Hiçbir zaman ajandamın ileri tarihlerine yapılacak işleri falan yazacak kadar düzenli biri olamamışımdır mesela...bilmem hangi ayın kaçında bilmem kimin doğum günü varmış gibi saçmalıklar vardır bir de... hatırlarsam hatırlarım unutursam unuturum kadar basittir her şey.zaten önümli tarihleri zihnimize çakmıyor muyuz ki bi de öyle gereksiz yere kayıt tutalım.?
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar sevgiyle hatırlansa bile hatta.
mesala biz ardından yakılan ağıdı abarttığımız hiç kimseyi hatırlamayız aradan aylar geçtikten sonra...çünkü göz yaşı dökerken bile gözümüzden akan yaş değil samimiyetsizliktir hani...
Bir Pazar tatilinde tüm aile toplanmış pikniğe gitme hazırlıklarına girişir.sanki bir daha eve geri dönülmeyecek; sanki bir daha yiyecek ve içecek bulunamayacak gibi tüm mutfak eşyaları itina ile 10.evden aşağıya arabaya taşınmış; bu Pazar çok eğleneceğiz planları tamamlanmış ve yola çıkmaya hazırlanılırken muhakkak her yolculuk başlangıcında olduğu gibi bu sefer de evde bir şey unutulur...hane nüfusunun tek erkek elemanı “ateşi unuttuk” diye seslenir ön koltuktan...arka koltukta oturan evin en küçük çocuğunun cebinde bir tane çakmak vardır ama çakmağın hemen yanında çantasında duran sigara paketinin varlığından ailenin diğer fertlerinin haberdar olmaması ve hane nufusunda küçük kızdan başka kimsenin sigara içmemesi; küçük kızın sigara içmesinden haberdar olan ailenin diğer elemanlarının küçük kızın bacaklarını kıracağı gibi faktörleri düşünen küçük kız cebindeki çakmagın varlıgından anne baba ve kardeşlerinin haberlerinin olmasını istemez ve “ben getiririm,hem de tuvalete girmem gerek” der... Yukarı çıkar ve evden ateş almadan geri dönmek ister çünkü zaten çantasında bir tane çakmağı vardır...arabaya gitmek 10. kattaki evlerinden asansöre biner.Ve işte hayatının en eğlenceli yolculuguna başladıgından kendisi de habersizdir.5 ve 6. kat arasındaki boşlukta asansör birdenbire duruverir.birkaç dakika bekleyen kızımız rahattır çünkü ailenin diğer üyeleri evlerinin hemen kapısında duran arabada beklemektedirler.ilk 15 dakika geçtiği zaman birkaç kere asansörün kapısına tekme atar... gariptir ki kimse yardım çağrısına cevap vermemektedir ve asansör denilen o küçücük kutunun içindeki hava gittikçe ısınmaya başlar.gelen giden de yoktur ya hani tek bir sigara içmek hiç de fana olmaz...her zaman yaptıgı gibi sigarayı eline alır almaz etrafı kolaçan etmek için etrafına bakınır ama asansörde oldugunu hatırlayarak kendine güler.sigarayı içer sonra nefes almakta güçlük çektiğini fark eden kızımız birkaç kere daha tekmeler kapıyı ama bir önceki seferde oldugu gibi bu sefer de sesini duyan yoktur.anne baba ya da kardeşlerinden birinin gelip kendisini kurtarmasını bekler ama hala kimse yoktur.25 dakika içinde neden kimsenin kendisinin merak etmediğini düşünür.hadi küçük kızlarını merak etmiyorlardı; ateşi de mi merak etmiyorlardı.? Ateş olmadan nasıl gideceklerdi pikniğe? Sırtını duvara dayayıp yere oturur ve bir sigara daha içmeye başlar... sonrasında küçük bir hayat sorgulamasına girer. Hayatında ilk kez ailenin üvey çocugu olup olmayacagını düşünür.üzerindeki kıyafetler terden vucuduna yapışmıştır.birden bire ayaga kalkıp bağırmaya başlar.sonra küfreder.ama kimse yoktur.ve bir sigara daha...artık nefes alamamaya başladığında; bu dehşet anlardan kendisini kurtarabilecek tek yolu bulur...o yol aslında hep vardır ama küçük kızın aklına biraz geç gelmiştir.bu yolu 45 dakika sonra kullanması kendisine ömür boyunca “salak” sıfatının yapıştırılmasına sebep olacaktır ama olsun zararın neresinden dönülürse kardır ve artık nefes almak hemen hemen imkansızdır...birilerine asansörde kaldıgını haber etmek için çantasındaki cep telefonunu çıkarır ve ilkin kendisini 45 dakikalıgına unutan aile üyelerini değil de polisi falan aramayı düşünür ama bu işi uzatacaktır.ve babasını arar... “asansörde kaldım.45 dakikadır buradayım ve artık nefes alamamaya başladım.neden beni merak etmiyorsunuz” der kız... “tuvalete de gireceğini söyledin” diye cevap verir babası küçük kızın...
zaman değiştirmek...: vakti zamanında inandığım eylemlerden biri...nerede ve hangi şartlarda olursan ol; sıkıldığın an sonuçlarını göze almaksızın mekanı terkedip başka bir yere geçmek.
Hiçbir zaman ajandamın ileri tarihlerine yapılacak işleri falan yazacak kadar düzenli biri olamamışımdır mesela...bilmem hangi ayın kaçında bilmem kimin doğum günü varmış gibi saçmalıklar vardır bir de... hatırlarsam hatırlarım unutursam unuturum kadar basittir her şey.zaten önümli tarihleri zihnimize çakmıyor muyuz ki bi de öyle gereksiz yere kayıt tutalım.?
A place for my head var ya hani o şarkının giriş kısmı nası hoşuma gidiyo ki bi de bu şarkıdan aldığım keyfi system of a down chop suey den alırım...
sarı zebellahlar...
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.
mesala biz ardından yakılan ağıdı abarttığımız hiç kimseyi hatırlamayız aradan aylar geçtikten sonra...çünkü göz yaşı dökerken bile gözümüzden akan yaş değil samimiyetsizliktir hani...
Bir Pazar tatilinde tüm aile toplanmış pikniğe gitme hazırlıklarına girişir.sanki bir daha eve geri dönülmeyecek; sanki bir daha yiyecek ve içecek bulunamayacak gibi tüm mutfak eşyaları itina ile 10.evden aşağıya arabaya taşınmış; bu Pazar çok eğleneceğiz planları tamamlanmış ve yola çıkmaya hazırlanılırken muhakkak her yolculuk başlangıcında olduğu gibi bu sefer de evde bir şey unutulur...hane nüfusunun tek erkek elemanı
“ateşi unuttuk”
diye seslenir ön koltuktan...arka koltukta oturan evin en küçük çocuğunun cebinde bir tane çakmak vardır ama çakmağın hemen yanında çantasında duran sigara paketinin varlığından ailenin diğer fertlerinin haberdar olmaması ve hane nufusunda küçük kızdan başka kimsenin sigara içmemesi; küçük kızın sigara içmesinden haberdar olan ailenin diğer elemanlarının küçük kızın bacaklarını kıracağı gibi faktörleri düşünen küçük kız cebindeki çakmagın varlıgından anne baba ve kardeşlerinin haberlerinin olmasını istemez ve
“ben getiririm,hem de tuvalete girmem gerek” der...
Yukarı çıkar ve evden ateş almadan geri dönmek ister çünkü zaten çantasında bir tane çakmağı vardır...arabaya gitmek 10. kattaki evlerinden asansöre biner.Ve işte hayatının en eğlenceli yolculuguna başladıgından kendisi de habersizdir.5 ve 6. kat arasındaki boşlukta asansör birdenbire duruverir.birkaç dakika bekleyen kızımız rahattır çünkü ailenin diğer üyeleri evlerinin hemen kapısında duran arabada beklemektedirler.ilk 15 dakika geçtiği zaman birkaç kere asansörün kapısına tekme atar... gariptir ki kimse yardım çağrısına cevap vermemektedir ve asansör denilen o küçücük kutunun içindeki hava gittikçe ısınmaya başlar.gelen giden de yoktur ya hani tek bir sigara içmek hiç de fana olmaz...her zaman yaptıgı gibi sigarayı eline alır almaz etrafı kolaçan etmek için etrafına bakınır ama asansörde oldugunu hatırlayarak kendine güler.sigarayı içer sonra nefes almakta güçlük çektiğini fark eden kızımız birkaç kere daha tekmeler kapıyı ama bir önceki seferde oldugu gibi bu sefer de sesini duyan yoktur.anne baba ya da kardeşlerinden birinin gelip kendisini kurtarmasını bekler ama hala kimse yoktur.25 dakika içinde neden kimsenin kendisinin merak etmediğini düşünür.hadi küçük kızlarını merak etmiyorlardı; ateşi de mi merak etmiyorlardı.? Ateş olmadan nasıl gideceklerdi pikniğe?
Sırtını duvara dayayıp yere oturur ve bir sigara daha içmeye başlar... sonrasında küçük bir hayat sorgulamasına girer. Hayatında ilk kez ailenin üvey çocugu olup olmayacagını düşünür.üzerindeki kıyafetler terden vucuduna yapışmıştır.birden bire ayaga kalkıp bağırmaya başlar.sonra küfreder.ama kimse yoktur.ve bir sigara daha...artık nefes alamamaya başladığında; bu dehşet anlardan kendisini kurtarabilecek tek yolu bulur...o yol aslında hep vardır ama küçük kızın aklına biraz geç gelmiştir.bu yolu 45 dakika sonra kullanması kendisine ömür boyunca “salak” sıfatının yapıştırılmasına sebep olacaktır ama olsun zararın neresinden dönülürse kardır ve artık nefes almak hemen hemen imkansızdır...birilerine asansörde kaldıgını haber etmek için çantasındaki cep telefonunu çıkarır ve ilkin kendisini 45 dakikalıgına unutan aile üyelerini değil de polisi falan aramayı düşünür ama bu işi uzatacaktır.ve babasını arar...
“asansörde kaldım.45 dakikadır buradayım ve artık nefes alamamaya başladım.neden beni merak etmiyorsunuz” der kız...
“tuvalete de gireceğini söyledin” diye cevap verir babası küçük kızın...
topluma karıştıgı zaman mide bulantılarımın artmasına sebep olan fert...
pink floyd un en yakışıklı elemanı olan gitarcı za't...
zaman değiştirmek...: vakti zamanında inandığım eylemlerden biri...nerede ve hangi şartlarda olursan ol; sıkıldığın an sonuçlarını göze almaksızın mekanı terkedip başka bir yere geçmek.
giderken topuklarının kıçına vurması...