Şu gönlüm sevdana biçilmiş kaftan
Ölçüye gerek yok gel gir sevdiğim
Kumaşı örülmüş sen için Hint’ten
Pahası biçilmez al ser sevdiğim
Hüsranlar yıkıyor gönül dağımı
Derler ki korkulan gelirmiş başa
Gözünü budaktan sakınma oğul!
Yaşayabilirsen korkuyla yaşa!
Sonra pişman olup yakınma oğul!
Mert olan yerine revaçta namert
Sabah ezanları
Asumana raks ediyor
Gözlerim uyku bürümüş.
Sevdam karanlığa yürümüş...
Yüreğim isyanlarda
Atgözlüklü bakanlar başkasına at diyor
Akıl fikir ermiyor ne garipsin be dünya
Aklı hiç kesmeyenler kesen akla höt diyor
Bilen sefa sürmüyor ne garipsin be dünya
Akılsızlar aklını varmış gibi görüyor
Sakarya, Fırat’ın bağları baki
Sanılmasın ayrı katiyen dostlar!
Davetiye çıkar ölüme taki
Görmez kimse hayrı katiyen dostlar!
Çoruh ile Asi olmuşlar kardeş
Paşalımı tutup hapse koydular
Hayır, mezat deyip suçlu saydılar
Zil takıp oynadı keyif duydular
Paşalım üzülme sabreyle dedik!
Gün olur açarız sineye gedik.
Neydi memleketin eskiden hali
Kirli çamaşırlar dökülsün de gör
Parti başkanları emrinde vali
Aradan perdeler çekilsin de gör
Siyaset üstüne çökmüştü dayı
Nur dağında mümin kılarken namaz
Hoş olur huşuyla Mekke'ye bakış
Namaz ile coşup yaparken niyaz
Başlar yüreğinde Kâbe’ye akış
İlk vahiye mekân inzivayı yer
Henüz dâmen-i gülken letâiftedir bülbül
Yapışır eteğine; süsen, menekşe, sümbül
Bazen yakuttan köşksün, bazen olursun ateş
Sen ki, gülsün; karanfil, zambak değil sana eş
Yakışmaz elem, keder; anda endamı haşmet!
Ya İstanbul’un fethi ya da Bayburt’un methi
Yazacaktım birini küsecekti berisi
Ya bundadır ya şunda gönlüm kimdedir sahi?
Yakın iki sevgili olmaz ayrı gayrisi!
Bayburt’tur ana yurdum nasıl ondan koparım?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!