- Abi ben kaç kere dedim sana düşüncelerinle ezmeye kalkma diye insanları - Kaç kere dedin? - Nerden hatırliim şimdi.. çok dedim işte.. hep diyorum.. hep ayrıntıya giriyorsun İnsanlar seninle konuşmaya korkuyor.. bildiğin şeyleri onlar bilmeyince yüzlerine vuruyorsun.. yaşına saygı gösteriyorlar.. seslerini çıkarmıyorlar.. sen de üstlerine üstlerine gidiyorsun.. saçlarında döküldü bak.. bu dünya sana da kalmaz yücel abi.. O çok sevdiğin o hep.ok attığın insanlar bir bir seni terkedecek.. yalnızlığında boğulacaksın.. karasın.. kapkara olacaksın.. yeni dökülmüş asfalt olacaksın.. - Ne yani iyi geçineyim diye doğruyu gerçeği gizleyeyimmi.. bu yaştan sonra yalaka puşt bir böcekmi olayım? - Est. abi - Ne estagfurullahı.. etmediğin hakaret bırakma sonra estagfurullah.. oh ne güzel damascus .. - Abi o değilde sen yaşlandıkça daha bi alınganlaştın.. - git işine.. baktın olmuyor.. hemen şahsıma saldırıyorsun - Şahsına falan saldırmadım ben.. - Sus konuşma.. kalk bi çay yap barışalım... - bende tam oraya getirecektim.. kendini kitaplara vermiş çok düşünceliymiş dünya umrunda değilmiş gibi yapıp bütün işleri bana yaptırıyosun.. iki bardak yıkasan düşünce akışın bulanacak sanki.. ben de bilmezmiyim öyle elime kitap alıp kabız olmuş gibi düşünce bunalımına girmeyi.. bende yaparım aynısını.. git demle çayı.. Gel seyret.. aynısını yaparım valla.. hem ben gencim.. daha iyisini yaparım.. Saçların burnun pozların hakkında oturup sayfalarca yazı bile yazabilirim.. Beş ayda fransızca öğrendim şunu biliyorum bunu biliyorum diyorsun.. Ben yapamazmıyım sanki.. bende yaparım.. hem aşkı alet etmeden yaparım.. Üç ayda farsça öğrenmezsem en adi rezilim.. - sen kürtçe biliyon diye öğrenirsin.. kolaysa git ispanyolca öğren.. - benim işim olmaz ispanyolla ispanyolcayla.. endülüs hala aklımda.. bunlar bir kenara .. allah aşkına konuyu değiştirme iki aydır bir kere uzanmadı ellerin mutfağa.. - Tamam tamam.. anladım ki sen aşk nedir.. nedir aşk acısı bilmiyorsun.. - Abi çok dinledim.. bırak bunları.. anlatmıyorum diye acımı yok sayıyorsun.. vereceğin olsun... kantin önlerinde vicdan dilenip piyango bileti sat.. hatta hangisi kazanacaksa onu sen satmış ol.. kahrol..
yapıyorlar.. yapma diyorsun yine yapıyorlar.. üstüne gidince bak zaten başkasının kitabıymış üstündeki notu okudum niye celalleniyorsun diyorlar.. celal melal tanımam diyorum.. verin kitaplarımı.. gelin size ekmek arası birşeyler ısmarlıyayım.. bakın kalbinizi kırarım.. gelin barışalım... böyle diyorum
- Bak sürekli yürüyoruz.. durup dinlenemezmiyiz biraz.. - Şimdi değil.. daha değil dostum.. daha kararmadı gökyüzü..susmayı beceremiyoruz daha - Ama.. ama yol biz yürüdükçe daha da tehlikeli olmaya başlıyor.. dönüş yolunu yitirmekten korkuyorum.. korkum beni yoruyor.. duralım.. geldiğimiz yolları bir kezde aklımızla gelelim.. hatırımızda tutalım.. bırak biraz gecikelim.. şimdiye kadar beklediler.. biraz daha beklesinler.. - Bekledilermi? emin değilim.. - Niye beklemesinler ki? beklemek zorundalar - Bu yüzden beklemiyecekler işte -Anlamadım - Anlamazsın.. iyi ki de anlamadın.. başkaları gibi anlayacağını sanıp korkmuştum..
Sevdiğim acıt canımı.. beni bataklıklarında çürüt: eski bir minibüsün kirli kırık camlarından tozlu asfaltlara at örneğin.. Örneğin acımayıp ağlat beni.. ki ben gururumu yalınayak çiğneyip geldim sana.. Bu yüzden acıma kıy bana... demişti ki ebu said bir zaman.. dinle benden evlat.. boynu bükük bir erkeği hiç bir kadın sevmez.. işte geldim kapına.. dinlemedim büktüm boynumu sana.. bak geldim kapına.. bir kez daha açtım yüzümü sana.. ama sen dur.. elin ilişmesin.. az birşey bile aralama.. beni durdur kapında.. beklet.. ve istersen çürüt ayaklarımı toprağında... toprağında.. çünkü ikindi vakitleri karbeyaz ellerinle ıslatırdın toprağını...
eski.. soluk renkli ahşap kapı.. kapının ardında sen.. sen: ah saçların ortadan ikiye.. örülmüştür.. siyahtır.. ve boynuna kara bulutlar gibi dökülür saçların ...
oysa.. direndim gelmeden evvel sana dedim ey kalbim: dur.. dindir acılarını.. kana.. ama akıtma kanını.. dur dedim dur.. bir vakit durul.. rüsva etme beni...
şimdi geldim.. haydi kaçır gözlerini.. bırak bin yıl bekleyeyim.. çıkma dışarı.. rezil et beni ..
bak emrindeyim istersen yokuşlarına sür.. yor beni... beni vadilerinde kurtlara parçalat..
tenimi yıprat.. ellerimi yak
kapat gözlerini .. beni cehennemlere at..
mahrum et beni
beni öldür.. cesedimi kızgın çöllerinde netne terket.. yine de kuşkuyla seyreyle vechimi...
vechimi: çünkü senden başkasına vermedi suretini...
kına en acı sözlerinle suçla beni...
yaklaşma.. dur.. sorar da ayıplarlar sa seni.. duraksama.. cüzzamlı de bana...
ezcümle: yok say beni
bırakalım ben nekire kalayım sen herşeyden çok marife...
öylece durdu kapının ardında.. siz siz olun kötü düşünmeyin hakkında.. hepsi bu öylece durdu kapının ardında....
- Abi ben kaç kere dedim sana düşüncelerinle ezmeye kalkma diye insanları
- Kaç kere dedin?
- Nerden hatırliim şimdi.. çok dedim işte.. hep diyorum.. hep ayrıntıya giriyorsun
İnsanlar seninle konuşmaya korkuyor.. bildiğin şeyleri onlar bilmeyince yüzlerine vuruyorsun.. yaşına saygı gösteriyorlar.. seslerini çıkarmıyorlar.. sen de üstlerine üstlerine gidiyorsun.. saçlarında döküldü bak.. bu dünya sana da kalmaz yücel abi..
O çok sevdiğin o hep.ok attığın insanlar bir bir seni terkedecek.. yalnızlığında boğulacaksın.. karasın.. kapkara olacaksın.. yeni dökülmüş asfalt olacaksın..
- Ne yani iyi geçineyim diye doğruyu gerçeği gizleyeyimmi.. bu yaştan sonra yalaka puşt bir böcekmi olayım?
- Est. abi
- Ne estagfurullahı.. etmediğin hakaret bırakma sonra estagfurullah.. oh ne güzel damascus ..
- Abi o değilde sen yaşlandıkça daha bi alınganlaştın..
- git işine.. baktın olmuyor.. hemen şahsıma saldırıyorsun
- Şahsına falan saldırmadım ben..
- Sus konuşma.. kalk bi çay yap barışalım...
- bende tam oraya getirecektim.. kendini kitaplara vermiş çok düşünceliymiş dünya umrunda değilmiş gibi yapıp bütün işleri bana yaptırıyosun.. iki bardak yıkasan düşünce akışın bulanacak sanki.. ben de bilmezmiyim öyle elime kitap alıp kabız olmuş gibi düşünce bunalımına girmeyi.. bende yaparım aynısını.. git demle çayı..
Gel seyret.. aynısını yaparım valla.. hem ben gencim.. daha iyisini yaparım..
Saçların burnun pozların hakkında oturup sayfalarca yazı bile yazabilirim..
Beş ayda fransızca öğrendim şunu biliyorum bunu biliyorum diyorsun..
Ben yapamazmıyım sanki.. bende yaparım.. hem aşkı alet etmeden yaparım..
Üç ayda farsça öğrenmezsem en adi rezilim..
- sen kürtçe biliyon diye öğrenirsin.. kolaysa git ispanyolca öğren..
- benim işim olmaz ispanyolla ispanyolcayla.. endülüs hala aklımda.. bunlar bir kenara .. allah aşkına konuyu değiştirme iki aydır bir kere uzanmadı ellerin mutfağa..
- Tamam tamam.. anladım ki sen aşk nedir.. nedir aşk acısı bilmiyorsun..
- Abi çok dinledim.. bırak bunları.. anlatmıyorum diye acımı yok sayıyorsun.. vereceğin olsun... kantin önlerinde vicdan dilenip piyango bileti sat.. hatta hangisi kazanacaksa onu sen satmış ol.. kahrol..
bir yere kadar.. gitmen gerekmedikçe.. vucuba ermeyince mubah.. kal
yapıyorlar.. yapma diyorsun yine yapıyorlar.. üstüne gidince bak zaten başkasının kitabıymış üstündeki notu okudum niye celalleniyorsun diyorlar.. celal melal tanımam diyorum.. verin kitaplarımı.. gelin size ekmek arası birşeyler ısmarlıyayım.. bakın kalbinizi kırarım.. gelin barışalım...
böyle diyorum
tembel anlamını taşır...
sosyal olmayanlarla ilintili değil o zaman.. bulaşma ki yıkanmayasın..
- Bak sürekli yürüyoruz.. durup dinlenemezmiyiz biraz..
- Şimdi değil.. daha değil dostum.. daha kararmadı gökyüzü..susmayı beceremiyoruz daha
- Ama.. ama yol biz yürüdükçe daha da tehlikeli olmaya başlıyor.. dönüş yolunu yitirmekten korkuyorum.. korkum beni yoruyor.. duralım.. geldiğimiz yolları bir kezde aklımızla gelelim.. hatırımızda tutalım.. bırak biraz gecikelim.. şimdiye kadar beklediler.. biraz daha beklesinler..
- Bekledilermi? emin değilim..
- Niye beklemesinler ki? beklemek zorundalar
- Bu yüzden beklemiyecekler işte
-Anlamadım
- Anlamazsın.. iyi ki de anlamadın.. başkaları gibi anlayacağını sanıp korkmuştum..
Sevdiğim acıt canımı.. beni bataklıklarında çürüt:
eski bir minibüsün kirli kırık camlarından tozlu asfaltlara at örneğin..
Örneğin acımayıp ağlat beni..
ki ben gururumu yalınayak çiğneyip geldim sana.. Bu yüzden acıma kıy bana...
demişti ki ebu said bir zaman.. dinle benden evlat.. boynu bükük bir erkeği hiç bir kadın sevmez.. işte geldim kapına.. dinlemedim büktüm boynumu sana..
bak geldim kapına.. bir kez daha açtım yüzümü sana..
ama sen dur.. elin ilişmesin.. az birşey bile aralama..
beni durdur kapında.. beklet.. ve istersen çürüt ayaklarımı toprağında...
toprağında.. çünkü ikindi vakitleri karbeyaz ellerinle ıslatırdın toprağını...
eski.. soluk renkli ahşap kapı.. kapının ardında sen.. sen: ah saçların ortadan ikiye..
örülmüştür.. siyahtır.. ve boynuna kara bulutlar gibi dökülür saçların ...
oysa.. direndim gelmeden evvel sana
dedim ey kalbim: dur.. dindir acılarını.. kana.. ama akıtma kanını..
dur dedim dur.. bir vakit durul.. rüsva etme beni...
şimdi geldim..
haydi kaçır gözlerini.. bırak bin yıl bekleyeyim.. çıkma dışarı.. rezil et beni ..
bak emrindeyim
istersen yokuşlarına sür.. yor beni... beni vadilerinde kurtlara parçalat..
tenimi yıprat.. ellerimi yak
kapat gözlerini .. beni cehennemlere at..
mahrum et beni
beni öldür.. cesedimi kızgın çöllerinde netne terket..
yine de kuşkuyla seyreyle vechimi...
vechimi: çünkü senden başkasına vermedi suretini...
kına
en acı sözlerinle suçla beni...
yaklaşma.. dur..
sorar da ayıplarlar sa seni.. duraksama.. cüzzamlı de bana...
ezcümle: yok say beni
bırakalım
ben nekire kalayım
sen herşeyden çok marife...
öylece durdu kapının ardında..
siz siz olun kötü düşünmeyin hakkında..
hepsi bu
öylece durdu kapının ardında....
.....................
böyle diyorum
okuduğunuz kitaplar domates alırken size yaramayabilir...
başıma iş açmayın benim.. başımda yeterince iş var çünkü.. hehehe
bilinenin en ters yüzüdür şam.. böyle demekteyim.. ama bitmedi söyleyeceklerim...