Yukarlara çıkmak istiyorsanız, kendi bacaklarınızı kullanmalısınız. Kendinizi taşıtmayasınız, yabancıların sırtına, kafasına binmeyesiniz. Ama, gerçek insanlarım yok daha, Bu benim sabahım, benim gündüzüm başlıyor, gel artık, gel, ey büyük öğle.
Yani gerçek insan güneşi dorukta deneyimleyen insan, bunu da kendi gücüyle yapmak zorunda modern evrede, çünkü, tarımsal dönemin dayanışma içeren ortamı çekiliyor sahneden, herkes tek başına, zaten kazanmanın, geçimin zorlaştığı ortamda, iyice tek başınasın, demek ki, sanılanın aksine değerlere eskisinden daha çok ihtiyacın var, hiççiliğin değil, değerlerin dünyasının çıkış yolu olabileceğinin manifestosudur aslında, ama, eski yaşanılan alışkanlıkların yöntemi olanlarla değil, yeni aşamanın getirdiği duruma uyumla, değeri bünyene sindirerek, onlar zaten zamanın başından beri her coğrafyada, her aşamada aynı, farkı yeni sınav dönemlerinde farklılaşan durumlarla, soruların başkalaşması, aynı soruları, yeni biçimlerle cevaplama yeteneğine katkı yapıyor, yani - ipe sıkı sarılma - esasında değişen bir şey yok, sadece yeni konumun farklı, daha çok istismarın görüldüğü bu aşamada öldürdüğün Tanrı, aslında, her yerde sinmiş varlığını, gerçek boyutuna taşıyacak doğallığı koruyabilirsen gene görünüm alanında olacak, ama üstüme çeker yorganı yatarım, görmem olur biter, işime bakarım dediğinde, işine bakılır gerçekten, hiçbir şeyi örtemezsin çünkü, varolan hep vardır, sen var mısın meçhul olan o, ama, olabilirsin o da ne kadar görünür sende, görünür kalman için, olayın anahtarı bu, yoksa hiçbir kapının açılacağı falan yok, sen açmanın gayretine girince başlayacak, başkalaşım, süresizlik, adım atmakla, kendi patikasını işaret ediyor. Kolay gelsin.
Hakkıyla ve samimiyetle yerine getirmediğin ödevin - salih amel - duası, boşuna uğraştır, önce bol puanın olacak, sonra kendi duan, başkası değil. Kolay gelsin.
Gerçi saklandığı yere, pek yüce olan girince, o bir bakışta tanınan melek dimdik, görkemli, ve parıltılar salan, yalvardı, bütün iddialardan vazgeçerek, izin verilsin diye gezgin kalmasına, eskisi gibi, dalgın tacir olarak yani, fazla gelirdi ona, bilginlere de, görmek sözün böylesini. yalvarana gösteriyor ve istiyordu tekrar. Oku.
Çoktan okumuş denirdi artık ona, yapabilendi o, kulak veren ve yapandı.
Muhammedin Yakarması, RİLKE, Alman Şair, 1920
Muhammed arka arkasına kız çocukları doğduğu için kabilesinde alay konusu olur, o da dağlara çekilir sakinleşmek, kendini dinlemek için ve yardım, o geleneklere, darbe vurmak için gelir, yani cahilliyeye, - İnsan zalim, cahil, ve nankördür - ayeti gibi, ilk vahiy o kederli haline, kıymet verdiği güvenilir muhammede destektir. İyi de gelenek neden ortadan kalkmaz yüzyıllarca, sürer, çünkü görecek işi vardır tasfiyede, kim Allahın sözüne asılacak, kim kolayına kaçacak, onun emri önünde yalnızsın çünkü, çevreyi karşına alman lazım, ve asılan kazanır, böyle daha kolay diyen tasfiye olur, tarihin saati tıkır tıkır işler, senin ki, işlememişse, süzmeliğine yan.
Dünyaya gelmen seni insan yapmıyor esaslara bağlılık konusunda gösterdiğin gayret, tavizsizlik seni insan yapıyor, yani daima güzel işler yapmak, safiyanelikle, hile katmadan, o zaman insansın ve yeni bir kabulu hakediyorsun. Sen bilirsin.
Toplumsal kurtuluşa inanan yoktur, toplum içindeki samimi adanmışların kurtulabileceğine dair öneriler vardır, siyaset binanın çatısıdır, ama, evde neler yaşanır belirleyen odur, kimliğin orda gözükür, seçilir veya seçilmezsin. Hayat oyunu.
Bahçelerinizde bahar durmaz, Dursa da neye yarar Görünmeyen hudutlar arasında Gaipten haber verir yaşamlar. Ne yüzüm ak, ne aşka doymuşum, Gençliğim parça parça, arzu ve hülyada Artık bulunmamak istiyorum, Hiç bir dünyada.
Ne diyor Varlıktan Başka, Şiirin ismi de - Cahil - , Kuran da hatırlayalım, - İnsan cahil, zalim, nankördür - diyordu, yani kovuluş nedenin, şimdi devam ediyor, - bahçelerinizde bahar durmaz - dursa da neye yarar - niye böyle dünya tarihine, ilişkilerine bak görürsün, neler yaptığını, hele rehberde çöpe atılmışsa, sabun bile yaparsın insan kardeşinden, gelen baharı da köreltiyorsun, çünkü referansın yok artık, güdülerin pusulası ne yapar işte tarih onu anlatır, Osmanlı Türklerinde farklı olan bu işte, samimi bağlılıkları biraz da olsa raya sokuyor, nizam bölgeleri fazla itiraz etmiyor, hep de öyle diğil tabii, karakteri önemsemeyen bir yetkili, eziyete başlıyor, kontrol edene kadar merkezce, yandı gülüm keten helva, sonrada oyun gereği tabii ki, kuyuyu boyluyor o başka, 700 yılın 200 yılında nerdeyse var bu, bknz. Celali İsyanları, ama, bu da az şey değil, dünya gibi bir yerde başka coğrafyalar çok daha şeker, neler yemiyorlar, psişeni kontrol edememişsen, görünmeyen hudutlar arasındaki, gaipten haber verir yaşamlar, işte görünmeyenin bilincini sağlayan dünyanın gerçekliğini yitirişi ile ortaya çıkan durumsallık, ama, bilgilendirici de olabiliyor, ve kapı açıyor, işte kıt bilginin yol açtığı vahşetle, yeni bir zaman arayışı psişene doluşuyor, tabii bilinç olayı değil, kendiliğindenlik, ya da Mevlana nın ünlü kitabı gibi - Kendinde kendin - ortaya çıkıyor, zaten orda duruyordu, şimdi hareket oldu, uyku hali canlılık oluyor, zamandışılık alanındayız, buranın olmayışı orayı olur yapıyor, olay bu.
Yukarlara çıkmak istiyorsanız, kendi bacaklarınızı kullanmalısınız. Kendinizi taşıtmayasınız, yabancıların sırtına, kafasına binmeyesiniz. Ama, gerçek insanlarım yok daha, Bu benim sabahım, benim gündüzüm başlıyor, gel artık,
gel, ey büyük öğle.
Yani gerçek insan güneşi dorukta deneyimleyen insan, bunu da kendi gücüyle yapmak zorunda modern evrede, çünkü, tarımsal dönemin dayanışma içeren ortamı çekiliyor sahneden, herkes tek başına, zaten kazanmanın, geçimin zorlaştığı ortamda, iyice tek başınasın, demek ki, sanılanın aksine değerlere eskisinden daha çok ihtiyacın var, hiççiliğin değil, değerlerin dünyasının çıkış yolu olabileceğinin manifestosudur aslında, ama, eski yaşanılan alışkanlıkların yöntemi olanlarla değil, yeni aşamanın getirdiği duruma uyumla, değeri bünyene sindirerek, onlar zaten zamanın başından beri her coğrafyada, her aşamada aynı, farkı yeni sınav dönemlerinde farklılaşan durumlarla, soruların başkalaşması, aynı soruları, yeni biçimlerle cevaplama yeteneğine katkı yapıyor, yani - ipe sıkı sarılma - esasında değişen bir şey yok, sadece yeni konumun farklı, daha çok istismarın görüldüğü bu aşamada öldürdüğün Tanrı, aslında, her yerde sinmiş varlığını, gerçek boyutuna taşıyacak doğallığı koruyabilirsen gene görünüm alanında olacak, ama üstüme çeker yorganı yatarım, görmem olur biter, işime bakarım dediğinde, işine bakılır gerçekten, hiçbir şeyi örtemezsin çünkü, varolan hep vardır, sen var mısın meçhul olan o, ama, olabilirsin o da ne kadar görünür sende, görünür kalman için, olayın anahtarı bu, yoksa hiçbir kapının açılacağı falan yok, sen açmanın gayretine girince başlayacak, başkalaşım, süresizlik, adım atmakla, kendi patikasını işaret ediyor. Kolay gelsin.
Hakkıyla ve samimiyetle yerine getirmediğin ödevin - salih amel - duası, boşuna uğraştır, önce bol puanın olacak, sonra kendi duan, başkası değil. Kolay gelsin.
Hangi dramı resmederse resmetsin, şiirin kendine özgü bir mutluluğu vardır. - Gaston BACHELARD, 1962, Fransız Filozof.
Ben den taşanla ben olur, eksilenle yokolur.
Gerçeğin kenar süsü.
Gerçi saklandığı yere, pek yüce olan girince,
o bir bakışta tanınan melek dimdik, görkemli,
ve parıltılar salan, yalvardı, bütün iddialardan
vazgeçerek, izin verilsin diye gezgin kalmasına,
eskisi gibi, dalgın tacir olarak yani, fazla gelirdi ona,
bilginlere de, görmek sözün böylesini. yalvarana
gösteriyor ve istiyordu tekrar. Oku.
Çoktan okumuş denirdi artık ona, yapabilendi o,
kulak veren ve yapandı.
Muhammedin Yakarması, RİLKE, Alman Şair, 1920
Muhammed arka arkasına kız çocukları doğduğu için kabilesinde alay konusu olur, o da dağlara çekilir sakinleşmek, kendini dinlemek için ve yardım, o geleneklere, darbe vurmak için gelir, yani cahilliyeye, - İnsan zalim, cahil, ve nankördür - ayeti gibi, ilk vahiy o kederli haline, kıymet verdiği güvenilir muhammede destektir.
İyi de gelenek neden ortadan kalkmaz yüzyıllarca, sürer, çünkü görecek işi vardır tasfiyede, kim Allahın sözüne asılacak, kim kolayına kaçacak, onun emri önünde yalnızsın çünkü, çevreyi karşına alman lazım, ve asılan kazanır, böyle daha kolay diyen tasfiye olur, tarihin saati tıkır tıkır işler, senin ki, işlememişse, süzmeliğine yan.
O oyun kuransa sen nesin, tabii ki oyuncak, ama, olmayabilirdin de, ona halis iman diyoruz, 55 derecede demir bükenlere bak, cahil kim, bilgi nerde.
Dünyaya gelmen seni insan yapmıyor esaslara bağlılık konusunda gösterdiğin gayret, tavizsizlik seni insan yapıyor, yani daima güzel işler yapmak, safiyanelikle, hile katmadan, o zaman insansın ve yeni bir kabulu hakediyorsun. Sen bilirsin.
Toplumsal kurtuluşa inanan yoktur, toplum içindeki samimi adanmışların kurtulabileceğine dair öneriler vardır, siyaset binanın çatısıdır, ama, evde neler yaşanır belirleyen odur, kimliğin orda gözükür, seçilir veya seçilmezsin. Hayat oyunu.
Bahçelerinizde bahar durmaz,
Dursa da neye yarar
Görünmeyen hudutlar arasında
Gaipten haber verir yaşamlar.
Ne yüzüm ak, ne aşka doymuşum,
Gençliğim parça parça, arzu ve hülyada
Artık bulunmamak istiyorum,
Hiç bir dünyada.
Ne diyor Varlıktan Başka, Şiirin ismi de - Cahil - , Kuran da hatırlayalım, - İnsan cahil, zalim, nankördür - diyordu, yani kovuluş nedenin, şimdi devam ediyor, - bahçelerinizde bahar durmaz - dursa da neye yarar - niye böyle dünya tarihine, ilişkilerine bak görürsün, neler yaptığını, hele rehberde çöpe atılmışsa, sabun bile yaparsın insan kardeşinden, gelen baharı da köreltiyorsun, çünkü referansın yok artık, güdülerin pusulası ne yapar işte tarih onu anlatır, Osmanlı Türklerinde farklı olan bu işte, samimi bağlılıkları biraz da olsa raya sokuyor, nizam bölgeleri fazla itiraz etmiyor, hep de öyle diğil tabii, karakteri önemsemeyen bir yetkili, eziyete başlıyor, kontrol edene kadar merkezce, yandı gülüm keten helva, sonrada oyun gereği tabii ki, kuyuyu boyluyor o başka, 700 yılın 200 yılında nerdeyse var bu, bknz. Celali İsyanları, ama, bu da az şey değil, dünya gibi bir yerde başka coğrafyalar çok daha şeker, neler yemiyorlar, psişeni kontrol edememişsen, görünmeyen hudutlar arasındaki, gaipten haber verir yaşamlar, işte görünmeyenin bilincini sağlayan dünyanın gerçekliğini yitirişi ile ortaya çıkan durumsallık, ama, bilgilendirici de olabiliyor, ve kapı açıyor, işte kıt bilginin yol açtığı vahşetle, yeni bir zaman arayışı psişene doluşuyor, tabii bilinç olayı değil, kendiliğindenlik, ya da Mevlana nın ünlü kitabı gibi - Kendinde kendin - ortaya çıkıyor, zaten orda duruyordu, şimdi hareket oldu, uyku hali canlılık oluyor, zamandışılık alanındayız, buranın olmayışı orayı olur yapıyor, olay bu.