Kısaca tarihte yöneten ve yönetilenin olmadığı tek bir saat ve coğrafya yoktur, ama, hıncıda vardır, evde karı koca çocuktan başla ve nasıl birbirlerine hep kendini haklı görerek kızdıklarına bak, bunu topluma, ülkelere yay, savaşlar neden var, hele ekonomik nedenler keskinse, ve insanlık tarihi neden maşallah, mezbaha benzer anlarsın, sadece 250 yılında savaş yok, kayıtlara göre, ama, burda ipe sıkı sarılan, doğrudan şaşmayan az sayıdada olsa ipi göğüsler, oyun da sınav da bu, Marks kendisi bile adil değilken adalet peşindeymiş gibi kendi hıncını boşaltıyordu, başarılı da oldu, milyonlarca insanı vahşete sevkederek, fırına yolladı, kendiyle birlikte, ve gene başa dönüldü, gene yeni bir vahşetin hazırlıkları devam ediyor, ve şimdi yeni kuramlarla, Butler lara veya benzerlerine iyi bakın ne hazırlandığı ve neye mal olacağı yavaştan uç verir. - Ulus devlet marşını kim söyler, Savaş Tertipleri vb. - Toynbee nin İngiliz Gizli Servisi danışmanlığı nöbet devreder, yeni egemene ve böyle gider, son hesap günü gelinceye değin. sonra da dökümü çıkarılır, orda zındıklık nasıl bir tuzak mış göremeyene ya da görmeyene de gösterilir.
Hanginiz iyi ve güzel işler yapacak görelim ve gösterelim diye hayatı ve ölümü yarattık. - KENDİ.
Vahiy olmadan da din diye bir şey olmaz, doğrudan kendi konuşmadığı hiçbir şey din değildir, senin zırvalarındır daha çok, şu söylenende de anlaşılmayacak bir şey yok, kötüsünü yapmak istiyorsan, anlamadım dersin olur biter, sen de öyle.
Şüphesiz bilgeliği seven böyle olmalıdır, hakikaten kendisiyle saf ve kirlenmemiş bir birlik arar, ancak ona ulaşmanın tek bir yolu yoktur. elbette herkes bu benzersiz ve en hakiki iyiliği kendi sağlığı ve kuvveti ölüsünde kavrar. Onda tarif edilemez ve akıl ermez zihinsel bir ışık vardır, bizim bildiğimiz ışık bize ona, yani bilgeliğin ışığına, nasıl sahip olabileceğimizi öğretebilir. Zira öyle sağlıklı ve sıhhatli gözler vardır ki, hiç tereddütsüz güneşe doğrudan bakabilirler. Onlar için ışık bir bakıma sağlığın kendisidir.
AUGUSTINUS, Antik Roma Filozof ve Teoloğu, - Berberi kökenlidir - 354 - 430
Çev. Fırat ÇELEBİ.
Bu evrede buralarda, bu kavramlara değer veren 7 senelik süreçte hiç kimse çıkmadı bana yarayan bir şey var mı ve taş koymaktan başka, maalesef ikiside işinizi çözmeyecek, sadece bu kavramlar bana uyar ve burdan bana bitmeyen bir ödül çıkara aklı yatanlar, kendini ispatlayarak yararlanabilir, ya de ne isterse onu yapar, sadece fikir versin diye alıntıladım.
İmkanların dışında bir kent bu, yolunun taşları elmas baştan başa, Dört bir yanını ışık orduları kaplıyor, dağılıyor yüzünü örten bulutlar, gönül şenliği duyman yaklaştı, Haydi girelim artık.
Teknik, aynı zamanda barbarlıktır. - Michel HENRİ, Fransız Filozof,
Çok işimizi görür işimiz kolaylaştırır, ama, aynı zaman da bizim de işimizi görür, parçalar atar, hayat oyunu, oyuna gelmeyin, onun bizim işimizi görmek için bir araç olduğunu bilin, onun aracı, oyuncağı olmayı değil, insan olmayı hedefleyin, bizim geçmiş medeniyetimizin öğrettiği gibi, avantajınız o bu fikri yaşamamış olanlardan, her duyduğunu benimsemeden önce, altın fırsatı kaçırmayın.
Psişen önde gelen tetikçindir, seni harcamasına izin verme, özellikle Modern evrede bu hızla artar, infazdan önce elini tutabilirsin, Kuranı iyi anlayarak, devamlı bunu söylüyorum, yoksa herhangi bir rüzgarda kapılman işten değil, pusuda seni bekliyor devre dışı bırakmak için, eleme çağında, ipe asılan ipi göğüsler, sınav da bu, oyun da.
Şehir endüstriyel yapının güçlenmesiyle sınıfsal çelişkiyi de keskinleştirir, tarımsal evrede dert olmayan her türlü psişik özellik boğazını sıkmaya başlar, düşmanlık katsayısı artar, şehir zorluğu da nedeniyle, çatışmaya ivmelendirir, yani ruhsal sağlığını, dolayısıyla fiziksel sağlığını da koruman güçleşir, bu da doğrudan ağır bir maliyet yükler, rekabetle kaybettiklerini de ekle, altında ezilmeye başlarsın, kötülüğü saymıyorum o bonus, anonimleşen insan, daha kolay doğasının zararlı yanlarını sergilyebileceği bir ortama kolayca devrili, ordan da kalıcı devre dışı bırakılır, ondan Modern evre, şehrin ve endüstirnin keskinleştiren yapısıyla insanı doğrar atar, ilacı Kuranın rehberliğine anlayarak, uyum sağlayabilmektir, artık eskisi gibi toplumsal yapıda yaygınlaşamaz ama, bireysel adanmışlık hiç olmazsa kendini kurtarır, yalnız bile kalsan, ki zaten öylesin, berabermişin gibi geliyor, seni yıkacak unsurları, çabucak altedersin, yani doğrudan sağlığına katki yapar . Kolay gelsin.
Kısaca tarihte yöneten ve yönetilenin olmadığı tek bir saat ve coğrafya yoktur, ama, hıncıda vardır, evde karı koca çocuktan başla ve nasıl birbirlerine hep kendini haklı görerek kızdıklarına bak, bunu topluma, ülkelere yay, savaşlar neden var, hele ekonomik nedenler keskinse, ve insanlık tarihi neden maşallah, mezbaha benzer anlarsın, sadece 250 yılında savaş yok, kayıtlara göre, ama, burda ipe sıkı sarılan, doğrudan şaşmayan az sayıdada olsa ipi göğüsler, oyun da sınav da bu, Marks kendisi bile adil değilken adalet peşindeymiş gibi kendi hıncını boşaltıyordu, başarılı da oldu, milyonlarca insanı vahşete sevkederek, fırına yolladı, kendiyle birlikte, ve gene başa dönüldü, gene yeni bir vahşetin hazırlıkları devam ediyor, ve şimdi yeni kuramlarla, Butler lara veya benzerlerine iyi bakın ne hazırlandığı ve neye mal olacağı yavaştan uç verir. - Ulus devlet marşını kim söyler, Savaş Tertipleri vb. - Toynbee nin İngiliz Gizli Servisi danışmanlığı nöbet devreder, yeni egemene ve böyle gider, son hesap günü gelinceye değin. sonra da dökümü çıkarılır, orda zındıklık nasıl bir tuzak mış göremeyene ya da görmeyene de gösterilir.
Hanginiz iyi ve güzel işler yapacak görelim ve gösterelim diye hayatı ve ölümü yarattık. - KENDİ.
Vahiy olmadan da din diye bir şey olmaz, doğrudan kendi konuşmadığı hiçbir şey din değildir, senin zırvalarındır daha çok, şu söylenende de anlaşılmayacak bir şey yok, kötüsünü yapmak istiyorsan, anlamadım dersin olur biter, sen de öyle.
Şüphesiz bilgeliği seven böyle olmalıdır, hakikaten kendisiyle saf ve kirlenmemiş bir birlik arar, ancak ona ulaşmanın tek bir yolu yoktur. elbette herkes bu benzersiz ve en hakiki iyiliği kendi sağlığı ve kuvveti ölüsünde kavrar. Onda tarif edilemez ve akıl ermez zihinsel bir ışık vardır, bizim bildiğimiz ışık bize ona, yani bilgeliğin ışığına, nasıl sahip olabileceğimizi öğretebilir. Zira öyle sağlıklı ve sıhhatli gözler vardır ki, hiç tereddütsüz güneşe doğrudan bakabilirler. Onlar için ışık bir bakıma sağlığın kendisidir.
AUGUSTINUS, Antik Roma Filozof ve Teoloğu, - Berberi kökenlidir - 354 - 430
Çev. Fırat ÇELEBİ.
Bu evrede buralarda, bu kavramlara değer veren 7 senelik süreçte hiç kimse çıkmadı bana yarayan bir şey var mı ve taş koymaktan başka, maalesef ikiside işinizi çözmeyecek, sadece bu kavramlar bana uyar ve burdan bana bitmeyen bir ödül çıkara aklı yatanlar, kendini ispatlayarak yararlanabilir, ya de ne isterse onu yapar, sadece fikir versin diye alıntıladım.
İmkanların dışında bir kent bu, yolunun taşları elmas baştan başa,
Dört bir yanını ışık orduları kaplıyor, dağılıyor yüzünü örten bulutlar,
gönül şenliği duyman yaklaştı, Haydi girelim artık.
Şeyh GALİB, ŞAİR.
Herkes evrene baktı, ben dönüp kendime baktım, bir daha dönen olmadı. - Hallac.
Ezberle solan bir güldür.
Varoluşumuzu öğrenmek çok acıdır, ama, yapacak bir şey de yoktur. - Ralp Waldo EMERSON,
Halbuki yapacak bir şey vardır, bunu dedelerimiz yaptı, Kuranın ipine sıkı sarılmak.
Teknik, aynı zamanda barbarlıktır. - Michel HENRİ, Fransız Filozof,
Çok işimizi görür işimiz kolaylaştırır, ama, aynı zaman da bizim de işimizi görür, parçalar atar, hayat oyunu, oyuna gelmeyin, onun bizim işimizi görmek için bir araç olduğunu bilin, onun aracı, oyuncağı olmayı değil, insan olmayı hedefleyin, bizim geçmiş medeniyetimizin öğrettiği gibi, avantajınız o bu fikri yaşamamış olanlardan, her duyduğunu benimsemeden önce, altın fırsatı kaçırmayın.
Psişen önde gelen tetikçindir, seni harcamasına izin verme, özellikle Modern evrede bu hızla artar, infazdan önce elini tutabilirsin, Kuranı iyi anlayarak, devamlı bunu söylüyorum, yoksa herhangi bir rüzgarda kapılman işten değil, pusuda seni bekliyor devre dışı bırakmak için, eleme çağında, ipe asılan ipi göğüsler, sınav da bu, oyun da.
Şehir endüstriyel yapının güçlenmesiyle sınıfsal çelişkiyi de keskinleştirir, tarımsal evrede dert olmayan her türlü psişik özellik boğazını sıkmaya başlar, düşmanlık katsayısı artar, şehir zorluğu da nedeniyle, çatışmaya ivmelendirir, yani ruhsal sağlığını, dolayısıyla fiziksel sağlığını da koruman güçleşir, bu da doğrudan ağır bir maliyet yükler, rekabetle kaybettiklerini de ekle, altında ezilmeye başlarsın, kötülüğü saymıyorum o bonus, anonimleşen insan, daha kolay doğasının zararlı yanlarını sergilyebileceği bir ortama kolayca devrili, ordan da kalıcı devre dışı bırakılır, ondan Modern evre, şehrin ve endüstirnin keskinleştiren yapısıyla insanı doğrar atar, ilacı Kuranın rehberliğine anlayarak, uyum sağlayabilmektir, artık eskisi gibi toplumsal yapıda yaygınlaşamaz ama, bireysel adanmışlık hiç olmazsa kendini kurtarır, yalnız bile kalsan, ki zaten öylesin, berabermişin gibi geliyor, seni yıkacak unsurları, çabucak altedersin, yani doğrudan sağlığına katki yapar . Kolay gelsin.
Bazen sadece bir şiiri anlamak için bir ömür gerekir. - Karen ARMSTRONG, İngiliz Dinler Tarihçisi, dğm. 1944