Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • kalburüstü14.07.2005 - 22:41

    kalburüstü...bir şeyler elersiniz içindekilerden arındırmak için elekle. ve eleğin(kalbur) üzerinde kalan iri tanelerdir.
    o halde bunlar kodamanlar, kocaman koltuklarda oturup, beslenmelerini gayet hoş bir şekilde yapan semiz aile sınıfıdır

  • müsaade etmek14.07.2005 - 22:38

    müsaade buyurdunuz efendim

  • kül14.07.2005 - 22:37

    kül oldum ateşin içinde
    doğmamak için tekrar

    kül oldum gene
    seni sevmemek için

    kül olmak için değil
    zaten kül olmak demek
    yanmak demek
    ben yanmak için
    kül oldum

    savruldum etrafa
    zerrelerim
    yüzüne değdi
    esen yelle

    zaten ben
    bunun için kül oldum!

  • Srebrenitsa katliamı14.07.2005 - 12:50

    4.kısım

    Raflarda 6 bin 500 ceset bekliyor

    Sırpların vahşice öldürdüğü binlerce Boşnak’ın kimlik tespit çalışmaları ancak ileri DNA teknikleriyle mümkün olabiliyor. Çünkü cesetler bulunmasın diye birkaç farklı mezara parça parça gömüldü. Bosna genelinde kaybolan 25 bin 753 kişi için çalışmalarını sürdüren Uluslararası Kayıplar Komisyonu (International Commissions of Missing Persons) bugüne kadar 7 bin 767 kişinin kimliğini tespit edebildi. 2000 yılından bu yana yapılan çalışmalarda 71 bin kişiden DNA örnekleri aldıklarını, bu verileri mezarlardan çıkan kemiklerin DNA’ları ile karşılaştırdıklarını anlatan ICMP Direktörü Adin H. Jasarogiç, “Komisyon 1996’da kuruldu. Şimdiye kadar Srebrenitsa başta olmak üzere tüm eski Yugoslavya’dan kan örnekleri topladık. Onları, kemiklerden aldığımız örneklerle karşılaştırıyoruz.” diyor.

    Birbirine karışmış kemiklerle karşılaşıyoruz

    Srebrenitsa ve Tuzla’da birer merkezi bulunan organizasyonun bünyesinde çok geniş bir adli tıp uzmanı kadrosu var. Ülke genelinde bulunan bir tek kemik parçası bile burada detaylı bir değerlendirmeye tabu tutuluyor, binlerce örnekle karşılaştırılıyor. Milyonlarca kemik parçası tek tek barkodlanıyor ve her bir cesede ait bütün kemikler tamamlanıncaya kadar depolarda tutuluyor. Çok titiz bir çalışma yürüttüklerini anlatan Jasarogiç, “Ülke geneline yayılmış sahra ekiplerimiz verileri toplayıp merkeze yolluyor. Fakat DNA örneği alacak bir tek aile bireyi bile bulamadığımız binlerce vaka var. Boşnakların dağıldığı Avrupa ülkelerinde de DNA örnekleri topladık. Ama, hiçbir DNA örneğine ulaşamadığımız çok sayıda vaka var. Ailelerin çok dağılması da bir başka önemli faktör. Dosyalarını kapatamadığımız için de araziden yeni kemikler getiremiyoruz, yeni mezarlar açılamıyor.” diyor.

    Proje koordinatörü Zlatan Şabanoviç ise depolarında halen 6 bin cesede ait kemik örneklerinin olduğunu hatırlatarak, “İşimiz hiç kolay değil. Çünkü cesetler paramparça olmuş. Bazen tek cesede ait kemikleri birden fazla bölgeden topluyoruz. Birbirine karışmış kemiklerle karşılaşıyoruz. Bu da katliamın delili.” diyor.

    Dönülemeyen evler

    Savaşın üzerinden neredeyse on yıl geçti. Yerlerinden ayrılan yüz binlerce mülteci Bosna için hâlâ ciddi bir sorun. Dönüşün neredeyse yok denecek kadar az olduğu bölge ise Srebrenitsa. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bölgede dönüşler ciddi oranlarda sağlansa da Srebrenitsa gibi sıkıntılı şehirlerde dönüşler çok az. Şehir merkezine bugüne kadar 600 kadar Boşnak dönebilmiş, köylere ise 1300 civarında kişi... Bosna genelinde mültecilerin geri dönüşleriyle ilgili en yetkili kurum BM Mülteciler Yüksek Komiserliği. Komiser Semih Bülbül’ün verdiği bilgiye göre, 1992’den itibaren yaklaşık 2 milyon insan yerinden oldu. Bu insanların geri dönüşleri ancak 1996’da başladı. Bugün, 450 bini yurtdışından olmak üzere 1 milyon kişinin evlerine döndüğünü belirten Bülbül, geri dönüşlerin önünde ciddi engeller olduğunu söylüyor: “En büyük engel döndüklerinde oturacak bir evlerinin olmaması. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği dönmek isteyenler için mali destek sağlıyor. Çok yaşlı ve kendi kendine bakamayacak durumda olanların olanların evleri restore ediliyor ve bunlara iş kurmaları için bir miktar yardımda bulunuluyor. Şu anda 6 tane Srebrenitsa’da, 12 tane de Bratunats’ta ev inşa ediyoruz.”

    Uluslararası camianın Bosna’da sorunların çözümü için geri dönüşlerin bir an önce bitirilmesi gerektiğine inandığını; bu sebeble Avrupa Kalkınma Bankası’nın mültecilerin konut sorununun çözümü için 8 milyon Euro ayırdığını anlatan Semih Bülbül, 2006 sonuna kadar eski evlerine dönmek isteyenlerin yerleştirilmesinin planlandığını söylüyor.

    Srebrenitsa’yı yeniden inşa edeceğiz

    Bosna Hersek’in Sırp bölgesinde yer alan Srebrenitsa aslında oldukça küçük bir kasaba. Savaş başlamadan önce 36 bin kişi yaşıyordu ve nüfusun 20 bini Boşnaklardan, 8 bini Sırplardan, geri kalanlarsa Hırvatlar ve diğer etnik gruplardan oluşuyordu. Savaşın başlamasıyla civar köylerdeki Boşnaklar da Sreprenitsa’ya sığındı ve nüfus 50 bini aştı. 11-16 temmuz 1995 tarihinde meydana gelen olaylarda 8 bin Srebrenitsalı hayatını kaybetti. Korunmuş bölge olarak kabul edilen civar bölgelerde ise yaklaşık 5 bin kişi hayatını kaybetti.

  • Srebrenitsa katliamı14.07.2005 - 12:49

    5.kısım

    10 bini aşkın insanı birkaç günde kaybeden Srebrenitsa bugünlerde yaralarını sarmaya çalışıyor. Şehrin Boşnak Belediye Başkanı Abdurrahman Malkiç, katliamın üzerinden on yıl geçmesine rağmen Boşnakların dönemediğini, bugün şehrin nüfus dengesinin Sırpların lehine değiştiğini söylüyor: “2000’den bu yana sadece 3 bin Boşnak şehre dönebildi. Şu anda şehirde 10 bin kişi yaşıyor ve 6 bini Sırp. Müslümanlar dönemiyor çünkü ne evleri, ne işleri, ne de aileleri kaldı. Belediyenin bütün evleri yapmaya yetecek kadar imkanı yok. Bu yüzden dış destek şart.” Güvenlik sağlansa da katliam yüzünden Boşnakların artık Sırplara sırtını dönemeyeceğini belirterek, “Burada tarihte eşi benzeri olmayan bir katliam yaşandı. Eskisi gibi olması mümkün değil. Ben 5 ay esir kampında kaldım, bunun bir ayı hücre cezasında geçti. Çekmediğim işkence yok. Ama biz buradan giden bütün Boşnakları geriye getirmek istiyoruz.” diyor. Sırp tehdidinin sürdüğünü, şimdiye kadar ciddi olay olmasa da bunun Sırpların uslandığı anlamına gelmediğini dile getiriyor.

    1992-1995 arasında inanılmaz bir vandalizme sahne olan, çoluk çocuk binlerce insanın öldürüldüğü Bosna’da yaralar henüz sarılmış değil. Aradan geçen 10 yılda başarı sağlanmış çok fazla konu yok. Adeta sorunların üzeri örtülmüş. Her gün “Acaba bugün bir haber alır mıyım? ” diyen binlerce Boşnak anne ise gözyaşlarını içine akıtmaya devam ediyor. Binlerce insanın öldürülmesi emrini veren Mladiç ve Karadziç ise hâlâ serbest.



    SEVLiYA FEYZiÇ: ALLAH’TAN TEK DiLEĞiM BiR ARADA ÖLEBiLMEKTi



    Katliamda eşini kaybeden, dört çocuğu ile günlerce süren bir yolculuktan sonra Tuzla’ya Selviya Feyziç’in Srebrenitsa Günlüğü:

    “3 Mart 1992’de Sırplar ültimatom yayınlamıştı silahlarınızı bırakın diye. Ailecek Bayramoviç köyüne gittik. Ertesi gün Arkan’ın Çetnikleri geldi. Bütün köy halkı ormana çekildik. 3 Mayıs’a kadar orada yaşadık. Boşnak direnişçilerin mücadelesi başarılı oldu ve Bratunats köyüne geri döndük. Halk da Srebrenitsa’ya döndü. Fakat şehir sürekli bombalanıyordu. 1992 yazında büyük bir açlık başlamıştı. Otları kaynatıp yiyorduk. Açlıktan çok sayıda bebek hayatını kaybetmişti. Su ve elektrikler kesikti. Ocak 1993’te nadiren yardımlar gelmeye başladı. O da haftalık yarım kilo un bir paket süttü. Bu esnada civar kasabalar Sırpların eline geçti. Halk Srebrenitsa’ya akın etti. Aylardan temmuzdu. Top sahasının yanına bomba düştü ve 50 kişi öldü. 1994 başında tekrar yardımlar başladı. Fakat Sırplar yardım konvoylarına el koyuyordu. Olanlara BM askerleri seyirci kalmıştı. Sırplar kenar mahallelere kadar gelmişti. Hatta Akif isimli bir Müslüman genci öldürüp kafasıyla top oynadılar. 25 kişiyi öldürüp cesetlerine işkence ettiler aynı yerde. Her geçen gün şartlar zorlaştı. Köylerle irtibatımız kesilmişti. Daha sonra Bratunats köyündeki tüm erkeklerin öldürüldüğünü duyduk. Babam ve eşim tarafından 60’a yakın akrabam bu saldırılarda öldürüldü. 1995’in altıncı ayına geldiğimizde Sırplar artık iyice azmıştı. Solutuşa köyüne girdiler. Çember giderek daralıyordu. 6 Temmuz sabahı büyük gürültülerle uyandık. Tanklar sokaklardaydı. Srebrenitsa’da panik başlamıştı. Civar köylerden dumanlar yükseliyor, sokaklarda insanlar öldürülüyordu. 10 Temmuz’a geldiğimizde kocam ‘Artık ayrılıyoruz.’ diyerek benimle ve çocuklarla vedalaştı. Sabah erken Tuzla yoluna çıkıyorsunuz demişti. Sabah erkenden bütün halk BM askerlerinin bulunduğu fabrikaya doğru gittik. Yanımda kızım Elvisa, oğullarım Elvis, Roma ve 14 aylık kızım Adisa vardı. Fabrikada ve civarında 15 bin kişi olmuştuk. BM askerleri vardı ama hiçbir şey yapmadılar. Genç kızlara tecavüz etmeye başladılar, bazı erkekleri fabrika önünde kurşuna diziyorlardı. Allah’tan tek dileğim bir arada ölmekti. Sırp komutan Mladiç geldi ve hiçbir şey olmayacak dedi. Fakat inanmıyorduk çünkü erkekler öldürülüyor, kızlara tecavüz ediliyordu. 12 Temmuz sabahı onlarca kamyon ve otobüs geldi. Erkekleri alıkoydular. Sırp ve BM askerleri koridor oluşturmuştu otobüs yolunda. Sırp askerleri arasında Zlatan ve Cvetin isimli iki komşumu gördüm. Bize küfrederek tekmeler savuruyordu. Bir otobüsün koridorunda zorlukla yer buldum. Çocuklarım ağlıyordu. Sımsıkı ellerini tuttum. Sırpların taşladığı otobüs Bratunats’a doğru yola çıktı. Yol boyunca otobüsleri durduran Çetnikler bazı erkekleri indirip kurşuna diziyordu. Bizim arabayı kullanan komşumuz Milan Miçiç adlı şoför kapıyı açıp, ‘Benim için de öldürün.” diye bağırdı. Sırplar genç kızları da arabalardan indiriyordu. Teyzemin kızı da aynı arabadaydı ve onu da indirip tecavüz ettiler.”



    ELViSA LOKMAN: BABAMA SARILAMADAN AYRILDIĞIM iÇiN KENDiMi AFFETMEYECEĞiM



    Savaş başladığı zaman çocukluğum kesildi. En çok ihtiyacım olduğunda babam yanımda yoktu. Bodrumlar, tank sesleri, patlamalar vardı çocukluğumda. Ben cılız olduğum için su bulmaya gidiyordum. Hiç unutmayacağım ise Sırpların Akif abiyi öldürüp kafasıyla top oynamalarıydı. Srebrenitsa koruma altına alınınca çocukluğuma devam edeceğimi sanıyordum. Babamın ölümüyle yıkılmıştım. Babamı son gördüğümde sarılıp onu öpmediğim için kendimi asla affetmeyeceğim. Onu son kez gördüğüme inanmak istememiştim. Ama onu bir daha hiç göremedim. Kamplar, sefalet, oradan oraya sürüklendik. Bugün hâlâ karanlıktan korkuyorum, evde en küçük bir gürültüde çığlıkla uyanıyorum.

  • Srebrenitsa katliamı14.07.2005 - 12:44

    Srebrenitsa’yı unutturmayalım

    Srebrenitsa adlı şehrin adını bundan 10 yıl önce kim bilirdi acaba? Bu şehirde yaşayanlar ve bulunduğu ülkenin vatandaşlarından başka herhalde kimse bilmezdi.


    Ama şimdi Doğu Bosna’nın bu şehrinin adını bilmeyen ya da duymayan insan kalmamıştır herhalde bana göre.

    Srebrenitsa bugün bütün dünyaca biliniyor; tam 10 yıl önce yaşadığı, uğradığı şerden, kötülükten dolayı. Bu kötülük, bu şer bu şehre ve insanlarına Sırp zulmü, Sırp katliamı, Sırp soykırımı olarak uğramış, burasını, insanlarını yakın tarihte görülmeyen acılarla yok etmişti.

    Srebrenitsa’ya gelen şer, insanların İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görmedikleri, yaşamadıkları bir büyük şerdi; Yahudi soykırımı ya da katliamından bu yana dünya yaklaşık 50 yıldır böyle sistematik bir şer yaşamamış, görmemişti.

    Üstelik bu şer, dünyanın insan hakları, demokrasi, hoşgörü ve bunları koruyacak BM, NATO gibi teşkilatların en ileri, en yüksek, en organize durumda olduğu zamanlarda gerçekleştirilmişti ne yazık ki...

    Bugün Srebrenitsa’dan bu cümlelerle söz etme gereğini bir kere daha duydum; zira Srebrenitsa’da 1995’in 11-17 Temmuz günleri arasında işlenen kötülük, bugünlerde bu büyük kötülüğün 10. yılı dolayısıyla anılıyor, hatırlanıyor. Şu yazıyı yazdığım sıralarda EuroNews’den Srebrenitsa’nın hemen dışındaki Potoçari’de yapılan anma törenlerini, kılınan cenaze namazını, ardından yapılan helallık çağrılarını hüzünle, acıyla izliyor, katliamın baş sorumlularının hâlâ firarda olduklarını da hatırlamadan edemiyorum.

    Esasen, katliamdaki sorumluğundan dolayı bugüne kadar sadece Sırp General Radislav Krstiç, 2001 yılı Ağustos ayında Lahey’deki Milletlerarası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından soykırım suçlusu olarak suçlu bulunup 46 yıl hapisle cezalandırılmış ve böylece Srebrenitsa’da yaşananlar modern tarihin ilk soykırımı olarak resmen tarihe geçmişti.

    Portekizli hakim Almiro Rodrigues, mahkemenin kararını General Krstiç’in yüzüne, ‘... General Radislav Krstiç, siz soykırım suçundan, insanlığa karşı işlenen suçlardan ve savaş kurallarını çiğnemek suretiyle cinayet işlemekten dolayı suçlu bulundunuz... General Krstiç, siz oradaydınız. Siz binlerce Bosnalı Müslüman’ın katledilmesinden suçlusunuz; siz insanlara inanılmaz acılar yaşatmaktan dolayı suçlusunuz. General Krstiç, siz 1995 yılının Temmuz ayında kötülüğe, şerre rıza gösterdiniz. İşte bu yüzden mahkeme sizi suçlu bulmuş ve sizi 46 yıl hapse mahkum etmiştir.’ şeklinde okuyarak Srebrenitsa’da o meş’um temmuz günleri yaşananları temelde kötülük, şer olarak tanımlamıştı.

    Srebrenitsa’da yaşananlar modern tarihin en büyük kötülüklerinden biriydi elbette; nitekim şehri güvenli bölge olarak koruması altına alan ama bunu beceremeyen Birleşmiş Milletler de Srebrenitsa’da işlenen kötülüğü anlayamadığını kendi raporuyla itiraf etmiş, şöyle demişti: ‘... Hatalar, yanlış değerlendirmeler ve karşımızda bulunan kötülüğün kapsamını anlama yetersizliğimizden dolayı Birleşmiş Milletler olarak biz, Srebrenitsa halkını Sırpların kitlesel cinayetlerinden kurtarmak için üzerimize düşen görevi yapamadık.’

    Bu acı ve ibret dolu hükmün yanı sıra aynı rapor hem dünya ve hem de BM’nin çok geç anladığı şu gerçeğe de dikkat çekmişti hatırladığım kadarıyla: ‘Bosna, askerî bir ihtilaf olduğu kadar ahlakî bir davaydı da...’

    Raporun da itiraf ettiği gibi Bosna ve burada yaşananlar ahlakî bir davaydı da; ama ne yazık ki dünya milletlerinin hak-hukuk, insanlık anlayışının en üst, en güçlü ortak temsilcisi BM bu konularda aciz kalmış ve Bosna’yı, Srebrenitsa’yı Sırp kötülüğüne teslim etmişti.

    Srebrenitsa’da yaşanan kötülüğün üzerinden bugün 10 yıl geçmiş bulunuyor. General Krstiç gibi kötülüğü işleyenlerden birisi mahkûm olmuş bulunuyor. Ama şüphesiz bu yeterli değil; kötülüğün tamamen cezalandırılması için daha pek çok şeyin yapılması gerekiyor. En başta, kötülüğün esas mimarlarından, faillerinden Karadziç ve Mladiç’in de yakalanıp adalete teslim edilmeleri; sonra da hareketleriyle Srebrenitsa’daki kötülüğe katkıda bulunan, bu kötülüğün yolunu bilerek, bilmeyerek açanların da adalete hesap vermesi gerekiyor.

    10 yıl önce işlenen bu kötülük, bütün yönleriyle mutlaka ortaya çıkarılmalı ve herkes bundan ibret ve ders almalı. Srebrenitsa’yı unutmayalım, unutturmayalım...

    TEBRİK: Srebrenitsa’nın 10. yılını Türk basınında (hatta dünya basınında) en kapsamlı, en ayrıntılı, en başarılı, en güzel şekilde ele alan Zaman Dış Haberler ekibini ve Aksiyon Dergisi’ni burada huzurunuzda tebrik ediyor, bu değerli kardeşlerime içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sağ olsunlar...



    12.07.2005/Fikret Ertan/Zaman

  • yabancı isimli türkçe mamuller13.07.2005 - 21:49

    ama aslında buna da bir kilif bulabilirim: isimleri yabancı ama türkçe içindekiler kismi var :)
    ...

    Ülker e bununla ilgili bir mail yolladim. Neden bu şekilde yaptıkarını sordum. bana şuna benzer bir cevap verdiler: ürünlerimiz yurtdışında da satiliyor ve biz de bu yuzden yabancı isim kullanmayı daha uygun buluyoruz.
    yani demek istiyorlar ki, içerde yani turkiye de isim ne olursa olsun insanlar alıyorlar, ne gerek var o halde türkçe isim koymaya.
    daha sonra türkk diline yaptıklaır hizmetten bahsediyordu mail.
    ben de şöyle bir soru sordum onlara:
    sigara ureten buyuk firmalar da kanserle savaşan vakıflara yardım ediyorlar. ama kansere sebep olanlar da onlar. goz boymaktan başka bir şey değil yaptıkları. işte sizin yaptığınız da bu; hem kansere sebep oluyorsunuz hem de çürüyen vücudu ayakta tutmaya çalışıyorsunuz; neden? çünkü ona bile satmak istiyorlar yeni mamüllerinden.

  • yabancı isimli türkçe mamuller13.07.2005 - 21:43

    başlık dedikleri gibi Yabancı İsimli Türk Mamulleri olmaliydi. Ozur dilerim

  • yabancı isimli türkçe mamuller13.07.2005 - 12:18

    büyük firmaların ipliğini pazara çıkaracağım bu terimle..işte ben buna aksiyon derim..eylem adamıyım be! :)

  • Beygir13.07.2005 - 12:17

    tezek ve beygir arasinda bir bağ kurabilmek lazim :)
    tabii genellikle tezek inek ve dana dışkısından yapılır; ama beygirkinden yapılmayacağını kim söyledi