alfabe dedigimiz sey de aslinda alga beta gama diye baslayan galiba eski latin alfabesinin ilk harfleri.. alfabe de abc manasina geliyor... onun icin türk abecesi de deniyor türk alfabesi yerine.. eskiler alfabe yerine elifba derlermis... bkz. elif
kontlardan düklerden krallardan ihsanlar toplayarak yasamini sürdürmeye calisan kücük mozart schwetzingen sarayinda da görülür.. oradaki yillarinda annesinden kendisinden iki tane cebi olan bir yelek dikmesini ister.. ikisine de birer altin saat koyar.. gittigi her yerden krallar dükler felan filanlar, musiki dehasindan büyülendikleri mozart'a hediye olarak devrin en kiymetli erkek takisi olan altin saatlerden hediye ederler. asiir pahali olduklari icin bozduracak satacak yer bulamaz.. evinde bir sürü altin saati vardir ve karni actir...
yaptirdiig cift cepli yelegine koydugu iki tanne altin saatin mesaji aciktir.. saatim yeteri kadar, vereceksen adam giib altin gümüs para ver...
mozart erken yaslarda ölmeyip de dünyanin her yerinde duyulacak besteleri seyttirebildiyse bunu, annecigine yaptirdigi o cift cepli yelege borcludur...
yasadigi devirde batiyi etkisi altina alan, moda olan türk askeri marsi, mehteri duyunca büyülendigi ve iste müzik bu dedigi söylenir.. tüm avrupda mehterin batili enstrümanlarla calinmasinin moda oldugu o devirde türk marsi adi altinda onun da bir denemesi var.. web.de 'nin mesajlara fon olarak kullandigi müzikklerden biri de mozartin bu türk marsi..
Hayatı Hakkında Kısa: (Milliyet'ten alıntı) ' 1932 yılında Tiran’da doğdu. Nadiye ve Allaman Çupi, oğullarına 'İslam' dediler. Varlıklı ve soylu bir aileydiler. Ama Arnavutluk’taki rejim nedeniyletüm mallarını bırakıp, anavatana göçtüler
...1951 yılında bitirdi Vefa Lisesi’ni... Aynı zamanda futbola da gönül vermiş, Çapa takımının değişmez oyuncusu olmuştu. Ancak onun asıl aşkı, yazarlığı idi.1957’de Günlük Spor Gazetesi’nde muhabir olarak gazeteciliğe başladığında, aşkıyla da evlenmiş oldu.
Son Havadis’te yazdı... Türkiye Spor’da yazdı... Yeni İstanbul’da, Akşam’da, Tercüman’da yazdı...1981 yılında büyük saygı duyduğu, ölümünden sonra sürekli adını andığı, yazılarında özelliklerini anlattığı ve gençlere ilkelerini öğretmeye çalıştığı Milliyet’in unutulmaz spor müdürü Namık Sevik’in çağrısını aldığında düşünmeden 'Tamam' dedi. Ve o günden sonra hep Milliyet’te yazdı.
kimse yazmamis bari ben yazayim.. timsahlar avlarini yerlerken gözlerinden yas gelirmis.. Buna benzeterek, harcadigi biri hakkinda göz yasi döken insanlarin aglamalarinda kullanilir bu deyim...
Bir cok insani ortadan kaldiracak kadar insanliga saygisiz birinin yola gelmekten ziyade, yaptiginin yanina kar kalmayacagini ögrenmeye muhtac oldugunu hatirlatiyor bana idam...
eline gecirdigin bir silahla ki bulmais cok kolay.. düsün: keyfimi getirecek bir zevk kalmadi.. agiz tadiyla bes on kisiyi hacamat etsem nolur? 5-10 sene yatar cikarim.. hatt aecevitin biri gelir benim potansiyel secmenim zaten hirsiz yankesici katil tecavüzcülerdir, onlari da cikarirsam hapisten mali götürürüm der ve aff eder..
hadi bakalim biraz eglenemlim deyu 5-10 ksiiyi ortadan kaldirirsin.. baya da keyif verir yani...
idam diye ortaya atilan fasist gaddar insanlar karsi da aslan sosyal demokratlar da insanlarin öldürülerek yola getirilmeyecekleriini söyleyerek bir katilin islahina calisirlar.. o da 5-10 sen sonra sosyal demokraisyi icad eden, sosyal demokrat insanlarin özgürce fikir ishalinde bulunmalarinin yolunu acan sisteme dualar ederek eglencesine kaldigi yerden devam eder...
ölme ve öldürme bir yerde tutku halini aliyor..
Insanlarin tutkularinin ve eglencelerinin önüne idam gibi setler cekmeyelim.. birakalim herkes hayatini yasasin.. dünyaya bir daha mi gelecez anasini satiiimm..
tehcir var.. tehcir esnasinda öldürmeler var.. keyfi oöldürmeler de olabilir.. ama 1.5. million insan öldürüldü iddiasini, savas öncesi ösu kadar insan öldürüldü denilen yerlerin savas öncesi ve sonrasi rakamlari verilerek bu rakamlarin sacma oldugunu kanitlayan bir cok yayin var...
soykirim iddiasi ile, mazlum sayilmanin avantajlariyla mali götürmek isteyen her millet sayiya bir cok yerden isik tutup hasil olan gölgeleri de toplama dahil edecektir ki öz hakiki mazlum sayilsinnn...
türk devleti, ermenileirn allem kallemlerine yine allem kallem dayandi bu güne kadar... Bu katliami tanittirmadi.. Bu günkü rezil kusaklar görünen o ki bu isi ileriye götüremeyecekler, ,
Dünyada pür insan haklari maksadi ile hareket eden hangi uygar devlet var ki?
Karanlik cinayetler isleme noktasinda söhret kazanmis bir gizli servisimiz bile yok.. eskiden teskilati mahsusa vardi... simdi nemiz var?
Insan haklari dersi aldigimiz ülkelerin gizli servisleri ezberleye ezberleye bitmiyor.. BIrakalim bu insan haklari laflarini..
Bilim tarafsiziik degildir.. akilli devlet caktirmadan tarafsiz bilimi oldukca tarafsiz bir sekilde menfaatlerine alet etmeyi becerebilen devlettir.. gözümüzü acalim..
Biz yumusak insan haklari geyigi ile mesgul olurken, soykirim iddialarini bize bile kabul ettiren herifler yavas yavas zulüm ile ellerinden alinan(!) topraklarini yeniden tedarik etmeye baslayacaklar..
alfabe dedigimiz sey de aslinda alga beta gama diye baslayan galiba eski latin alfabesinin ilk harfleri..
alfabe de abc manasina geliyor...
onun icin türk abecesi de deniyor türk alfabesi yerine..
eskiler alfabe yerine elifba derlermis...
bkz. elif
'dost, yaninda sesli olarak düsünülebilen insandir...'
dostlugun en fonksiyonel yanlarindan birine vurgu yapiyor...
tuttum...
isin özeti...
kontlardan düklerden krallardan ihsanlar toplayarak yasamini sürdürmeye calisan kücük mozart schwetzingen sarayinda da görülür..
oradaki yillarinda annesinden kendisinden iki tane cebi olan bir yelek dikmesini ister..
ikisine de birer altin saat koyar..
gittigi her yerden krallar dükler felan filanlar, musiki dehasindan büyülendikleri mozart'a hediye olarak devrin en kiymetli erkek takisi olan altin saatlerden hediye ederler. asiir pahali olduklari icin bozduracak satacak yer bulamaz..
evinde bir sürü altin saati vardir ve karni actir...
yaptirdiig cift cepli yelegine koydugu iki tanne altin saatin mesaji aciktir.. saatim yeteri kadar, vereceksen adam giib altin gümüs para ver...
mozart erken yaslarda ölmeyip de dünyanin her yerinde duyulacak besteleri seyttirebildiyse bunu, annecigine yaptirdigi o cift cepli yelege borcludur...
yasadigi devirde batiyi etkisi altina alan, moda olan türk askeri marsi, mehteri duyunca büyülendigi ve iste müzik bu dedigi söylenir..
tüm avrupda mehterin batili enstrümanlarla calinmasinin moda oldugu o devirde türk marsi adi altinda onun da bir denemesi var..
web.de 'nin mesajlara fon olarak kullandigi müzikklerden biri de mozartin bu türk marsi..
ne yazik ki fenerbahceliymis...
yazilarini okumak icin bir ara milliyet gazetesine para vermeye baslamistim...
Hayatı Hakkında Kısa: (Milliyet'ten alıntı)
'
1932 yılında Tiran’da doğdu. Nadiye ve Allaman Çupi, oğullarına 'İslam' dediler. Varlıklı ve soylu bir aileydiler. Ama Arnavutluk’taki rejim nedeniyletüm mallarını bırakıp, anavatana göçtüler
...1951 yılında bitirdi Vefa Lisesi’ni... Aynı zamanda futbola da gönül vermiş, Çapa takımının değişmez oyuncusu olmuştu. Ancak onun asıl aşkı, yazarlığı idi.1957’de Günlük Spor Gazetesi’nde muhabir olarak gazeteciliğe başladığında, aşkıyla da evlenmiş oldu.
Son Havadis’te yazdı... Türkiye Spor’da yazdı... Yeni İstanbul’da, Akşam’da, Tercüman’da yazdı...1981 yılında büyük saygı duyduğu, ölümünden sonra sürekli adını andığı, yazılarında özelliklerini anlattığı ve gençlere ilkelerini
öğretmeye çalıştığı Milliyet’in unutulmaz spor müdürü Namık Sevik’in çağrısını aldığında düşünmeden 'Tamam' dedi. Ve o günden sonra hep Milliyet’te yazdı.
kimse yazmamis bari ben yazayim..
timsahlar avlarini yerlerken gözlerinden yas gelirmis..
Buna benzeterek, harcadigi biri hakkinda göz yasi döken insanlarin aglamalarinda kullanilir bu deyim...
statsfeind diye almancaya cevtilen film..
devlet düsmani..
burada da kameralar satellitler her yeri gözetliyor...
Bir cok insani ortadan kaldiracak kadar insanliga saygisiz birinin yola gelmekten ziyade, yaptiginin yanina kar kalmayacagini ögrenmeye muhtac oldugunu hatirlatiyor bana idam...
eline gecirdigin bir silahla ki bulmais cok kolay..
düsün: keyfimi getirecek bir zevk kalmadi.. agiz tadiyla bes on kisiyi hacamat etsem nolur?
5-10 sene yatar cikarim.. hatt aecevitin biri gelir benim potansiyel secmenim zaten hirsiz yankesici katil tecavüzcülerdir, onlari da cikarirsam hapisten mali götürürüm der ve aff eder..
hadi bakalim biraz eglenemlim deyu 5-10 ksiiyi ortadan kaldirirsin.. baya da keyif verir yani...
idam diye ortaya atilan fasist gaddar insanlar karsi da aslan sosyal demokratlar da insanlarin öldürülerek yola getirilmeyecekleriini söyleyerek bir katilin islahina calisirlar.. o da 5-10 sen sonra sosyal demokraisyi icad eden, sosyal demokrat insanlarin özgürce fikir ishalinde bulunmalarinin yolunu acan sisteme dualar ederek eglencesine kaldigi yerden devam eder...
ölme ve öldürme bir yerde tutku halini aliyor..
Insanlarin tutkularinin ve eglencelerinin önüne idam gibi setler cekmeyelim..
birakalim herkes hayatini yasasin..
dünyaya bir daha mi gelecez anasini satiiimm..
tehcir var..
tehcir esnasinda öldürmeler var..
keyfi oöldürmeler de olabilir..
ama 1.5. million insan öldürüldü iddiasini, savas öncesi ösu kadar insan öldürüldü denilen yerlerin savas öncesi ve sonrasi rakamlari verilerek bu rakamlarin sacma oldugunu kanitlayan bir cok yayin var...
soykirim iddiasi ile, mazlum sayilmanin avantajlariyla mali götürmek isteyen her millet sayiya bir cok yerden isik tutup hasil olan gölgeleri de toplama dahil edecektir ki öz hakiki mazlum sayilsinnn...
türk devleti, ermenileirn allem kallemlerine yine allem kallem dayandi bu güne kadar... Bu katliami tanittirmadi..
Bu günkü rezil kusaklar görünen o ki bu isi ileriye götüremeyecekler, ,
Dünyada pür insan haklari maksadi ile hareket eden hangi uygar devlet var ki?
Karanlik cinayetler isleme noktasinda söhret kazanmis bir gizli servisimiz bile yok.. eskiden teskilati mahsusa vardi... simdi nemiz var?
Insan haklari dersi aldigimiz ülkelerin gizli servisleri ezberleye ezberleye bitmiyor..
BIrakalim bu insan haklari laflarini..
Bilim tarafsiziik degildir..
akilli devlet caktirmadan tarafsiz bilimi oldukca tarafsiz bir sekilde menfaatlerine alet etmeyi becerebilen devlettir..
gözümüzü acalim..
Biz yumusak insan haklari geyigi ile mesgul olurken, soykirim iddialarini bize bile kabul ettiren herifler yavas yavas zulüm ile ellerinden alinan(!) topraklarini yeniden tedarik etmeye baslayacaklar..