umarsız bir martının düşü benimkisi
maviden başka rengi bilir miyim
geçmişe tutsak yarınlara gebe
her ölüşümde bak
deniz gözlü bir çocuğu yeniden doğurmak üzereyim
ortasında kimsesizliğin
kanayan bir dostluğun cinayetinde
git gide uzarken mesafeler
ve can çekişirken
yılların emeği
hangi acı ölçer,
sırtımdaki bıçağın derinliğini?
intihara meyilli yağmurlar büyütürken gözlerimde
bir rüzgar gibi geçerdi aklımızdan sözlerin
cennet ütopya değilmiş niçin
sen nereye gittiysen cennet orası değil miydi bizim için
sen dahil tüm dünya çılgınca yalan biriktirmiş ceplerinde
söyle ipoteklenmiş aşklar da ateşte yanar mı sözlerinde
İnsanlık değil bir savaşın ortasında
öldü pis bir kaldırım aynasında
hepimiz el birliği ile işledik bu suçu
ucundan kıyısından ve en çok da sol yanından vuruldu
umudun elinde oyuncak kalbi zaten yorgundu..
merhem olur mu, bu cennet gülüşün?
kırık bir plak gibi kanayan acılarıma.
ve açtırır mı, güneşi bir çicek gibi üstüme üstüme?
hep aynı yerde takılıp, düşen aklıma..
yasaklı kelimeler büyütüp yıllarca
söylenmemeye esir edip sonra
vazgeçmek de varmış..
bazen insanın kendi kendisine verdiği
en büyük ceza
iki nokta koyup sonuna
büyümesi lazım
demet demet bahar
avuç avuç gökyüzü kadar
apansız boy atan
saçları altın sarısı çocuklar..
Çok yalnızım çokluğun içinde.
Çok zor oluyor çokluğun içinde yalnızlık.
Ne beni bende ara artık
ne de uzakta.
Ben senin kalbindeyim,
sarıl bana
Ne kadar sıkılırsa sıkılsın,
yine de su kaçıran musluğun inadını getirdim- çünkü
bir küçük çocuğun ağlamaya hazır dudaklarına benzer bakışım.
Tutup elinden yalnızlığımı getirdim- çünkü
Onca kalabalık arasında bile tek başıma kalmışım..
çoğu bilmez kumrular tek eşlidir
ve sevginin sınırsızlığı
dem çekmesi gibidir karşılıklı
birbirini seven iki kumrunun sabahları
önce ben söylerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!