Orada
Acının uyluk kemiğini kırdılar
Yüreğimde çekiç sesleri
Kırık
Sağanaklar altında omuzladığım şeylerin acısı
Her yerim nasılda sızlıyor
Gülümsüyorum öyle
Sen aklımda bir çiçek gibi duruyorsun
Dünyanın yanında sen, bir ak güvercin gibi
Üzüntümün elinden tutup uçuyorsun
Masmavi renkler gibi hissediyorum
Göğe bakmak için yorgun...
İşte soruyorum sana
Cuma namazı kaç rekat?
Ne beklenebilir ki
Beni tenimden soyuyor bu acı
Karnımda bir dirsek gibi soluyor çocuklar
Çocuklar
Bilinen bir şey değildi bu
Sanırdımki güzel bir şey yapıyordum
Aşka ve dünyaya dalarak
Sanırdımki ortaya bir şey çıkaracaktım ölümü kurcalayarak..
Ellerim birer zılgıt gibi dünyaya saldığım o korku vecibeydi bana
İmtiyaz sunmuştu bana hayat
Sıfırı tükettim
Eve gelirken börek hamuru alayım dedim
Cepte 5 lira var
Börek 7 lira
Evdeki hesap çarşıya uymuyormuş demek
Yaşayarak öğrendim bunu da
Sarp bir yalnızlık takarak yüreğime giriyorum şehre
Güneşin doğuşunu görmeden gidiyor sekiz vardiyasının işçileri duraklara
Geriye kuşlar esnaflar dilenciler ve biz emekçiler
Garip bir şekilde dolaşıyorum şehri
Bir şeyler anlatılıyor camilerde
Oturur bir pencere kenarında şiir yazarsın.
Gözlerin nereye baktığını bilmez
Öyle bir yere dalarsın...
Elektrik direğinin telleri belki
Belki bir arabanın lastiğine...
Ne önemi var ki,
Sevdiğim kızın yapabileceği bir şey yoktu.
Bir şiir yazardım uzaklarda.
Acıdan yorulur uyurdum gece.
Rüyalarda kapılarımı çalardı o.
Yıkık harabe gönlüme, evime gelirdi.
Dört duvar arasında bir pencere kadar güzeldi o.
Bırakalım bir kenara bu şaçma sapan yalnızlığı
Tüketelim bütün yaşamaları
Sen varken manalı hayat
Koşalım birlikte
Toplayarak kırık dökük aşkları yerlerden
Sonu olalım bu aşkların
Sırf bunun için güzel akşam.
Ne kadar sağlam duruyorsa lügatte aşk.
Evet, aşk...
Bazen hiç bilmediğin bir insana.
Şiirlerde mantık aramayı kes.
Şu an burada boş yaptığımın ben de farkındayım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!