Issız bir şehir bıraktım ardımda,
Bütün dostlukları,
Bütün güzellikleri
Sahilinin kumsalına gömdüğüm.
Şimdi benim gözümde,
Hem çıplak, hem ağlayarak geldim,
Üstüne popoya bir tokat,
Haliyle daha ilk günden isyan,
Adımız oldu isyankar mahlukat.
Ne yerde, ne gökteyim,
Akşama kilit vurma kapının üstüne,
Yolum sana çıkabilir er geç,
Uykun gelirse de, fazla direnme,
Bana salondaki kanepeyi aç,
En güzel geceliğini giymesen de olur,
İnsanoğlu ne garip varlıksın böyle,
Kimi zaman telaşlı, kimi zaman durgun,
Öyle merakta kaldım ki bana da söyle,
Kimin nasibidir, kimliği meçhul bu vurgun?
Kiminiz küskündür hayata, yüreği dar,
Anam, hele bana bir omuz ver yaslanacağım,
Biraz kokundan, birazda nasihatinden alacağım,
Yaşım 40 oldu diye sakın gülme, şaşırma,
Laf aramızda kalır diye, sana geldim annem.
Önce uzun uzun susmak var tabi içimde,
Hani yalnızlık şarkısı radyoda çalar ya,
Hani gecenin ıssızlığı tenini sarar ya,
Bir sünger çeker, tüm yalnızlıkların üstüne,
Gülüşün cihanı aleme yeter manolya,
Çok mu erken geldim, bilemem ya,
Meyhane deyip geçmeyin dostlar,
Sabrın direği kırılmıştır içeride,
Gökkuşağıdır tavandaki bulutlar,
Mezeye gark edilmiştir dertleri de,
Sırtında kamburla gelirler, baş eğik,
Muhbirlerim iki yüzlü çıkmış haberim yok,
Anladığımda dünyam başıma yıkıldı.
Oldu mu şimdi, böylemi sözleşmiştik,
Hani sadakat verilen sözler nerede kaldı.
Beni ben yapan size, bana sahip çıkın dedim,
Gecelermi beni yalnızlığıma sürükleyen,
Yalnızlığım mıdır beni gecelerin koynuna iten?
Penceremin kenarında yol gözlediğim sokaklar,
Islak Nisan gecelerinde benden adım bekleyen.
Issız kalmasın dedim kaldırımlar, bir bende olsam,
Severek, sayarak bahtiyar olmak var,
Söverek, soyarak ihtiyar olmak var,
Boncuk oldum, boyundayım deme,
Bilekte, parmakta 24 ayar olmak var.
Pas ile ovulmaz, küf ile yıkanmaz gönül,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!