Benimde oldukça etkilendiğim eşsiz bir ses..Özellikle orkestrası..Hala öyle bir saz eşliğinde, öyle etkileyici bir ses duymadım..Bir şarkıyı 50 dakika boyunca, makamını, ezgisini bozmadan uzatarak, etkileyeciliğini artırarak söylediğini duymuştum...
1904 yılında Mısır’da dünyaya gelen, 'aawaab ash shara' (Şark Bülbülü) lakabıyla bilinen, sadece Mısır’da değil tüm Ortadoğu ülkelerinde büyük beğeni ile dinlenen değerli bir sanatçıdır..
Ümmü Gülsüm’ün o eşsiz, değerli sesi öyle ki, bir çok devletten ibaret arap halkını birleştiren tek unsurdur..Radyo konser saatlerinde, hiçbir devlet başkanı halka sesleniş konuşmaları yapmazlarmış, bilirlermişki halk Ümmü Gülsüm’ün radyo konserini dinliyor.. Ümmü Gülsüm 1975 yılında hayatını kaybetmiştir, milyonlarca kişinin ve bir çok devlet adamının katıldığı, şimdiye kadar bile hiç bir sanatçı için toplanmayan bir kalabalığın bulunduğu cenaze töreni olmuştur..
Dâbbe kelimesi ayette elif namsız kullanılmış ve bilinmeyen, tanınmayan, hareket eden bir varlık anlamındadır..Kur'an da 14 defa kullanılmıştır..
Dâbbetü'l_arz, Kur'an'nın 27. Neml suresi'nin 82. ayetinde geçen ve İslam alimlerinin ne olduğu hakkında ortak bir fikirde bulunamadıkları bir varlık … Kıyamete yakın zaman çıkacak, korkunç bir varlık olduğuna işaret edilir..
Hamiş:
“Göklerde ve yerde Allahtan başkası gaybı bilemez.” (Neml, 65)
O bir klasik..Sığ olmayan bir anlatım kullanılarak, bir hatırayı anımsatan; mektup tadında bir şiir..
FAHRİYE ABLA Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi, Sarmaşıklarla balkonu ökük bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla. Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı. İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla. Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışsın bir Erzincan'lıya. Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın, Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın? Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; Hâtırada kalan şey değişmez zamanla, Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Benimde oldukça etkilendiğim eşsiz bir ses..Özellikle orkestrası..Hala öyle bir saz eşliğinde, öyle etkileyici bir ses duymadım..Bir şarkıyı 50 dakika boyunca, makamını, ezgisini bozmadan uzatarak, etkileyeciliğini artırarak söylediğini duymuştum...
1904 yılında Mısır’da dünyaya gelen, 'aawaab ash shara' (Şark Bülbülü) lakabıyla bilinen, sadece Mısır’da değil tüm Ortadoğu ülkelerinde büyük beğeni ile dinlenen değerli bir sanatçıdır..
Ümmü Gülsüm’ün o eşsiz, değerli sesi öyle ki, bir çok devletten ibaret arap halkını birleştiren tek unsurdur..Radyo konser saatlerinde, hiçbir devlet başkanı halka sesleniş konuşmaları yapmazlarmış, bilirlermişki halk Ümmü Gülsüm’ün radyo konserini dinliyor..
Ümmü Gülsüm 1975 yılında hayatını kaybetmiştir, milyonlarca kişinin ve bir çok devlet adamının katıldığı, şimdiye kadar bile hiç bir sanatçı için toplanmayan bir kalabalığın bulunduğu cenaze töreni olmuştur..
Oldukca derin anlamların yüklendiği, başka bir basit kelime var mıdır ki dost’dan başka? ..
Çünkü sevgi, insanı şah damarından yakalayabileceğiniz yegâne yoldur..
Ve unutmayın, uzundur sevginin yolları ve uzundur dostluğun kolları..
Ve Mevlana demiş ki;
Dost matematiksel olmalı; Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
Üzüntümün, tebessümlerimin, titrek sesimin tek şahidi; adını yazmadan geçemeyeceğim ey dost=(ZARİFE)
Dâbbe kelimesi ayette elif namsız kullanılmış ve bilinmeyen, tanınmayan, hareket eden bir varlık anlamındadır..Kur'an da 14 defa kullanılmıştır..
Dâbbetü'l_arz, Kur'an'nın 27. Neml suresi'nin 82. ayetinde geçen ve İslam alimlerinin ne olduğu hakkında ortak bir fikirde bulunamadıkları bir varlık … Kıyamete yakın zaman çıkacak, korkunç bir varlık olduğuna işaret edilir..
Hamiş:
“Göklerde ve yerde Allahtan başkası gaybı bilemez.” (Neml, 65)
'Gaybın anahtarları O'nun yanındadır. O'ndan başkası onları bilemez... ' (En'âm, 59) .
O bir klasik..Sığ olmayan bir anlatım kullanılarak, bir hatırayı anımsatan; mektup tadında bir şiir..
FAHRİYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu ökük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincan'lıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Ahmet Muhip Dıranas
Artık kalemler değil, klavyeler sürçüyor ve/de benim klavyem bunu hep yapıyor..
Sır yüklüdür..
Sussun, konuşmasın, hatırlatmasın..!
Yürek parçalayan, acı, tüyler ürpertici..
Laf=söz
Güzaf(gizaf) =beyhude,faydasız
Tamlama yapıldığında, 'lâf ü güzâf' saçma sapan söz, boş-faydasız lakırdı anlamına gelir..
Sözün o ince çizgisini kat'iyyen aşmayın! .. sonra, 'aman canım işte lâf ü güzâf' sözünü işitebilirsiniz..
Cemaziyülevvel, hicrî takvimdeki aylardan beşincisinin ismidir..
Bir kişinin olumsuzluklarından, geçmişindeki bir ayıbından bahsedildiğinde,'Biz onun cemaziyülevvelini biliriz' denmektedir..(kinaye yapılır)