Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda sizin ordakiler gibi tıpkı benim orda arslanın ağzındadır ekmek ejderler yatar başında çeşmelerin ve ölünür benim orda ellisine basılmadan sizin ordaki gibi tıpkı bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek şiirler bayraklaşabilir benim orda sizin ordaki gibi kardeşlerim sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz toprağı sürebilmeli pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli dizlerine kadar bütün soruları sorabilmeli bütün ışıkları derebilmeli yol başlarında durabilmeli kilometre taşları gibi şiirlerimiz yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli cengelde tamtamlara vurabilmeli ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz'
'Korkuyorum Anne'yi izlediniz mi bilmem. Yaşamla ilgili birçok şeyi tokat gibi suratınıza çarpıyordu. Çok etkilenmiştim. 'Kaç Para Kaç'ta adamın para yüzünden mahvoluşunu sanki gerçek hayattan bir kesit gibi veriyordu. O da iyiydi. Ama 'Beş Vakit'te Reha Erdem, ustalığını konuşturuyordu. Hiçbir çarpıcılığı arkasına almadan, hayatın içinden bir olayı öylesine veriyordu. Sanattan alınan tadı dile getirmek çetin bir iştir. Öyle hissettim diyeyim.
'Pir Sultan'ım yeryüzünde
Var mıdır noksan sözümde
Eksiklik kendi özümde
Darına durmağa geldim'
Pir Sultan Abdal
'ASYA-AFRİKA YAZARLARINA
Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
sizin ordaki gibi tıpkı
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
şiirler bayraklaşabilir benim orda
sizin ordaki gibi
kardeşlerim
sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
toprağı sürebilmeli
pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
dizlerine kadar
bütün soruları sorabilmeli
bütün ışıkları derebilmeli
yol başlarında durabilmeli
kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
büyük hürriyete şiirlerimiz'
Nazım Hikmet
Amacım ukalalık etmek değil ama her şeyin bir yolu yöntemi var.
Başka isimlerin arkasına sığınma.
Hoşça kalın. Şimdilik.
Aziz Nesin. Başka türlü olamadığı için gerçekleri ya da doğru bildiklerini söyleyen bir adam. Ayrıca bir doğaseverdi.
Aziz Nesin.
'Korkuyorum Anne'yi izlediniz mi bilmem. Yaşamla ilgili birçok şeyi tokat gibi suratınıza çarpıyordu. Çok etkilenmiştim. 'Kaç Para Kaç'ta adamın para yüzünden mahvoluşunu sanki gerçek hayattan bir kesit gibi veriyordu. O da iyiydi. Ama 'Beş Vakit'te Reha Erdem, ustalığını konuşturuyordu. Hiçbir çarpıcılığı arkasına almadan, hayatın içinden bir olayı öylesine veriyordu. Sanattan alınan tadı dile getirmek çetin bir iştir. Öyle hissettim diyeyim.
İlkay'ın söylediği güzel bir şarkı.
'Memleketimden İnsan Manzaraları.'
Bir şiir kitabının adı.