'sinek' kelimesinin çıkarttığı 'sin' sesinden türetilip bu ismi aldığı söyleniyor. hani bizim 'vızzz' diye duyduğumuz ses bu.. o zamanların sinekleri başka türlü vızıldıyormuş heralde..
siz hiç iki güzelin birleşiminden olan çok daha güzel bir şey gördünüz mü? leon ve sting... buyrun... soru işaretinden sonraki boşluğu kapatın; öyle yapıştırın adres çubuğuna...
beddua etmeyeyim yinede. ama taşacak sabır.. neyimiz var ki duadan başka ne yapabiliyoruzki üzülmenin dışında... o küfür ettiğin Allaha kurban ol sen hemi...
Bando mızıkayla dünyaya geldim; gerçekten bando mızıkayla!
Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani “Onuncu Yıl”... “On yılda on milyon genç yarattık her yaştan” diye marşların söylendiği, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü...
İşte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, “Fener alayını izleyeceğim” diye. Babam, “Yahu, avrat, ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla” demiş. Ama annem, hiç öyle çoşkulu bir günde evde oturmak ister mi? Komşu kadınlardan biriyle çıkmışlar evden, bir yaşındaki abim de annemin kucağında. Fener alayını eve en yakın izleme yeri olsa olsa Saathane’nin orası. Annemle komşu kadın bezirgânların önündeki daracık kaldırıma dizilmişler, insanların arasına sokulmuşlar. Ama nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez.
Az sonra bando öteden gözükmüş.
“Pıstattararaa”..” demeye başlayınca, “Uy anam”, annemdeki sancı... Breh, kaldırımda adım atacak yer yok, yan yön insan, gerisi dükkân. “Aman ha, kadının sancısı tuttu ha, yol verin ha! ” Yol nerdeki? O sıra, bando da ermiş gelmi annemin önüne... “Kadın doğurdu ha, doğuracak ha”... Polisler yol vermişler anneme, “Yürüyün bandonun ardısıra, ilk sokaktan sapın içeri” diye.
“Gümdattarara! ..”
Bando önde, annem, ben, abim, komşu kadın ardında fener alayı bizim arkamızda, ha doğdum ha doğacağım.
“Gümdadadadatdat dat dat dat...”
Annemi eve dar yetiştirmişler. Tastamam eve geldikten on dakika sonra beni doğurmuş. Adana’ınn Saathanesinin çanı yirmi ikiyi “Dan dan dan” diye vururken...*
*Muzaffer İZGÜ- Zıkkımın Kökü adlı kitaptan alıntı kendi doğumunu anlatıyor...
hani meşhur 'ocakbaşı' lar vardır. kanatçı-köfteci tarzında içkili yerler bir ocakbaşının ismi; 'Aralıksonu Ocakbaşı' hayranım böyle orjinal isimlere...
bir cd-center da geçti yarım saat önce 3 bayan girdi içeri -biz korku filmi istiyoruz -tabi yardımcı olalım şuna ne dersiniz -ama bakın korkmazsak geri getiririz ona göre -ya ne korkması, seyrederken kusacaksınız, garanti veriyorum size -e alalım o zaman..
bu vesileyle esnafımızın cumhuriyet bayramını kutluyor nice 'malını satmak için her yol mübahtır'lı günler diliyorum
Aynur'un bir 'ağıt'ı var. Ahmedoooo! diye uzayıp gidiyor. İnsan dinlerken keşke 'Ahmet' ben olsaydım da bu ağıt bana söylenseydi diyor.. çok içten anlamasamda ne dediğini, hoşuma gidiyor.
'sinek' kelimesinin çıkarttığı 'sin' sesinden türetilip bu ismi aldığı söyleniyor.
hani bizim 'vızzz' diye duyduğumuz ses bu..
o zamanların sinekleri başka türlü vızıldıyormuş heralde..
bakınız.
4000 sene önceki arap şairleri
http://video.yahoo.com/video/play? vid=ae6e0d18b49a3837820eb659789e8c76.852601
siz hiç iki güzelin birleşiminden olan çok daha güzel bir şey gördünüz mü?
leon ve sting...
buyrun...
soru işaretinden sonraki boşluğu kapatın;
öyle yapıştırın adres çubuğuna...
beddua etmeyeyim yinede.
ama taşacak sabır..
neyimiz var ki duadan başka
ne yapabiliyoruzki üzülmenin dışında...
o küfür ettiğin Allaha kurban ol sen hemi...
bir pazaaaar akşamııı rastladıııım sizeeeee.......
Bando mızıkayla dünyaya geldim; gerçekten bando mızıkayla!
Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani “Onuncu Yıl”... “On yılda on milyon genç yarattık her yaştan” diye marşların söylendiği, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü...
İşte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, “Fener alayını izleyeceğim” diye. Babam, “Yahu, avrat, ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla” demiş. Ama annem, hiç öyle çoşkulu bir günde evde oturmak ister mi? Komşu kadınlardan biriyle çıkmışlar evden, bir yaşındaki abim de annemin kucağında. Fener alayını eve en yakın izleme yeri olsa olsa Saathane’nin orası. Annemle komşu kadın bezirgânların önündeki daracık kaldırıma dizilmişler, insanların arasına sokulmuşlar. Ama nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez.
Az sonra bando öteden gözükmüş.
“Pıstattararaa”..” demeye başlayınca, “Uy anam”, annemdeki sancı... Breh, kaldırımda adım atacak yer yok, yan yön insan, gerisi dükkân. “Aman ha, kadının sancısı tuttu ha, yol verin ha! ” Yol nerdeki? O sıra, bando da ermiş gelmi annemin önüne... “Kadın doğurdu ha, doğuracak ha”... Polisler yol vermişler anneme, “Yürüyün bandonun ardısıra, ilk sokaktan sapın içeri” diye.
“Gümdattarara! ..”
Bando önde, annem, ben, abim, komşu kadın ardında fener alayı bizim arkamızda, ha doğdum ha doğacağım.
“Gümdadadadatdat dat dat dat...”
Annemi eve dar yetiştirmişler. Tastamam eve geldikten on dakika sonra beni doğurmuş. Adana’ınn Saathanesinin çanı yirmi ikiyi “Dan dan dan” diye vururken...*
*Muzaffer İZGÜ- Zıkkımın Kökü adlı kitaptan alıntı
kendi doğumunu anlatıyor...
hani meşhur 'ocakbaşı' lar vardır.
kanatçı-köfteci tarzında içkili yerler
bir ocakbaşının ismi;
'Aralıksonu Ocakbaşı'
hayranım böyle orjinal isimlere...
bir cd-center da geçti yarım saat önce
3 bayan girdi içeri
-biz korku filmi istiyoruz
-tabi yardımcı olalım şuna ne dersiniz
-ama bakın korkmazsak geri getiririz ona göre
-ya ne korkması, seyrederken kusacaksınız, garanti veriyorum size
-e alalım o zaman..
bu vesileyle esnafımızın cumhuriyet bayramını kutluyor
nice 'malını satmak için her yol mübahtır'lı günler diliyorum
hey gidi
ErDeM aLpHaE...
gittin ya.
öksüz kaldı nedir..
yazdıklarının üstüne nice yazılar eklendi, kayboldular, boğuldular..
hoş bir sada bile olamadan yokoldular..
kulakları çınlasın..
gidenlerden oda...
*soru işaretinden sonraki boşluğu kapatın.
yine açılmazsa
www.youtebe.com dan 'aynur-ahmet' yazın..
dinlenilesi...
Aynur'un bir 'ağıt'ı var.
Ahmedoooo!
diye uzayıp gidiyor.
İnsan dinlerken keşke 'Ahmet' ben olsaydım da bu ağıt bana söylenseydi diyor..
çok içten
anlamasamda ne dediğini, hoşuma gidiyor.