanlarım
Bir varmış bir yokmuştan bile önceydi.
Ne ezel vardı geçmişe dair, ne de öngörülen bir ebed..
Nuruyla kuşatmışken kainatı Yaratıcı,
O nurdan başka bir şey yoktu beş duyuya hitap eden.
İşte öyle bir zamansızlık silsilesinde,
Nasıl ve ne şekilde girdiysen hayatıma artık;
Şu bomboş yuvamdan sen isen giden
Kahrolur adeta bu sarhoş beden
Sensiz bir hayatı düşünemem ben
Seninle bir başka vaziyetlerim
Artık bir hiç için ağlamam, gülmem
Hakikat narıyla aşk meclisinde
Yanıp kül olmaktır sırrımız bizim.
Bu kadar dünyalık madde içinde
Manayı bulmaktır ülkümüz bizim.
Unutma bu yolda kutsaldır çile
Gündüz geceye aşık oldu
Hayat mezara
Umut nazara
Gidiyorum gitmekte olduğumu bilmeden
Yanımdaki günahlarla gidiyorum
Sonbahar gelmeden gidiyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!