OCAĞIN HAKİKATİ
Goncanın bağrını zaman kan eyler,
Lütuf gelir sonra gönül can eyler,
Sabreden dervişe Hak ihsan eyler,
Yüzlerce lütufla gülerek parlar.
Tohum toprak altı sıkıntı çeker,
Gözyaşını bir bir sabra döker,
Boy verince başı harmanı eker,
Bahçeyi süsleyip dünyaya dolar.
Kahrı sevmeyenler lütfa eremez,
Dertle pişmeyenler sırı göremez,
Yusuf gibi zindan yolu süremez,
Müşkülü sabırla kolayca aşar.
Hak rızası soyda dilde değildir,
Boyun eğen insan toprak gibidir,
Ehl-i Beyt aşkı ki berrak sebildir,
Yoldan sapan kişi şeytana döner.
Gönlü temiz olan Selman’dır elbet,
Ehl-i Beyt katında bulur bir izzet,
Edepsiz olanın sonu hep zillet,
Güzel fiil eyleyen murada erer.
O öyle şah ki karınca görse,
Süleyman’a hükmü emriyle verse,
Bir bakışla aslan taşa dönerse,
Düşmanına hükmü her yanı sarar.
Nuh’un gemisidir o yüce kapı,
İsmail yoluna kurbandır yapı,
Dinin dünyan odur, sarsılmaz tapı,
Ondan yüz çeviren noksanda kalır.
Zeki Dedem oğlu, ocağın ferdi,
Gönül deryasına murada erdi,
Şah İbrahim Ocağı şifayı verdi,
Pınarın akışı ummana koşar.
Atatürk yolunda bilimdir özüm,
İki kız babası, nurludur yüzüm,
Antalya’dan doğar hakikat sözüm,
Cehalet mülkünü kökünden yıkar.
Ali evladına kurban bu canlar,
Kalemsiz Şairbu hali anlar,
Ocak zade aslım, geçti zamanlar,
Affa vesiledir bu yanık canlar.
\bm{\mathcal{Kalemsiz}} \bm{\mathcal{Şair}}
Sadık KocabaşKayıt Tarihi : 11.2.2026 05:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!