Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • allah (c.c)17.04.2003 - 15:59

    'Allah'tan geldik, Allah'a gidiyoruz. Allah'tan başka kimsede kuvvet ve küdret yoktur.'

    Sultanü'l-Ulema şeyh Bahaeddin Veled

  • kainatın sırrı17.04.2003 - 15:53

    Sır ve İnsan

    Sır, saklamaktır. Sır, saklamayı bilmektir. Ve sır, özene bezene yapılmış, rengarenk bir yağlı boya tablosunda bulunmayan renktir.

    İnsan Eşref-i Mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) olarak yaratılmıştır. Buna pek de itiraz eden olmaz [darvincilerin dışında tabi]... Allah (c.c.) insana nice sırlar nasip etmiştir.Bu sırların değerini bilmek de insana düşer.Yani akleden insanlara...

    Kimi insanlar bu cevherin farkında değildir; ama cevherin farkında olanlar, bu sırrı hakkıyla özümser ve onu korurlar. İnsanın yaratılışındaki güzellik; 'meleklerden dahi üstün olma özelliği' insana verilen sırdan ibarettir. Bu sırrı anlayamayanlar (avare yaşayanlar) Eşref-i Mahlukat olmayı başaramazlar. Yaratılışlarındaki güzelliğe yüz çevirmiş olurlar.

    Yüz çevirirler,

    En sevgiliden.

    En sevgilinin Sevdiklerinden..

    En sevgilinin, sevdiklerinin sevdiklerinden...

    İşte arkadaşlar arasında söylenen sırları saklamayan kişinin durumu da, sırrı saklamasını bilmeyen kişinin dışlanmasıyla son bulur.
    Allah (c.c.) biz insanlara bilmemiz için sırlar nasip etmiş. Bu sırrı diğer insanlarla paylaşırsak bu sır, sır olmaktan çıkar. Burada önemli olan sırrın kimlere nasıl ulaştığıdır. Art niyetli kimse, sırrı söyleyen kişinin aleyhinde bazı kötü şeyler yapabilir. Çünkü sır insanın kişiliğinden bir parçadır, koparıldı mı; siz de peşinden onunla beraber gidersiniz, yani yitersiniz... Kişiliğini yerlerde süründüren de yaratılışındaki güzelliği koruyamamış olur zaten. Eşittir: Bir zavallı...

    Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri de, rubaisinde şöyle der:

    'Aklın ustasıyla söyleşiyordum biraz,
    Dedim: Evren sırrını vermekte etme naz.
    Öyleyse şimdi bana kulak ver, dedi o;
    Bilirsen sır, sır olur, söylersen sır olmaz.'

    İşte kainatın sırrı da böyledir. Ki insan kainatın aslı ve bir özetidir. Bu özetten seçilen en güzel duaları ve sözleri Allah bize nasip etsin.
    İşte geldim tıkandım sonunda her yazının sonunda olduğu gibi.
    Her zamanki eksik ve bir yanı parçalı bulutlu sonuç cümlesini yazıyorum.
    HAYATTA SONUÇ DİYE BİR ŞEY YOKKEN BİLE..
    Düşünmesini ve saklamasını bilenlere...

    Yasin ONAT

  • nazım hikmet17.04.2003 - 01:28

    Şairin ilk gençlik şiirlerinden bazılarını Bahriye Mektebi'nde öğretmeni olan ve annesi Celile Hanım'a yakınlık duyan Yahya Kemal'in düzelttiğini Vâ-Nû belirtmektedir. Şairin yayımlanan ilk şiiri 3 Teşrinievvel 1918 tarihli Yeni Mecmua'da Mehmet Nâzım imzasıyla çıkan 'Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı? 'dır. Bu şiir, aynı ad ve imza ile sonradan Ümid dergisinde de yayımlanmıştır. Yahya Kemal tarafından düzeltilen bu şiir şöyledir: 'Bir inilti duydum serviliklerde/Dedim ki: Burada da ağlayan var mı? /Yoksa tek başına bu kuytu yerde/Eski bir sevgiyi anan rüzgâr mı? '/ 'Hayat inerken siyah örtüler/Umardım ki artık ölenler güler/Yoksa hayatında sevmiş ölüler/Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı? '

  • allah (c.c)16.04.2003 - 18:31

    Bir

    öfke taşan su
    güneş gibi rahmetin
    buharlaştır kaynayan yüreğimi

    ah ama bak buza dönmüs yürekler
    sarıl sarıl ısıt içimizi

    nefret, dört nala giden at
    tutamıyorum dizginlerini
    gülümse yüzüme
    çossun kalbim sevginle
    esas sana koşsun yüreğim

    kin yanan bir orman
    ah yok oluyor güzellikler
    Sen bir tohum, Sen yağmur, Sen bereket
    unutma unutma bizi bizim Seni unuttuğumuz gibi

    bak akıyor nehir, uçuyor kuş
    göz başka ne delil ister
    bir mucize bir dokunuş

    2+2 eşittir dört
    yüzbinleri çarparak ne gerek var karıştırmaya beyinleri
    iman lazım iki noktayı birleştiren düz çizgi gibi
    Bir Allah bir sen, yok başka araya giren
    Arastırmak lazım ama bir noktadan geçen sonuz cizgi gibi
    O noktaki, tektir başka benzeri yoktur ve herşey ondan gelir ve geçer

    nizam
    31/05/02

  • allah (c.c)16.04.2003 - 18:14

    Allah’ı Ararken

    Belli ne birdir ne iki
    Günahım başımdan aşkın
    Ya Rab sen de bilirsin ki
    Bir sen varsın bana yakın.

    Gitmekle bitmiyor umman
    Sular azgın tekne delik
    Ah bu dağlar, ah bu duman
    Yolunu şaşırdı geyik.

    Merhem tutmuyor yarada
    Kırıldı kolum kanadım
    Gençliğim gitti orada
    Ah neden sonra anladım.

    Bende Sen’den gayrı hasret
    Değmez gözyaşı dökmeye
    Medet büyük Allah medet
    Kulunu saran geceye.

    Cahit Sıtkı Tarancı

  • birlik16.04.2003 - 02:30

    Gel birlik kavline girelim kardeş
    İtimat edersen benim sözüme
    Gel birlik kavline girelim kardaş
    Birlik çok tatlıdır, benzer üzüme
    İçip şerbetini duralım kardaş.

    Son verelim iftiraya bühtana
    Kardeşane sevişelim can cana
    Elbirlikle çalışalım vatana
    Çok okul, fabrika kuralım kardaş.

    Yürüyelim Atatürk'ün izine
    Boş verelim bozguncular sözüne
    Göz atalım şu dünyanın hızına
    Yürüyüp hedefe varalım kardaş.

    Veysel'in sözleri kanun dışı mı?
    Mantığa uymazsa kesin başımı
    Bana düşman etmiş vatandaşımı
    Sebebi ne ise soralım kardaş.

    Şair: Aşık Veysel

  • allah (c.c)15.04.2003 - 16:13

    senden yakın kim var
    dört duvar etrafımda
    24 saat yanımda olan mı var
    dost, dostum... sırdaşım...

    senden başka sonsuz olan mı var
    yedi gök tepemde
    365 gün yanımda kim var
    dost, dostum... sığınağım..

  • allah (c.c)15.04.2003 - 15:58

    DOST

  • allah (c.c)15.04.2003 - 15:58

    ŞOL CENNETİN IRMAKLARI

    Şol cennetin ırmakları
    Akar Allah deyu deyu
    Çıkmış islam bülbülleri
    Öter Allah deyu deyu

    Aydan aydındır yüzleri
    Şekerden tatlı sozleri
    Cennette huri kızları
    Gezer Allah deyu deyu

    Yunus Emre var yarına
    Koma bugünü yarına
    Yarin Hakk'ın divanına
    Çıkam Allah deyu deyu

    Yunus Emre

  • allah (c.c)15.04.2003 - 15:52

    ...

    ...Resûl-i Ekrem, “Sohbetiyle olsun, malıyla olsun, bana en ziyade ikramda bulunan Ebu Bekir’dir. Eğer ben Rabbimden başkasını halîl [dost] edinecek olsaydım, mutlaka Ebu Bekir’i halîl edinirdim. Oysa, sizin arkadaşınız ancak Allah’ın halîlidir. Bizim aramızda ise İslâm kardeşliği ve sevgisi vardır ve bu yeterlidir” demişti.1
    Neydi bu ‘hillet, ’ bu derin dostluk ki, Resûl-i Ekrem “Sizin arkadaşınız ancak Allah’ın dostudur” diyordu. “Bir başkasını dost edinemem” anlamındaydı bu söz. “Arkadaşız, hem de seven arkadaşlarız, kardeşiz; ama dostluk ancak Allah’adır ve dost ancak Allah’tır” demeye getiriyordu.
    Dost mânâsındaki ‘halîl’ Arapça’da ‘ayrışım’ anlamındaki bir kökten geliyordu. Bu da kelimeye “Sen bir yana, herşey bir yana” anlamını veriyordu. Ancak, “Sen bir yana, başka herşey bir yana” mânâsını hissettiğiniz, hakkında böyle düşündüğünüz biri sizin dostunuz olabilirdi. Ve sizin hakkınızda böyle düşünen biri ancak sizin dostunuzdur demekti. Beklentisiz, nedensiz, perdesiz hazır olan demekti dost. Hacda en fazla tekrar edilen ‘lebbeyk’ lâfzının anlamı buydu. Anladığım kadarıyla, işte bunu diyordu Resûl-i Ekrem: “Dostluğun hakkını verebilecek olan ve dost olmaya lâyık olan ancak Allah’tır. Samed’den başkası dost olamaz, Ehad’den başkasını dost edinmemen gerekir! Yani, beklentisiz ve nedensiz yakınlığa hazır olan, sebeplere takılmadan sebepsizce verebilecek olan yalnızca Allah’tır. Herşey bir yana, sen bir yana diyebileceğiniz yine ancak ve ancak Allah olmalıdır.”

    ...

    “Derya olunca nefes,
    Parelenince kafes,
    Tâ kesilince bu ses,
    Çağırırım dost, dost diye! ”
    İşte böyle diyordu Niyazi-i Mısrî.

    ...

    1. Sünen-i Tirmizî, Menâkıb (3661,3662) .

    Yazının Tümü: www.zaferdergisi.com/makale.asp? makale=746
    (Dost ile dost muyuz? - [email protected])