Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Yağmur Bulut
Yağmur Bulut

DOST, YARAMIZA BASILMIŞ TUZU, YARAMIZDAN ARINDIRANDIR.

  • affetmek09.02.2007 - 20:41

    AFFEYLE

    Sözlerin en güzeli sana aittir.
    Bizim söylediklerimizi söyleyemediklerimiz,
    Unuttuklarımız, söylemek istediklerimiz,
    Terkettiklerimiz.....
    Hepsi sana yöneldiği için güzeldir.
    Dilimizi duaya çeviren sensin,
    Şüphesiz dilimize duayı veren sensin..!
    Sözlerin en güzeli sana hitap etmektir.

    Beni hayat, dua, lezzet pınarının başına oturttuğun için,
    Gördüğün tüm kusurlarımı bağışladığın için,
    Ebediyyen bana yakınlığı tattırdığın için,
    Bildiğim tüm ayıplarımı örttüğün için,
    Bana vahyettiğin tüm gerçekler için,
    Tüm hayallerimi umuda katık ettiğin için,
    En sevgilini bana elçi gönderdiğin için,
    Beni aşkına muhatap ettiğin için,
    SONSUZ HAMD SANADIR YA RABBİ...! ! !

  • uyum09.02.2007 - 20:25

    GÖKKUŞAĞI

    Dünyanın bütün renkleri bir gün bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:

    YEŞİL demiş ki:

    ^^Elbette en önemli renk benim..ben hayatın ve umudun rengiyim. Çimenler, ağaçlar, yapraklar için seçilmişim. Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı...^^

    MAVİ hemen atılmış:

    ^^Sen sadece yeryüzünün rengisin, ya ben? Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir, ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız^^

    SARI söz almış:

    ^^Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim. Güneşin rengiyim, ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz^^

    TURUNCU onun sözünü kesmiş:

    ^^Ya ben? Ben sağlık ve direncin rengiyim. İnsan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde bulunur. Portakalı, havucu düşünün. Ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın^^

    KIRMIZI daha fazla dayanamamış:

    ^^Ben hepinizden üstünüm. Ben kan rengiyim. Kan olmadan hayat olur mu? Ben tehlike ve cesaretin rengiyim. Savaşın ve ateşin rengiyim. Aşkın ve tutkunun rengiyim. Bensiz bu dünya bomboş olurdu! ..^^

    MOR ayağa kalkmış:

    ^^Hepinizden üstün benim. Ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir. Ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz. Dinler ve itaat ederler^^

    ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar. Her biri diğerini itip kakıyor ^^EN BÜYÜK BENİM^^ diyormuş. Derken, bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış. Bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar.

    ve YAĞMUR'un sesi duyulmuş...

    ^^Sizi aptal renkler, bu kavganızın anlamı ne, bu üstünlük çabanız neden? Siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz. Şimdi el ele tutuşun ve bana gelin^^

    Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar, el ele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay seklini almışlar.

    Yağmur onlara ^^Bundan böyle^^ demiş. ^^Her yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar. İnsanlara yarınlar için umut olacaksınız. Gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size G Ö K K U Ş A Ğ I diyecekler. Anlaştık mı? ^^

    Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde G Ö K K U Ş A Ğ I belirir.

    Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz. Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız.

    ALINTI

  • özlem09.02.2007 - 17:48

    Günler günü eskitti, bir tek içimde sana duyduğum özlemler eskimedi. Bir yarım sanki görüşmeyeli asırlar oldu derken, diğer yarım kanımda dolaştığını söylüyor.
    Yürekte olan özlenir, yürekten çıkılmışsa özlem kalmaz.
    Dost, bil ki sen benim hâlâ yüreğimdesin. Özleniyor muyum? diye bir daha bana sorma.

  • dost09.02.2007 - 17:32

    Birlikte olduğumuzda sohbet etmeye doyamadığımız, vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığımız, görüşmemiz sonlandığında bir sonraki görüşme vaktinin gelmesini sabırsızlıkla beklediğimiz, derdimize ve sevinçlerimize ortak olan, yanımızda olmadığı zamanlarda mutlaka kalbimizde olan, darıldığımızda üzüntüden hayatımızın çekilmez olduğu, çeşitli nedenlerle gürüşülmüyor olsa da çok özlenen insan.

  • kıt09.02.2007 - 17:21

    Kifayetsiz, az, yetersiz.

  • kamuflaj09.02.2007 - 17:19

    Ortamla bütünleşerek kendini gizleme.

    Mesela askerlerin giydiği kamuflaj kıyafetleri, bukalemunun bulunduğu ortamın rengine bürünerek kendini gizlemesi, karanlıkta siyah giyerek insanların kendini gizlemesi vb.

  • adaptasyon09.02.2007 - 17:11

    Canlıların, değişen ortam şartlarına uyum sağlayabilme yeteneğidir.

    Allah, canlıları yaratırken onların hangi ortamlarda yaşayabileceğine dair bilgileri de DNA'larında belirtmiştir. Bilindiği gibi her canlının değişik ortamlarda hayatını devam ettirebilmesi için, alt ve üst sınır değerleri vardır. Mesela sudaki tuz miktarı (su canlıları için) , sıcaklık, ışık, havanın nemi, ortamın PH (asitliği) 'ı, karbondioksit miktarı, oksijen miktarı vb.. gibi.
    Bu değerlerin canlıların dayanma sınırının altına düşmesi ya da üstüne çıkması durumunda canlı ölür. Ortam şartlarındaki değişmeler canlının hayatını riske sokacağından canlı bu duruma DNA'sı elverdiğince ayak uydurmaya, direnmeye çalışır.

    Mesela kış uykusuna yatan canlılar soğuk havalara dayanabilmek için vücutlarında yağ depolarlar, ve bu yağ tabakası onları soğuktan korurken hem de canlı tarafından besin kaynağı olarak kullanılır.
    Sulak ortamda yaşaması gereken bir bitki kurak bir ortamda yaşamaya tabi tutulursa, bitkinin değişen ortam şartlarına adapte olmak için kök, gövde ve yapraklarında bazı değişiklikler yaptığı görülür. Mesela su kaybını en aza indirerek ortama adapte olmak için, stoma sayılarını azaltırlar, kökleri ise derinlerdeki sudan daha fazla yararlanmak için uzar, ve yaprak yüzeylerini küçülterek su kaybını en aza indirirler.

    Kısaca her canlının az ya da çok ortam şartlarına karşı adapte olma yeteneği vardır. Allah canlılara bu özelliği vermeseydi, ortam şartlarındaki en ufak bir değişiklikte canlı türlerinin hepsi yok olurdu. Bugün bu kadar çok canlı türünden bahsedebiliyorsak bu, canlıların değişen ortam şartlarına adapte olabilmelerinin sonucudur.

  • nadia camukova07.02.2007 - 17:07

    2 yaşında okuma-yazmayı öğrendi.
    3,5 yaşında ilkokula başladı.
    4 yaşında Das Kapital ve Kuran-ı Kerim’i aynı anda, Rusça ve Arap dillerinde ezberledi.
    8 yaşındayken ilk ve ortaokulu bitirmişti bile.
    9 yaşında felsefi konuları içeren, ‘Özel Düşünceler’ adındaki ilk kitabını yazdı.
    11 yaşında aynı anda iki liseyi birden birincilikle bitirdi..
    14 yaşındayken yine aynı anda Moskova Devlet Üniversitesi tarih bölümü ve Dağıstan Devlet Üniversitesi edebiyat bölümünü birincilikle bitirdi.
    15 yaşında iki üniversitede birden doktoraya başladı.
    25 yaşında hem tarih hem de edebiyat profesörü oldu.
    Toplam 24 kitabı yayınlandı.
    Rusça, Türkçe, Arapça, İngilizce, Farsça, Almanca ve Fransızca biliyor.

    3 yıl önce yapılan Picasso testinde 360 üzerinden 357, Einstein standartları ölçümünde ise 200 üzerinden 199,37 puan alarak dünyanın en zeki insanı unvanını almış.

    Bugüne kadar 3 bin civarında kitap okuyan Camukova, “Her gün bir kitap okumaya çalışıyorum. Karl Marks’ın Das Kapital’ini 4 yaşında okudum. Kur’ân’ı da aynı yaşta okuyup ezberledim. Okuduğum bir kitabı ikinci kez okumam ama zevk alarak tekrar tekrar okuduğum tek kitap Kur’ân’dır. Her 20 günde bir okurum.” diyor. ‘Dindar mısınız? ’ sorusuna, ‘İnanacak kadar zekiyim.’ diye cevap veren Camukova, “Yaratılışa inanıyorum. İnanmıyorum diyen insanlar kısa vadeli inançlarla yaşarlar aslında.” diye konuşuyor.

  • fay07.02.2007 - 16:40

    Fay, büyük toprak kütlelerindeki kırılmalar sonucu birbirininden izole olarak bağımsız hareket edebilme özelliği kazanmasıdır. Buna fay hattı deniyor. Yerkabuğu içindeki bu kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına ise deprem diyoruz.
    Ülkemiz bu canlı fay hatlarının geçtiği bir bölgededir ki bunlardan en büyüğü ^^Kuzey Anadolu^^ fay hattıdır. Bilim adamları tarafından her an harekete geçebileceği belirtilen bu fay hattının, harekete geçmesi halinde çok büyük kayıplara sebep olacağı belirtiliyor.
    Bilindiği gibi sismograflar, depreme neden olacak bu fay hatları hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için bir takım çalışmalar yapmaktadırlar.Bunlardan ilginç bulduğum bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum..
    Rusya'da bir kaç sismograf yeraltı tabakalarındaki kırılmaların sesini kaydetmek icin 14.4 kilometre kuyu kazıyorlar ve dinleme cihazlarını yerleştiriyorlar. İlkinde çok zayıf frekansta insan sesi duyuyorlar ama böyle bir şeyin mümkün olmayacağını düşündüklerinden ilk etapta bu yerleştirdikleri cihazdan gelen sesler olabileceği kanaatine varıyorlar. Daha sonra daha yüksek frekanstaki sesleri algılayabilecek bir cihazi yerleştirdiklerinde ise hayrete düşüyorlar, çünkü yerin dibinden milyonlarca insanın çığlık seslerini duyuyorlar.Ve çoğu bilim adamı işini bırakıyor.

  • termostat07.02.2007 - 16:08

    Günlük hayatımızın vazgeçilmezlerinden olup çıkan bir araçtır. Buzdolabımız, elektrik sobamız, kaloriferlerimiz, fritözümüz, fırınımız hatta ve hatta semaverlerimiz termostat olmaksızın tam randımanla çalışamazdı. Hepimizin bildiği gibi termometre ısıyı ölçer ama buna bir tepki vermez. Halbuki termostatlar ısıyı ölçmekle kalmayıp, duruma göre ısıtır veya soğutur.
    Tanıdığımız bazı insanlar vardır ki mevcut durumun olumlu veya olumsuz yönlerini sadece tesbit etmekle yetinirler, aynen bir termometre gibi. Ama bazı insanlar da vardır ki mevcut durumu tesbit etmekle kalmaz, buna karşı tepki verirler, aynen termostatın yaptığı gibi. Bu insanlar günlük hayatta karşılaşılan sorunlarda, çözümün de bir parçası olurlar. Tüm insanlığın, termostat duyarlılığı içinde olmasıni diliyorum.