Ben dalgalı denizler kadar, yorgun,
Bir volkan kadar, sıcak,
Balıklar kadar, sessiz,
Rüzgar gibi, öfkeliyim.
Sağ elimde ihanet, sol elimde aşk,
Biliyor musun ki…seni tanıdığımda,
Hoş kokulu saçların, pembeydi dudakların,
İncecik parmakların, avucunda nem vardı.
Işıl ışıldı gözün, merhabaydı ilk sözün,
Fevkalade bir yüzün, sesinde hüzün vardı.
Fal bakmaya lüzum yok, incitme papatyayı,
Bırak dalında kalsın, düşünme kopartmayı.
Yalnızca seni sevdim, her zaman seveceğim,
Aşkımın kır çiçeği...kırmızı gelinciğim.
Gönül bahçemde teksin, başka gül bulamazsın,
Başta kapı kulları, sonra harem ağası,
Daralmasın istiyor, bu avanta sahası.
Başlıyor ufak ufak, sinsice baş kaldırma,
Sonra da yükseliyor, açık açık saldırma.
Paşa gayet temkinli, saklıyor hislerini,
Asker kazan kaldırmış, kızmış belli birine,
Bir çok çadır kurmuşlar, tam ortalık yerine.
Bütün kaşlar çatılmış, inletiyor her yeri,
Ta...semaya yükselmiş, istemezük sesleri.
Paşa biraz kararsız, korkuyor...tutuyor nefesini,
Nefreti kalbime,ekip suladım,
Boşuna uğraşma...yeşermez dedi.
Beynime bir kurşun,sıkmak istedim,
Tetiği çekmeye...gücüm yetmedi.
Islanmak istedim,sevgi yağmurlarında,
Canım yanıyor,canım,
Böyle, mutsuz olunca.
Kirpiklerin, nemlenip,
Yüzün biraz, solunca.
Sana, güzel bir dünya,
-YETER BANA-
Çam kokulu yerlerde, dağlarda evim olsa,
Tertemiz bir yatağım, yemyeşil çayırlarda.
Sırt üstünde uzansam, bu havayı koklasam,
Yürüyerek günlerce, yükseklere tırmansam.
Sonbahar erken geldi, ilkbahar- yaz görmeden,
Yıllar aylar bitirdi, bir gün ara vermeden.
Gençliğimi yok etti, biten o zalim yıllar,
Geçmiş zamanda kaldı, eski güzel anılar.
Bana ne verdi sanki, yaşam denilen günler,
Daha dün, ergendim,
Zevk-ü sefaya, düştüm,
Olgunluğa, eriştim,
Derd-i devaya, düştüm.
Çırpınıp, debelerken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!