tenha bir köşeye çekilip usulca
gözyaşlarını doğurabiliyorsan
gözlerin kapalı olsa da
adam ayaklarını kadın ellerini
adam aklını kadın yüreğini
birinin yokluğunda diğeri
tek bedende iki can sanki
bölüşürüm gökyüzünü onunla
savrulan duman gibi insan sevince rüzgarda
söyleyeceğin sözler tüterken gözümde
avutur eminim gölgesi düşse de
dudaklarımızı titretecek bakışın ile gelsen
değmese de ellerin ellerime
yarına sevdalı umut ektim yüreğime
ön koşul kabul etsem de umut kırıklıklarını
bir umut.. bir umuttur yeter yaşatır insanı
kalbim su olup aksa gözlerimden
Ellerine âşıktı tüm renkler.
O ise rengârenk ellerine.
Vermek için kırmızıyı bir güle
aşık bir adamı çizecekti
sevdiğinin kadının gözlerinde.
Yıldız kaydırırken gözlerinde güpegündüz geceye inat
Kurumuş çeşmeye benzeyen şu göz pınarlarıyla bak
Unutmuş sanki altın çağıdır aslında her nefes yaşamanın
Bir insan nasıl susturulur dili çözülmüşken acılarının
ve bir adam nasıl gömülür acılarına böyle diri diri
Cıgara üstüne hüzün sararken
Kamyon yükünü boşaltır gibi akşamları
Unutmuş nasılsa
Güneş kadar sabah umutları
Akşam yine aynı akşam
Kışın erken gelir sade karanlık
Yüreğinin heyecanı sanırdı,
titreyen ellerini.
Okuduğu kitaplar da olmasa,
unuttuğu açlığa mutlak isyan ederdi.
Her sese kulak kabartıp içeriden,
koşardı,
aklımı ısıran hatıralar düşerken geceye
canımı değil ama
vicdanımı acıtan tiyatro şimdi zaman
tekrarı bu kadar mı kolay oynanır sahnede
aklımı ısıran gölgeler..
canlanıyor tekrar düştüğü yerde..
gözlerim çarpınca dört duvara
bir kristal gibi dağılır mı
hasretin hatıramda
hayal perdesinde bir gölge gibi
birer cam kırığı olur mu yaşadıklarımızda mazi
sen beni her bakışta bir kitap gibi okurdun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!