Bilmem kaç yıl oldu sen İstanbul'a konup göçeli Ey! Evliya Çelebi
Daha sonra kaç bin Evliya Çelebi geldi İstanbul'a soramadım nereli?
Gez gör yenil gibidir,Dünya incisisin,her gören över seni İstanbulum
Seni yaşayan kitap yazar haber yazar sekiz sütuna manşet gibi! !
Yağmur ağlamayı bıraktı, sıcak bir yaza döndü
Nasıl bir sinsi geceydi, nasıl bir hinoğlu hindi!
Öyle bir dertliydim ki bunu gören tek yerdi göktü
İnanması güç belki, bulutlar pamuk pamuk gözyaşımı sildi....
(Tüm Kapanmaz Yaraların Yaratıcılarına Saygıyla Küfrolunur...)
Yaşasaydı ne der bu yaptığına geçmişin atan
Baban hangisi kim ananın üzerinde yatan
Gaziantepte doğduk kader bu ya olduk Hollandalı
Olur mu hiç değişir mi bir insanın anası babası vatanı
Ey!!Benim çocuklarım hatırla unutma geçmişini atanı
Artık zamanı geldi ben çekiyorum üstüme kara toprağı...
Çerçevedeki resimlerde çeşitli meyveleri
Resimlerde sahteleri elimizde hep gerçekleri
Devir değişti artık tam tersine
Elimizde plastikleri duvarda kaldı gerçekleri...
Bir gün dikkat ettim ak sakallı nur yüzlü yaşlıya
Yaklaştı bir çocuğun yanına iki elinde saklı parayla
Bilmesini sordu paranın hangi elinde var olduğunu
Bir elinde kuzu bir elinde aslan
Amaç haksızlığa karşı olmak aslen
Bu resmi görüpte yola gelmez ise insan
Alçı ile taş ile heykelin yapmak istedim,yüzüne bakıp bakıp..
Taş kesildim sanki, yüzden düştüm melek yüzüne bakıp bakıp...
İster yağmur de ister gözyaşı gözbebeğimden gelen damlalara akıp akıp
Tövbe gelmek mi bir daha bu dünyaya
Hep aynı dert hep aynı yalancı hülyaya
Usandım artık desen de bu artık rüyaya
Kimler uyanamadan gitti renkli filmden siyah beyaza...
Bir kış günü sessiz parkta kimsesiz terkedilmiş salıncak
Üzeri bembeyaz karla dolu sessiz sedasız rüzgarla sallanacak
Sıcağı gelmez gelmeyecek ayın adı olsada ocak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!