Ellerini değil yalnız,
o ellerin ardındaki yangını sevdim ben.
Bir yüreğin vardı,
geceyi sabaha bağlayan
sessiz ve dirençli…
Ben seni orada sevdim.
Adını aşk koyduk sonra,
ekmeği bölüşür gibi,
hasreti çoğaltır gibi.
Sen uzak bir şehirdeydin belki
ama ben her sabah
seninle uyanıyordum içimde.
Yolumuzun arasına
dağlar girdi, yollar girdi,
gurbet girdi ardından.
Ben yine de
yol sonlarında seni beklemeyi sevdim.
Bir işçinin akşam paydosunu bekler gibi,
bir annenin oğlunu beklediği gibi
inatla… umutla…
Gece olunca
rüyalarıma sessizce gelişin vardı.
Bir yağmur gibi düşerdin içime.
Ben sabah olmasın diye
karanlığa yalvarırdım bazen;
“biraz daha kal” derdim gecelere,
“biraz daha onun yüzü kalsın gözlerimde…”
Kokunu duymadan yaşamayı öğrendim sonra,
zor oldu.
İnsan susuz kalır da yaşar belki
ama sevdiğinin sesine hasret kalınca
içinden bir şey eksilir.
Sen bendeki candın.
Ben sensizliği
yarım bırakılmış bir türkü gibi taşıdım içimde.
Ve bir gün
o can yeniden bedene dönsün diye
sabırla bekledim.
Çünkü sen,
yalnız sevdiğim değil,
yaşama nedenimdin benim.
Yüreğini kıble bildiğim,
gözlerine sığındığım,
dünyanın bütün gürültüsüne rağmen
inandığım tek limandın.
Ben seni
güzel olduğun için değil,
“sen” olduğun için sevdim.
Ve bu aşkı
acıyla, özlemle, umutla
doyasıya yaşattığın için…
ölürcesine sevdim.
Kayıt Tarihi : 14.01.2006 20:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)