UYARI: Yaşanan teknik sorun nedeniyle, 1 Nisan 2006 Cumartesi günü gönderdiğiniz / aldığınız mesajlardan bazıları silinmiş olabilir. Gelen mesajlarımdan bazıları silinmiş benimde..:(((Okuyamadığım kaç tane gitti acaba...? ? ? ..:((( ŞAKA GİBİ......
Çocuk kalmak başka bişey... Büyümek ama içince çocukça heyecanlar taşımak başka bişey.. Gerçekten büyümüş hiç kimsenin, Çok basit bir kurguya sahip bu kadar yalın formlu basit bişeyi, üstelik de ezbere bildiği bişeyi tekrarlamaya bayılacağını sanmam... Bu olsa olsa çocukluğun güzel günlerine bir özlem olabilir... Çünkü masallar devamını merak ettiğimiz bir hikaye olmaktan çok, onu bize anlatan, çok sevilen ve çok sevildiğimiz bir büyüğümüz ile bizim aramızda bir sıcaklık bir sevgi alışverişidir... Onları kendimize özel ve gerçek sanırdık... Sonra birgün farkettik kiii... Kurdu ninesi sanan kızın şapkasının kırmızı olduğunu bütüün çocuklar bilirmiş... İşte o gün gerçekle masal arasındaki farkı anladığımız gündür.. Ve o an da gerçekten büyüdüğümüz andır... Yaşamın kompleks yapısını bi ucundan da olsa kavramaya başlamış hiç kimse dönüp o basit formlu hikayeleri yeniden dinlemekten zevk alamaz... Bir senfoninin bıraktığı inanılmaz lezzete alıştıktan sonra, dönüp fış fış kayıkçıyı dinlemeye bayılmak gibi bişey olur çünkü... :))
Evet doğru arılar mükemmel altıgenlerden oluşan mükemmel petekler yaparlar... Çünkü tanrı tarafından petek ve bal yapmak üzere programlandırılmışlardır... Ama bir tüp geçit yap deseniz onu yapamazlar.. Onun için programlandırılmış başka hayvanlar biliyorum ben.. Örneğin karınca ve köstebek de yine tanrı eliyle (kendi iradeleri dışı) ve tanrının içlerine koyduğu iç güdüyle kusursuz olarak tüp geçitler yaparlar... Yalnız ortaya çıkan mükemmel sonuçlarda bu hayvanların zekaları yaratıcılıkları, kendi irade ve seçimleri, vicdan duygu gibi unsurları hiç mi hiç söz konusu değildir... Bir tüp geçit yapmak konusunda hiçbir iç güdüsü bulunmayan ve bu iş için asla programlanmamış olan insan, tamamen kendi seçimiyle bir tüp geçit yapmaya kalkar... Üstelik bunu sadece kendi akıl zeka ve yetenekleriyle başarır.. Ha boğazın iki yanını bağlayan bir tüp geçitte 1 metre hata payı olurmuş (ki oda sanırım sadece fıkrada olur :))) E o kadar kusur da kadı kızında olsun di mi.. :))) Felsefe insanı hayvandan ayıran pek çok tanım yapmış.. Düşünen hayvandır falan filan gibi... Belki de kendi iradesiyle ve içgüdüleri dışında da davranabilme farkı, hayvandan ayrılan en büyük özelliğidir insanın kimbilir.. :))) Ve tanrı dileseydi insanı da sadece iç güdüleriyle davranan ve bu yüzden mükemmel sonuçlara ulaşan bir yaratık yapabilirdi.. (mesela melekler var.. hayvanlardan daha da hatasız.. bi çeşit robot sanki..) Yapmadığına ve insanı böyle hataya müsait kıldığına göreeee.... E vardır bi bildiği diyorum... :)))
Boğaza bir tüp geçit yapmak üzere ihale açılır.. Bir ingiliz firması derki; Biz iki taraftan kazmaya başlarız.. Ortaya geldiğimizde en fazla bir metrelik bir yanılma olabilir... onu da kolayca yedirebiliriz. Bir amerikan firması ise aynı şekilde başlayacağını ama ortaya gelindiğinde en fazla yarım metrelik bir seviye farkı olacağını onunda sorun olmayacağını söyler.. Japonlarsa daha iddialıdır... Onlarda seviye farkı en fazla on santim olacaktır ki bu hiç önemli değildir bizim temelde ihaleye girmiştir ve teklifi şudur; Biz de boğazun iki yakasundan kazmaya başlayruz.. Ortaya celdiğumuzda kavuştuuuuuk kavuştuk.. yok kavşamaduk iki tüp geçütinuz olurr... :))
Rüzgar gibi geçtinin o meşhur Scarletti.... Evin perdelerini söküp kendine elbise dikmişti.. :))
Yosuuunnn... :)) Denizi özlediiimmm... :)) Deniz kokusu istiyoruuummm.. :))
UYARI: Yaşanan teknik sorun nedeniyle, 1 Nisan 2006 Cumartesi günü gönderdiğiniz / aldığınız mesajlardan bazıları silinmiş olabilir.
Gelen mesajlarımdan bazıları silinmiş benimde..:(((Okuyamadığım kaç tane gitti acaba...? ? ? ..:(((
ŞAKA GİBİ......
Dalgalı bi tanesini benimle paylaşacak.. :)) Ben de olcaaaammmm.. :)))
Çocuk kalmak başka bişey... Büyümek ama içince çocukça heyecanlar taşımak başka bişey..
Gerçekten büyümüş hiç kimsenin, Çok basit bir kurguya sahip bu kadar yalın formlu basit bişeyi, üstelik de ezbere bildiği bişeyi tekrarlamaya bayılacağını sanmam... Bu olsa olsa çocukluğun güzel günlerine bir özlem olabilir... Çünkü masallar devamını merak ettiğimiz bir hikaye olmaktan çok, onu bize anlatan, çok sevilen ve çok sevildiğimiz bir büyüğümüz ile bizim aramızda bir sıcaklık bir sevgi alışverişidir...
Onları kendimize özel ve gerçek sanırdık... Sonra birgün farkettik kiii... Kurdu ninesi sanan kızın şapkasının kırmızı olduğunu bütüün çocuklar bilirmiş... İşte o gün gerçekle masal arasındaki farkı anladığımız gündür.. Ve o an da gerçekten büyüdüğümüz andır...
Yaşamın kompleks yapısını bi ucundan da olsa kavramaya başlamış hiç kimse dönüp o basit formlu hikayeleri yeniden dinlemekten zevk alamaz... Bir senfoninin bıraktığı inanılmaz lezzete alıştıktan sonra, dönüp fış fış kayıkçıyı dinlemeye bayılmak gibi bişey olur çünkü... :))
Tabi yeni doğmuşa aranacak.. :)) eski doğmuşun bi tane oluyo çünkü genelde... :)))
Evet doğru arılar mükemmel altıgenlerden oluşan mükemmel petekler yaparlar... Çünkü tanrı tarafından petek ve bal yapmak üzere programlandırılmışlardır... Ama bir tüp geçit yap deseniz onu yapamazlar.. Onun için programlandırılmış başka hayvanlar biliyorum ben.. Örneğin karınca ve köstebek de yine tanrı eliyle (kendi iradeleri dışı) ve tanrının içlerine koyduğu iç güdüyle kusursuz olarak tüp geçitler yaparlar...
Yalnız ortaya çıkan mükemmel sonuçlarda bu hayvanların zekaları yaratıcılıkları, kendi irade ve seçimleri, vicdan duygu gibi unsurları hiç mi hiç söz konusu değildir...
Bir tüp geçit yapmak konusunda hiçbir iç güdüsü bulunmayan ve bu iş için asla programlanmamış olan insan, tamamen kendi seçimiyle bir tüp geçit yapmaya kalkar... Üstelik bunu sadece kendi akıl zeka ve yetenekleriyle başarır.. Ha boğazın iki yanını bağlayan bir tüp geçitte 1 metre hata payı olurmuş (ki oda sanırım sadece fıkrada olur :))) E o kadar kusur da kadı kızında olsun di mi.. :)))
Felsefe insanı hayvandan ayıran pek çok tanım yapmış.. Düşünen hayvandır falan filan gibi... Belki de kendi iradesiyle ve içgüdüleri dışında da davranabilme farkı, hayvandan ayrılan en büyük özelliğidir insanın kimbilir.. :))) Ve tanrı dileseydi insanı da sadece iç güdüleriyle davranan ve bu yüzden mükemmel sonuçlara ulaşan bir yaratık yapabilirdi.. (mesela melekler var.. hayvanlardan daha da hatasız.. bi çeşit robot sanki..) Yapmadığına ve insanı böyle hataya müsait kıldığına göreeee.... E vardır bi bildiği diyorum... :)))
Önce çıkmayı göze almak lazım.. Sonrası bir denge sorunu...
Çayın içine düşmeden önceki o anı ve kıvamı yakalama mahareti.. :)))
Boğaza bir tüp geçit yapmak üzere ihale açılır.. Bir ingiliz firması derki;
Biz iki taraftan kazmaya başlarız.. Ortaya geldiğimizde en fazla bir metrelik bir yanılma olabilir... onu da kolayca yedirebiliriz.
Bir amerikan firması ise aynı şekilde başlayacağını ama ortaya gelindiğinde en fazla yarım metrelik bir seviye farkı olacağını onunda sorun olmayacağını söyler..
Japonlarsa daha iddialıdır... Onlarda seviye farkı en fazla on santim olacaktır ki bu hiç önemli değildir
bizim temelde ihaleye girmiştir ve teklifi şudur;
Biz de boğazun iki yakasundan kazmaya başlayruz.. Ortaya celdiğumuzda kavuştuuuuuk kavuştuk.. yok kavşamaduk iki tüp geçütinuz olurr... :))