Bu şiirleri nasıl yazdığımı merak edenler var
İnan öyle bir acı ki ben de bilmiyorum
Bu şiirleri hangi kafayla yazdığımı bir bilseydiz intihar ederdiniz
Kaç kez akşamları eve dönerken keşke yolda araba çarpsa da ölsem dediğim zamanlarım oldu benim
Yerlere kanlar içinde uzandığımı hayal ettiğim zamanlar
Her gün öldüğüm zamanlar
Günler azaldı
Ve yıllar çok hızlı geçti
Geçti
Ömrümüzde ne kadar görmemiz gereken acı varsa
Geçti
Ayrılıklar geçti
Azılı ölümler kaynatıyor kanımı
Öldü mü geç ölmek lazım
Öyle değil mi
Ben
Dünyaya alışamamış yalnız bir adamım
Ölmeseydim
Geçer miydi ayaklarım mutluluğa basmadan yaşamın yanından.
Çekilmeseydi sularım yutar mıydı beni deniz
Karıştı kahkahalara sesim kapıda alacaklı gibi payına düşen gözyaşlarım.
Ölmeseydim
Belki açabilirdi bir çiçek yanaklarımda
Yaz gelirdi
Çocuklar okula giderken ben üzülürdüm
Tarladaki kuşları seyrederdim
Vagonlara çıkardım
Buğday sapları batardı ayaklarıma
İştedir
Üzerimde toprak kokusu
Yağmurun sesleri alışık
Bereketli buğday tarlalarında koşan çocuklara
Bana arkasını dönen dünya
Ah diye konuştu adam
Bir şey olmamış gibi ölüme karşı
Z harfine varana dek
Ve her şeyin bittiği yer
Ayaklarımı suçlayamam
Elbet
Beni sevecek kadar hüzünlü çocuklar vardır
Acılar içinde büyüyecekler onlar
Anne ve babaları ölünce çocuklar
Oyuncakları da yetim kalacak
Kapkara bir çiçek gibi açacaklar dünyada
Tütsülenir ekmeğin buğusu
Tütsülenir annesiz çocukların yüreğinde her şeyi mahveden bir şey
Gözyaşı ve kader
Annemin şalvarında yaşamak ve gün batımı
Hayat
Onlar..
Adını bilmediğim çocukları, en çok onları sevdim bakınca dünyaya.
Ölmek üzere olan yerde yaşıyorum
Utanıyorum inatla yaşamaya cüret eden iştahımdan
Utanıyorum, her doğan güneşin, bir çocuk ölümü teşkil ettiği bu zamandan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!