eksik bir metod bence. çünkü ilerki zamanlarda neden altını çizdiğini unutuyor insan. zaman geçtikçe çağrışımlarıda değişiyor insanın. bugün beni düşündüren bir cümle yarın anlamsız gelebiliyor... onun için bir ok çıkartıp sayfanın kenarına küçük bir not düşmeli derim ben.. zira o kitabı ödünç isteyen birine 'özel notlarım yazılı' bahanesiyle vermeyebilirsinizde. işe yarıyor.
soyadım bununda nihai kökeni belirsiz. araştırdım ben sülalede yağ satan kimse yok.. 'yalaka' manasında karadenizde kullanılmaz zaten.. (eskiden, karadenizde) babamı sıkıştırıyorum kadîm bir soyadı buldum, bakalım değiştireceğiz kısmetse :) bu arada köyde akrabalarımızın lakabı 'maboçoğlu'. dolayısıyla geçmişe saygısızlık olmayacak soyadı değişikliği.
'cevân' (genç,delikanlı) + 'merd' (, adam, erkek) . 'cömert' bizim bildiğimiz 'civanmert' yani.. bu arada 'mert' farsçada sadece erkekler için kullanılan kelime. şimdi birileri çıkıp kadınlar mert olamaz mı? diye sorabilir.. türkçede olur.. ama farsçada maalesef olmuyor.. türkçede eli geniş, vermeyi seven kişi anlamında kullanılıyor..
kalender terimine yazdığım gibi nihai kökeni belirsiz bu kelimenin.(kalender) tek bilinen kalenderiye dervişleri. dolayısıyla Ali Püsküllüoğlu'nun verdiği anlamda bununla ilişik ve mantıklı.. fakat dervişlerin 'alçakgönüllü' olma özelliğinin yanısıra 'cömert' olma özellikleride vardır. en azından prensiplerinde öyle olmaları gerektiği yazıyor.. dolayısıyla cömert manasında da kullanılabilir.. derim ben..
İlginç.. böyle bir kelimenin nihâi kökeni nasıl belirsiz olur? 'kalender' zincirinin başlangıç halkasında 'kalenderiye mezhebine bağlı olan kişi,dünyadan vazgeçen kalenderiye dervişi' var. günümüz türkçesinde kullanılan anlamı 'dünyadan vazgeçen derviş' e atfen. erzurumlular sık kullanır kalender kelimesini. genelde 'cömert' anlamında kullanırlar. e bununda dünyadan vazgeçmişlikle bir alâkası var hani..
Elime Osmanlı zamanından kalma bir 'nüfus hüviyet cüzdanı' geçmişti ve orada görmüştüm osmanlıca yazıyordu 'alâmet-i farikası' diye bir bölüm vardı kağıtta.. Abdülhamit zamanında bu kaldırılıp yerine 'vücutça sakatlığı veya noksanlığı' eklendiğini tarih hocamdan(Vildan Pirim, kulakları çınlasın çok değerli bir hocaydı) öğrenmiştim. alâmet-i farikası kısmında şahsın dışarıdan bakınca dikkat çeken bir eksikliği olup olmadığı kastediliyordu şüphesiz. topal, kör, şaşı, çolak vs.. A4 ebatlarında bir kağıttı.. ve göz rengi, ten rengi hatta lakabı kısımları bile vardı.. çok şaşırmış ve gülmüştüm..
eksik bir metod bence.
çünkü ilerki zamanlarda neden altını çizdiğini unutuyor insan.
zaman geçtikçe çağrışımlarıda değişiyor insanın.
bugün beni düşündüren bir cümle
yarın anlamsız gelebiliyor...
onun için
bir ok çıkartıp sayfanın kenarına
küçük bir not düşmeli derim ben..
zira o kitabı ödünç isteyen birine 'özel notlarım yazılı' bahanesiyle
vermeyebilirsinizde.
işe yarıyor.
sonunda buldum!
'bûrek' deniliyor farsçada.
çeşitli şekillerde tarif edilen bir yemek.
bulduğum şu ki;
börek türkçeden farsçaya geçmiş bir kelime.. :)
soyadım
bununda nihai kökeni belirsiz.
araştırdım ben sülalede yağ satan kimse yok..
'yalaka' manasında karadenizde kullanılmaz zaten..
(eskiden, karadenizde)
babamı sıkıştırıyorum
kadîm bir soyadı buldum, bakalım değiştireceğiz kısmetse :)
bu arada köyde akrabalarımızın lakabı 'maboçoğlu'. dolayısıyla geçmişe saygısızlık olmayacak soyadı değişikliği.
'cevân' (genç,delikanlı) + 'merd' (, adam, erkek) .
'cömert' bizim bildiğimiz 'civanmert' yani..
bu arada 'mert' farsçada sadece erkekler için kullanılan kelime.
şimdi birileri çıkıp
kadınlar mert olamaz mı? diye sorabilir..
türkçede olur.. ama farsçada maalesef olmuyor..
türkçede eli geniş, vermeyi seven kişi anlamında kullanılıyor..
kalender terimine yazdığım gibi nihai kökeni belirsiz bu kelimenin.(kalender)
tek bilinen kalenderiye dervişleri.
dolayısıyla Ali Püsküllüoğlu'nun verdiği anlamda bununla ilişik ve mantıklı..
fakat dervişlerin 'alçakgönüllü' olma özelliğinin yanısıra 'cömert' olma özellikleride vardır. en azından prensiplerinde öyle olmaları gerektiği yazıyor..
dolayısıyla
cömert manasında da kullanılabilir..
derim ben..
orjinalinde de yazar mı bilmem ama
Şeyh Sadi-i Şirazî nin
Bostan ve Gülistan'ındaki hikayelerde 'cömert' anlamında çok sık kullanılıyor..
bana hep bungy jumpingi
ya da
3000 metreden paraşütle atlamayı çağrıştırıyor..
ben almıyayım, kalsın..
bknz.
yusuf yusuf..
İlginç..
böyle bir kelimenin nihâi kökeni nasıl belirsiz olur?
'kalender' zincirinin başlangıç halkasında
'kalenderiye mezhebine bağlı olan kişi,dünyadan vazgeçen kalenderiye dervişi'
var.
günümüz türkçesinde kullanılan anlamı 'dünyadan vazgeçen derviş' e atfen.
erzurumlular sık kullanır kalender kelimesini.
genelde 'cömert' anlamında kullanırlar.
e bununda dünyadan vazgeçmişlikle bir alâkası var hani..
'racon kesmeyin, kafa kesin'
sloganını necip türk gençliğine kazandıran kişi*
Elime Osmanlı zamanından kalma bir
'nüfus hüviyet cüzdanı' geçmişti
ve orada görmüştüm osmanlıca yazıyordu
'alâmet-i farikası'
diye bir bölüm vardı kağıtta..
Abdülhamit zamanında bu kaldırılıp yerine
'vücutça sakatlığı veya noksanlığı'
eklendiğini tarih hocamdan(Vildan Pirim, kulakları çınlasın çok değerli bir hocaydı)
öğrenmiştim.
alâmet-i farikası kısmında şahsın
dışarıdan bakınca dikkat çeken bir eksikliği olup olmadığı kastediliyordu şüphesiz.
topal, kör, şaşı, çolak vs..
A4 ebatlarında bir kağıttı..
ve göz rengi, ten rengi hatta lakabı kısımları bile vardı..
çok şaşırmış ve gülmüştüm..
burda düşünülmesi gereken durum ve sorulması gereken soru şu:
kerem aslının nesi oluyordu?
ya nedir bu erkeklerin çektiği be kardeşim!