Öyle şiddetli esiyorki şimdi dışarıda, havalandırmış gazete kağıtlarını,poşetleri, dökülen sonbahar yapraklarını oradan oraya savuruyor Gelibolu sokaklarında. Ağaçlar kırılacak kadar eğiliyorlar bu güçlü lodos karşısında. Deniz çoktan coşmuş, feribota binip Lapsekiye geçmek yürek ister. Hele hele benim gibi bir deri bir kemikten ibaretse bedeniniz, sakın olaki dışarıya çıkmayın uçabilirsiniz zira.
çooooookkk şey var. Herkese iyi niyetle yaklaşmamayı, güvenmemeyi, hak eden insanlara değer vermem gerektiğini, birine bir sır vermeden önce bin defa düşünmen gerektiğini, insanlara hayır demesini öğrendim. Sonra, kendim için yaşamayı öğrendim. O ne der bu ne der diye düşünmüyorum artık. Kim nederse desin nasıl kimsenin hayatı beni ilgilendirmiyorsa benim hayatımda kimseyi ilgilendirmez diyebiliyorum. En çok da hayatımın aşkından sonra bir daha hiç kimseyi sevemeyeceğimi öğrendim. Her zaman onunla ama onsuz yaşamam gerektiğini öğrendim... Yaşam bana birde ne olursa olsun, yaşamanın yine de güzel olduğunu öğretti. Belki biraz klasik olacak ama paranın da her kapıyı açamadığını.....
Başınıza gelen ve çok kötü sandığınız birçok olayı birkaç sene sonra hatırlamazsınız bile. O an içinde olduğunuz için kendinizi kahrettiğiniz bir olayı üç sene sonra düşündüğünüzde yüzünüze bir gülümseme gelir. (Şu hortumlu dünyada Fil yalnız bir hayvandır. Ahmet Şefik İZGÖREN)
Ammaaannn Bırak imkansız olsun, İnceldiği yerden kopsun. Ne senin yüzün güldü, Ne içime sindi olmayınca olmuyor. Payıma yalnızlık düştü, Kader hep beni çizdi Gülmedimi gülmüyor...
Kendileri kardeşim olur. Fanatik Fenerbahçe taraftarı bir babanın, bundan 17-18 sene önce dünyaya gelen oğluna koyacağı isim ya Aykut olmuştur ya da Oğuz.
Turşuuuuuuuu....
İnsanoğlunun icat ettiği en iğrenç içecek...
2006....(03 Eylül)
Kul sıkışmadan, Hızır yetişmezmiş. Bu söz o Hızır için mi söylenmiştir bilmem ama bana geldiğini hiç görmedim....
Öyle şiddetli esiyorki şimdi dışarıda, havalandırmış gazete kağıtlarını,poşetleri, dökülen sonbahar yapraklarını oradan oraya savuruyor Gelibolu sokaklarında. Ağaçlar kırılacak kadar eğiliyorlar bu güçlü lodos karşısında. Deniz çoktan coşmuş, feribota binip Lapsekiye geçmek yürek ister. Hele hele benim gibi bir deri bir kemikten ibaretse bedeniniz, sakın olaki dışarıya çıkmayın uçabilirsiniz zira.
çooooookkk şey var. Herkese iyi niyetle yaklaşmamayı, güvenmemeyi, hak eden insanlara değer vermem gerektiğini, birine bir sır vermeden önce bin defa düşünmen gerektiğini, insanlara hayır demesini öğrendim. Sonra, kendim için yaşamayı öğrendim. O ne der bu ne der diye düşünmüyorum artık. Kim nederse desin nasıl kimsenin hayatı beni ilgilendirmiyorsa benim hayatımda kimseyi ilgilendirmez diyebiliyorum. En çok da hayatımın aşkından sonra bir daha hiç kimseyi sevemeyeceğimi öğrendim. Her zaman onunla ama onsuz yaşamam gerektiğini öğrendim... Yaşam bana birde ne olursa olsun, yaşamanın yine de güzel olduğunu öğretti. Belki biraz klasik olacak ama paranın da her kapıyı açamadığını.....
Başınıza gelen ve çok kötü sandığınız birçok olayı birkaç sene sonra hatırlamazsınız bile. O an içinde olduğunuz için kendinizi kahrettiğiniz bir olayı üç sene sonra düşündüğünüzde yüzünüze bir gülümseme gelir.
(Şu hortumlu dünyada Fil yalnız bir hayvandır. Ahmet Şefik İZGÖREN)
Ammaaannn
Bırak imkansız olsun,
İnceldiği yerden kopsun.
Ne senin yüzün güldü,
Ne içime sindi olmayınca olmuyor.
Payıma yalnızlık düştü,
Kader hep beni çizdi
Gülmedimi gülmüyor...
Bir tarafa içkiyi diğer tarafa ise ailenizi ve sağlığınızı koyun. Hangisinden vazgeçebiliyorsunuz? Bu arada öbür tarafıda unutmayın...
Kendileri kardeşim olur. Fanatik Fenerbahçe taraftarı bir babanın,
bundan 17-18 sene önce dünyaya gelen oğluna koyacağı isim ya Aykut olmuştur ya da Oğuz.