bir kürsü bilirim cemaziyelevvel içerir.. dünyanın çoktan unuttuğu tansıkların yaşandığı.. kirlenen ütopyaların tarihi, ki soytarılar sızmıştır artık oraya..
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın..
Ben öyle bir zerreyim ki, bütün âleme isyan etmişim. Havaya, toprağa isyan etmişim, Ateşe, suya isyan etmişim. Altı yöne isyan etmişim. Beş duyuya isyan etmişim.
Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki, altı yön de neymiş, beş duyu da ne. Benim için hiç bir şey umurumda değil.
O serüvenlerin günlüğü tutulmadı yazılmadı o insanların destan şiiri
Parça parça ettirilseler bir kartala (ki sanırım böyle oldu sonları)
Fışkırır yüreklerinden Başarısız ihtilallerin yangınları
Dünyanın cesur ulusları yoktu, cesur insanları vardı. Onlar, aşkın ve hayatın havarileri, büyük serüvencilerdi. Onlar, bu ihtiyar cadının maskesini parçalamak ve yeryüzü denilen cenneti bize sunmak istediler. Bütün ömürleri bu kavgayla geçti. Ne adları vardı onların, ne ulusları, ne dinleri ne de anıtları.
Ama biz onlar için ölüm fermanları hazırlayıp görkemli mangalar kurduk. Savaşlar açtık peşpeşe. Kentleri ele geçirip vahşi bir hayvan gibi avladık. Nerde görülürse kurşuna dizdik ve süslü kemerler yaptık onların kafa derilerinden. Biz cellattık ve tarih suratımıza tükürürken, bir kez bile bağışlanmayı istemedi onlar..
bir kürsü bilirim cemaziyelevvel içerir.. dünyanın çoktan unuttuğu tansıkların yaşandığı.. kirlenen ütopyaların tarihi, ki soytarılar sızmıştır artık oraya..
gidersen yıkılır bu saray..
...başımı senin dizine koyduğumu uyuduğumu düşünsem
çocuğunmuşum gibi saçlarımı okşadığını
kocanmışım gibi yakama çiçek taktığını...
Yarım saat, belki kırk beş dakika, peki, peki, en fazla bir saat uyuyan canan’ı seyrettim..
bunu yapabilecek gücü içimde hissediyorum..
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın..
Sigaramla birlikte bütün dünyayı tüttürüyordum..
Ben öyle bir zerreyim ki,
bütün âleme isyan etmişim.
Havaya, toprağa isyan etmişim,
Ateşe, suya isyan etmişim.
Altı yöne isyan etmişim.
Beş duyuya isyan etmişim.
Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,
altı yön de neymiş,
beş duyu da ne.
Benim için hiç bir şey umurumda değil.
Mevlana Celaleddin Rumi
O serüvenlerin günlüğü tutulmadı
yazılmadı o insanların destan şiiri
Parça parça ettirilseler bir kartala
(ki sanırım böyle oldu sonları)
Fışkırır yüreklerinden
Başarısız ihtilallerin yangınları
Dünyanın cesur ulusları yoktu, cesur insanları vardı.
Onlar, aşkın ve hayatın havarileri, büyük serüvencilerdi.
Onlar, bu ihtiyar cadının maskesini parçalamak ve
yeryüzü denilen cenneti bize sunmak istediler. Bütün
ömürleri bu kavgayla geçti. Ne adları vardı onların, ne
ulusları, ne dinleri ne de anıtları.
Ama biz onlar için ölüm fermanları hazırlayıp görkemli
mangalar kurduk. Savaşlar açtık peşpeşe. Kentleri ele
geçirip vahşi bir hayvan gibi avladık. Nerde
görülürse kurşuna dizdik ve süslü kemerler yaptık
onların kafa derilerinden. Biz cellattık ve tarih suratımıza
tükürürken, bir kez bile bağışlanmayı istemedi onlar..
Derler ki, son büyük serüvenci yaralıdır hâlâ
Biten ömürlerin son dakikaları gibi,
her çığlık bir “elvedâ”!
Derince bakılsa görünür dünyanın dibi,
o ne ürperten edâ.!
hayat ürpertici bir serüvendir.