Zil, şal ve gül... Bu bahçede raksın bütün hızı. Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı... Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir Neşesiyle Endülüs, bu akşam bu zildedir'
Günün birinde Galatasaray okuluna bir çocuk gelir. Taşralı görünümü ve haşarı haliyle, okul yönetiminin 'işe yaramaz' olarak nitelendirdiği kişi kategorisine girdiğinin farkında olmayan bu çocuk, Türk şiirinin yenilikçi şairlerinden biri olacağını da ömrü boyunca öğrenemeyecek olan Ahmet Haşim'dir. “Akşam, yine akşam, yine akşam - Bir sırma kemerdir suya baksam” dizelerinin yaratıcısı Ahmet Haşim'in yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen hayatı, 3 Haziran 1933'te son bulur. Yaşadığı süre içinde yanında fazla dostu olmayan Haşim'in öldükten sonra değeri anlaşılacaktır. Şiirlerinde, yalnızlığı, biten günlerin hüznünü, aşkı, suları, ay'ı anlatan Ahmet Haşim, aynı zamanda yaşamı, hayata bakışı, kişiliği de demek olan şiirleriyle bir zamana da ışık tutuyor. Bu yüzden 'Ahmet Haşim: Şiiri ve Hayatı' okunması gereken bir kitap.
Büyülü yürüyüş...
Zil, şal ve gül...
Bu bahçede raksın bütün hızı.
Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı...
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
Neşesiyle Endülüs, bu akşam bu zildedir'
...ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Bedri Rahmi EYÜBOĞLU
Kapıya ne icra memuru gelir,
Ne Birinci Şube sivil polisi....
İçerde kimine kuş tüyü sedir;
Yüz üstü toprağa düşer kimisi....
Bir musiki orda zaman ve mekân....
Yıldız dolu feza küçük camekân....
İmkân atomunu çatlatan imkân....
Bir hiç ki, içinde heplerin hepsi
Necip Fazıl Kısakürek
Gönül dostu.
Zalimdir zalim..! acıması yok.
Günün birinde Galatasaray okuluna bir çocuk gelir. Taşralı görünümü ve haşarı haliyle, okul yönetiminin 'işe yaramaz' olarak nitelendirdiği kişi kategorisine girdiğinin farkında olmayan bu çocuk, Türk şiirinin yenilikçi şairlerinden biri olacağını da ömrü boyunca öğrenemeyecek olan Ahmet Haşim'dir.
“Akşam, yine akşam, yine akşam - Bir sırma kemerdir suya baksam” dizelerinin yaratıcısı Ahmet Haşim'in yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen hayatı, 3 Haziran 1933'te son bulur. Yaşadığı süre içinde yanında fazla dostu olmayan Haşim'in öldükten sonra değeri anlaşılacaktır. Şiirlerinde, yalnızlığı, biten günlerin hüznünü, aşkı, suları, ay'ı anlatan Ahmet Haşim, aynı zamanda yaşamı, hayata bakışı, kişiliği de demek olan şiirleriyle bir zamana da ışık tutuyor. Bu yüzden 'Ahmet Haşim: Şiiri ve Hayatı' okunması gereken bir kitap.
'Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza! ' acemiyiz işte ne yapalım. En kötüsü de rampalar...
İnsanlık tarihinden bu güne kadar çeşitli amaçlar için kullanılmışlardır.
sağlık amaçlı lezzet amaçlı hatta büyü yapmak için bile kullanılıyor.
Sadece dünyamı?
Dediklerine bakılırsa yeryüzünde aramışlar aramışlar, bir tek dilsiz kadın bulamamışlar.