Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= IV =
Tahir: Yetmiş milyonu aşmış; duyarlı ve samimi, tüm dostluklar senden yana, Zühre! .
Zühre: Evet biliyorum! . Fakat, asıl dostluk makamını incitmemek için düşünmeliyim! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= II =
Tahir: Seni, hüzne boğan ve derin derin düşündüren, asıl meseleler nelerdir Zühre? .
Zühre: Ben, kendi düşüncem ile, kendime yararlıyım! . Dostluklar nerede bilmiyorum! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= III =
Tahir: Senin, temiz ve serin kalbin başarıları kendine çekecek kadar güçlü, Zühre! .
Zühre: Senin bana olan güvenin, haddini aşmamalı, Tahir! . Başarılar; dostlukların! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatına Mana Kazandırandır! .
= XXXII =
Yurt sevgisi adına; cömertlilik ve duyarlılıklarda, biz öğrencilerine örnek olmuş olan:
Saygıdeğer, eğitim gönüllüsü, tüm öğretmenlerimize çok çok teşekkürler ve de saygılar! .
Kazanımımız olan manevi değerlerimiz ile; Yurdumuz için, hizmete durabilmelidir artık! .
Ve şahsi çıkar ummayan bir yaklaşımla; daima ileri adım eğitim adına varolabilmeliyiz! .
..
“Kitapların Işığından Edindiğimiz Varlığın Manasını Ebediyete Taşıyan Duyarlılıklarız Biz! .”
“ÜÇ KIZ KARDEŞ” Adlı Kitaptan Cümle Derlemem:
BİRİNCİ PERDE
/ Güzel, güneşli bir gün, öğle vakti! . / Üzerinde kız lisesi öğretmenlerinin giydiği lacivert bir takım var; kimi zaman dolaşarak, kimi zaman durarak öğrenci defterlerini düzeltir! . / Sandalyede otururken kitap okumaktadır! . Beyazlara bürünmüş / ayakta durmaktadır; düşüncelidir! . / Bugün sabah gözlerimi açtığımda / ruhum sevinçle doldu ve gönlüm doğup büyüdüğüm yere gitti! . / Yalnız bir hayalim var ki durmadan büyüyor! ... / Hava ne kadar da güzel bugün! . Nedense içimde bir coşku var! . / Güzel düşüncelerle o kadar heyecanlandım ki! . / Bugün üzerinde bir güzellik var! . / Harika görünüyor! . / Kendimi dünden daha genç hissediyorum! ... /
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatına Mana Kazandırandır! .
= XXXIII =
İletişim kurduğumuz lisanımızı geliştirmekte, biz öğrencilerine; örnek olmuş:
Saygıdeğer, eğitim gönüllüsü, tüm öğretmenlerimize, çok çok teşekkür ederim! .
Kazanımımız olan manevi değerler ile; Yurdumuz adına hizmete durabilmelidir! .
Şahsi çıkar ummayan yaklaşım; daima, lisanımızı geliştirmek adına varolmalı! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= I =
Dostluklarımız; derinlikler içerisinde: temizliğini ve serinliliğini, korumalıdır! .
Dostluğa yardımcı olmak isteyen; şahsi çıkar ummamalı ve paylaşımda cömert olmalı! .
Dostluğu yaşamak ve dostluğu yaşatmak; asıl görevimiz olmalı, düşünceli olmalıdır! .
Düşünen bilincimiz; dostluklara hizmet verebildiği ölçüde varoluşu yaşayabilendir! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatına Mana Kazandırandır! .
= XXXI =
Kazanımımız olan, her bir değeri; Yurdumuz insanının menfaatine, feda edebilirsek eğer,
Kazanımımız olan, manevi değerlerimiz ile, Yurdumuz insanlarını da düşünebilirsek eğer;
Gerçek manada, hayata tutunabiliriz ve kendimizi, inanç içinde muhafaza eyleyebiliriz! .
Kaleme alınan ve okunan her bir metni; iyi anlamalı ve hayra yorarak: ilerleyebilmeli! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= XXVI =
Tahir: Çiçekçiliğe iyi ki başlamışım, diyorum! . Çalışmak; dinlendirici oluveriyor! .
Zühre: Verimli olmanın huzuruna erebilenler için; emeğe hizmet: dinlendirici olur! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
Tahir: Biz Eğitim Gönüllülerini; gerçek manada arayışını sürdüren, gerçekleştirdiğimiz davranış biçimi ve söz sarfiyatlarına, temiz ve serin duygular kazandıracak, destekçi olacak, düşünceli ve duyarlı, samimiyet yüklü insanlarımızın var olduğuna dair asla şüpheye düşmemeli, diye düşünüyorum, Zühre! .
Zühre: Şüpheci yaklaşımlar; insana tedirginlik yaşatır ve dünyalık kaygılar içersinde yaşayan bir insan: verimlilik ve üretkenlik adına, çoğu zaman geri adım atar ve kendi canının, kendi hayatının muhafazası için, olmadık stratejiler planlamaya başlar! . Kendi aklının bencilliğinde yaşayan ve paylaşımdan uzak kalan insanlar; erdem yüklü dostluk adına, verimli ve etkili olamaz, diye düşünüyorum, Tahir! .
Tahir: Çok haklısın Zühre! . Erdem; paylaşımcı ruhu ile kendini muhafaza eyleyebilendir! . Paylaşımcı olan ve düşüncelerini, şahsi çıkar ummayan bir yaklaşımla sunabilenlere ne mutlu bir gün bugün! . Zaman; dostluğu anmak ve dostluğu yaşatmak zamanı! . Kendimize göre bir değerler kültürü bütünlüğümüz olmalı ve düşüncelerimiz ile prensiplerimizle; hayata ve aşka kural koymadan, her bir Yurdumuz İnsanın kendi özgürlüğünde, kendi öz günlüğünü yaşayabilmelerini umut edebilmelidir, diye düşünüyorum Zühre! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= XXVII =
Tahir: Esnaflığın hakkını; gereğince verebilmeli ve dürüst olabilmeliyimdir Zühre! .
Zühre: Senin bu ince fikirli hassasiyetlerin ve samimiyetliklerin başarıya ulaşır! .
..
Her Bir Öğrenci; Öğretmenlerinin Cömert Paylaşımları ile: Hayatını Muhafaza Eyler! .
= XXV =
Tahir: Maddi-manevi kazanımlarımız için, dostluğun zafere ulaşması için çalışmalı! .
Zühre: Dün ne yaptın Tahir? Çalışmalarından bizleri haberdar et! . Yardımcı olayım! .
..
elleri cebinde yalnız dolaşan
kadere küsmüş hali perişan
elinde kitabıyla dolaşan
bir öğrenci görürsen beni hatırla
seven sevilenle bir olsa
günüller sevgiyle hep dolsa
..
Ben kendi halinde bir öğrenciyim. Tek amacım; öğrenimi tamamlamak. Vatanıma, hayırlı bir vatandaş olmak. Onun için elimden geleni de yapıyorum. Derslerime çalışıyor; okulda da bir öğrencinin yapması gereken saygıyı, özveriyi göstermeye çalışıyorum.
Eğitim hayatımda; bu sekizinci yılım. Bendeki de şans yani. Öyle bir sınıfa düştüm ki; size nasıl anlatayım. Annemlerin zamanında, televizyonda seyrettikleri, bana da anlattıkları, Hababam sınıfından farkı yok hani.
Bazen, o sınıfa girmek, dersleri dinlemek o kadar zor geliyor bana. Mezun olacağım, o sınıftan kurtulacağım zamanı iple çekiyorum. Şu yaşımda, hayattan bezdirdiler beni. Her gün aynı, bir gün öncesini arıyorum inanın.
Resmen tımarhane. Bir tek deli doktoru eksik. Ne ararsanız var. Her gün kavga. Kavgasız, bir gün dahi geçmiyor. İçimden okula gelirken; “ Acaba, bugün ne olacak, kim kiminle kavga edecek. Kim, kimi yumruklayacak” diye geçiriyorum.
..
Bir okul bitirmek..
Üniversiteden mezun olmak..
Uğraşlarla, emeklerle geldiğin, günü geldi ağladığın günü geldi sızladığın yerden çekip gitmek.
Düne kadar öğrenci dediğin kendine şimdi mezun(?) demek.
Diplomasız İşsiz bir yerde.
Dolmuşa binerken bile öğrenci diyip dememekte tereddüt etmek.
Sanki mezun olduğun anda para kazanıyormuşsun gibi bir algıyla bakılması sana.
..
Sokakta gördüm de Dehşete düştüm
Nasıl Eğitmişiz yavrular sizi
Bir elde siğara,Bir elde defter
Sanki bir Berduşsun Öğrenci gibi
Okul formasın Haybiye takmış
Saç baş darmadağın siğara yakmış
..
Geçen her gün yeni bir ders benimçin
tek sorun bu dersler bitmek bilmiyor
öğrenci de benim, öğretmen de ben
öğrendiğim / öğrettiğimden de az...
Ders vermek kolay da, ders almak çok güç
yıllar gelip geçti / geçmedim hiç ders...
..
İşte veda ediyorum Mahmutbey Lisesi’ne,
İdareci, öğretmen, öğrenci, daha nesine,
Lakin sizlerden ayrılmak çok zor geliyor bana,
Siz! Mahmutbeyliler, kulak verin sesime…
..
Uzun ve yorucu bir çalışma döneminin ardından kısa süreliğine de olsa bir tatile çıkmak ne kadar güzel oluyor. İş ortamından uzaklaşmışken hele bir de seyahate çıkıyorsanız, insan bu duygunun güzelliğini o zaman daha da iyi anlıyor. Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte yaklaşık on gün süreli izne ayrılarak görev yerimden memleketim Ankara’ya doğru yola koyuldum. Her zaman yaptığım gibi birinci gün çocukluk ve öğrencilik yıllarımı geçirdiğim eski mahallemizi ziyaret ettim, tanıdıkları ve çocukluk arkadaşlarımı gördüm. Çocukluk ve öğrencilik yıllarından arkadaşım olan şair dostum Hünkâr Dağlı’yı aradım. Bir müddet sonra geldi ve bir mekanda oturup çay kahve içtik, eski günlerden ve şiirden, sanattan konuştuk. Hünkar Dağlı, her hafta Pazar günleri düzenlenmekte olan “Başkent Şiir Akşamları” programından söz etti. Ve “Ben bu hafta katılmak niyetinde değildim ama mademki sen geldin, hadi beraber gidelim” dedi. Bunun üzerine belirtilen saatte Necatibey Caddesinde güzel bir mekanda gerçekleştirilen program yerine vardık. İçeri girdiğimizde takriben yirmi civarında şair ve sanat dostunun program salonunda yerlerini aldıklarını gördük ve gösterilen yere oturarak biz de programa dahil olduk.
“Başkent Şiir Akşamları” programını; Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında görev yaptığım yıllarda gıyaben tanıdığım, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı eski üyelerinden şair-yazar Ahmet Sevgi hoca yönetiyordu. Bu program vesilesiyle Ahmet Sevgi hocamı daha da yakından tanıma, tanışma ve kendisiyle konuşma fırsatı buldum. Belirtilen vakit geldiğinde, genç şairlerimizden İsmet Benli’nin Sezai Karakoç üstada ait ünlü Mona Rossa şiirini takdimi ve Ahmet Sevgi hocamın açış konuşmasıyla program başlamış oldu. Katılımcılar sırasıyla mikrofona davet edildi. Daha çok şiir sunumlarıyla tanıdığımız şair dostumuz Cumhur Karaca’ya söz verildiğinde bana bir jest yaparak kendine özgü sesiyle “Esmer Benli Yârim” isimli şiirimi seslendirdi. Yine genç öğrenci şairlerden Anıl Çağlayan da “Ankara Garı’nda Beni Bekle” isimli şiirimi okudu. Her iki şair dostun bu küçük sürprizlerinden gayet mutlu oldum. Söz hakkı bana verildiğinde kısaca kendimi tanıttıktan sonra şiire ne zaman başladığıma ve ne tür çalışmalar yaptığıma ilişkin kısa bir açıklamanın ardından programa Ferhat diyarı Amasya’dan gelip katıldığımı belirterek “Ferhat” başlıklı şiirimi seslendirdim. Kısa bir aranın ardından programın ikinci bölümü başladı ve ikinci bölümde de bir müddet önce şair meslektaşım Ersin Kayışlı tarafından bestelenen “Gözlerin” başlıklı şiirimi okudum. Program süresince katılımcı şairler kendilerine ait şiirlerin yanı sıra Yunus Emre, Karacaoğlan, Mevlâna, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sezai Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Nurullah Genç gibi şairlerden de örnekler sundular. Program yöneticisi Ahmet Sevgi hocam bu adını saydığım şair ve fikir adamalarına sanat ve şiir görüşlerine ilişkin açıklamalar yaptı. Bendenize hitaben “Amasya için çok güzel şiirler yazıyorsun ama sen Ankaralısın, senden bir Ankara şiiri bekliyorum” şeklinde küçük bir sitemde bulundu. Dolu dolu ve seviyeli bir programdı, programdan kendi adıma büyük bir keyif ve feyz alarak ayrıldığımı belirtmeliyim.
Bir başka gün şair dostlarımızdan İbrahim İmer’den bir grup şair arkadaşla “Kuytu Kültürevindi” buluşup sohbet edeceklerine ilişkin bir mesaj aldım. Beni de bu sohbet programına çağırıyorlardı. Belirtilen saatte program yerine vardığımda başta değerli büyüğümüz İsmet Bora Binatlı ağabeyimiz olmak üzere Hünkar Dağlı, İbrahim İmer, Müzeyyen Keskin, Hüseyin Bacanak, Ahmet Şahinoğlu, Deniz Şahinoğlu ve Bayram Yelen gibi bir grup sanat dostunu ilgili mekanda yerlerini almış ve sohbete dalmış halde buldum. Bana da yer gösterip iltifat ettiler ve böylece biz de sohbete dahil olduk. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar şiirden, sanattan ve bugüne kadar yapılan ve ilerde yapılması düşünülen sanat etkinliklerinden konuştuk. Sonra, kurucusu bulunduğum Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu’nun faaliyetlerinden ve grubumuz adına iki sene üst üste düzenlediğimiz “Boraboy Şiir Günleri” etkinliklerinden söz açıldı. Grup yöneticilerinin bir kısmını burada bulmuşken grubumuzun faaliyetlerinin yanı sıra ileriye dönük program planlarımızı da değerlendirme fırsatı buldum. Sonunda grubumuz adına ikinci kitabı, yani Vadiden Esintiler –II Şiir Antolojisini çıkarmayı kararlaştırdık. Yeşilırmak Şiir Vadisi Grubu mensubu 50 şairin katılımıyla hazırlamakta olduğumuz şiir antolojisi şu an dizgi aşamasında olup, kısa bir süre sonra şair dostlarla ve okuyucusuyla buluşacaktır.
Yine bir başka gün Çamlıdereli hemşerilerimden bir davet mesajı aldım. ÇAMLIDERE VE DOĞA DOSTLARI DERNEĞİ’ nin her hafta Çarşamba günleri dernek merkezinde yapılan sohbet toplantısına davet ediliyordum. Derneği ve hemşerilerimi ziyaret edeceğime ilişkin derneğin yayın organı olan www.camliderem.org sitesinde bir haber de yapılmıştı. Belirtilen günün akşamı dernek yönetiminden değerli hemşerim Kadir Civelek beni Aydınlıkevler’den aldı. Birlikte Yenimahalle’de bulunan dernek merkezine vardığımızda başta dernek başkanımız ve aynı zamanda Sabah Gazetesi spor yazarı Ali Öcal olmak üzere, dernek yöneticileri ve hemşerilerim beni içtenlikle karşıladılar. Dernek yönetiminden Ümit Kaya, Davut Erşahin, Ali Fuat Atalık, İsmail Çetiner ve değerli meslektaşım Faruk Çalışıcı ve diğer hemşerilerimle tanışıp konuşma fırsatı buldum. Sohbet ve buluşma programına bir müddet önce Ankaragücü Spor Kulübü basın sözcülüğünden istifa eden değerli hemşerim Sami Altunyuva ve şair dostlarımızdan hemşerim Ahmet Eroğlu da katıldı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar şiir-sanat ve spor üzerine sohbetimiz devam edip gitti. Bir ara “TÜRBE / ÇAMLIDERE ŞİİRİ” isimli şiirimi okudum. Şiiri seslendirmem esnasında Çamlıdereli hemşerilerimin büyük bir duygu yoğunluğu içine girdiklerini gözlemledim. Sohbetimize şiir ve sanat programları ve bizim Boraboy Şiir Günleri etkinliklerinden söz ederek devam ettik. Başta dernek başkanımız olmak üzere dernek yöneticileri ve hemşerilerim Boraboy Şiir Günleri etkinliğinin benzerinin memleketimiz Çamlıdere’de de yapılması yönündeki taleplerini dile getirdiler. Böyle bir etkinliğin kendi memleketimizde de düzenlenmesi için karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Sonuç olarak 27-28 Haziran 2009 tarihlerinde iki günü kapsayacak şekilde bir şiir etkinliğinin Çamlıdere Ve Doğa Dostları Derneği adına “Çamlıdere Aluçdağı / Çamkoru Şiir Günleri” adı altında Çamlıdere’de yapılmasını kararlaştırdık. Böylece şiir ve sanat adına dolu dolu yararlı bir günü daha yaşamış oldum.
..
______boşuna saklıyorsun yaşını
______sen hiç büyümedin güzelim
sevişmeler dileniyorum sokaklarda
bazen isteyici
bazen öğrenci kızlardan
..



