Islak iklimlerin buğusu yüreğimi perçinliyor.
Dilimde kekre bir havadan kalmış tatlar.
Sevdalı hallerimin yağmur kokusu çocukluğum.
İçimde serkeş anların gülistanları ve
Ilıman hüzünlere sığınak olan ebrûlî bulutlar.
Canhıraş bir yağmur boşanıyor gökten.
Yağmur damlıyor saçımdan yüzüme.
Gözüm perde perde bulut.
Şimşekler çakıyor sesimde.
Ellerimi açtım, göğe yalvarıyorum.
Son açmış çiçeklerim de ıslak.
Yağmura küskün rengi bile heyhât!
Sevmek bir korkulu rüya mı?
Yoksa sensiz bir diyar mı?
Meçhûle giden yolcu misali.
Gider gitmez dönülen sefer mi?
Bilmem gurbeti, sılayı sensiz.
Günün ışığı içimde yanıyor.
Nefesimi yakıyor yaşamın tutkusu.
Aylardan hangi mevsimse şimdi zaman,
Fark etmez mühim olan gün, huzur ertesi.
En büyük armağan huzur şu dünyada,
Coskuyla sevmek, sevilmek doyunca...
Yaşamak güzel şey, her ânı cevher.
Güneş kavurur, bulut iç çeker.
Başımdaki yıldızlar derbeder.
Ömürde olmasın hiç heder.
Ne gam artık ne keder,
Geçiyor yıllar birer birer.
Gün ağarınca güvercin çırpınışında dizge sesler.
Sözler ummanda açılmış yelken.
Dizeler asumanda yıldız yıldız gezerken.
Gülüşler bahçemizde açılmış kızıl gül.
Nefesler Boğaz'da aşiyan dalga sesi bize.
Göze aşina yabancılar seyreder alemi.
Kalbimin en doğusundaki coğrafyanın
filizlenen çiçeğinde güneşi açarken
buldum sabahları.
Suskun gülüşlerin köşe başlarında sabahladım.
Yokluktan gelen çırpınışların
satır aralarına bağladım kimligimi.
Yaz gülü, açmış toprağımda.
Gözüm, yedi renk ebem kuşağı.
Pare pare olmuş, sevdamın yolu.
Gönlüme sordum, gizli adını.
İnleyen ezgiler, dilimde.
Dudağım, gonca gül.
Şiirler, şarkılar tükenir elbet
Azalır düş kırıklıkları
Bilenir yaşam, yeniden filizlenir.
Biteviye hayaller doğar,
rüyalardan uzun bitmeyen senfonisi.
Kapı önüne düşmüş bir gül yıllar;
Hayatın, kitap sayfalarındaki kahramanlarıyız.
Tiyatro sahnesindeki roller gibi, adımız.
Namımız, bir sinema filmi afişinde saklı.
Kimi sahne; siyah beyaz, kimisi renkli.
Düşlere kurduk saatlerimizi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!