Ölüm gibiydi aşk…
Sessiz geldi, derin kaldı,
İnsanın içindeki bütün şehirleri bir gecede yakan o görünmez savaş gibiydi.
Ne kaçabildik ondan, ne de tam anlamıyla yaşayabildik.
Birini sevmek bazen bir kurşunu göğsünde taşımaktır;
her nefeste biraz daha kanamak ama yine de “iyiyim” diyebilmektir.
Çünkü aşk, herkesin sandığı gibi bir kavuşma değil;
çoğu zaman insanın kendi içindeki enkazla tanışmasıdır.
Biz aşkı yanlış öğrendik…
Bir çift gözde cenneti ararken,
cehennemin tam ortasına düştük.
Bir ses uğruna geceleri sabahlara bağladık,
bir dokunuş uğruna gururumuzu toprağa gömdük.
Ve sonunda anladık ki;
en büyük yalnızlık, yanında herkes varken eksik hissetmektir.
Aşk dediğin şey bazen bir mezardır;
insan diri diri gömülür içine.
Gülüşlerin üstüne toprak atılır,
umutların üstüne taş dizilir.
Ama yine de insan sevdiğinin adını içinden silmeye kıyamaz.
Çünkü bazı insanlar ölmez içimizde…
Sadece susar.
Ve o sessizlik, bir tabut kadar ağır olur geceleri.
Ben aşkı bir çiçek gibi değil,
bir isyan gibi yaşadım.
Kırıldım ama boyun eğmedim.
Terk edildim ama sevgimden utanmadım.
Çünkü gerçek aşk;
karşılık bulunca değil,
kaybedince kim olduğunu gösterir insana.
Şimdi dönüp geçmişe baktığımda görüyorum;
bazı vedalar kurşundan ağırmış.
Bazı insanlar insanın kaderine yazılmış bir yara gibiymiş.
Ve bazı aşklar…
ölümden bile daha uzun sürermiş.
Kayıt Tarihi : 24.05.2026 13:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!