........Hayata karşı küsme hakkın yoktur. Sana altın tepsiyle en güzel şeyleri sunsa; yine de insan denen yaratık bir şekilde bundan tatmin olmaz ve mızırdanır. Bunu gören hayat da elini eteğini çeker senden.O zaman hayata küsersin, bu sefer hiçbir şeyin yolunda gitmediğini düşünür durursun.Oysa hayat denen o soyut kavram seni her daim ciddiye alıp dinler.Senin kafandan geçenler onda olumlu ya da olumsuz tesirler eder. Sen bir başına olduğunu sansan da hayatta, aslında o hep senin yanı başındadır.Seni bir sınava sokmuştur adeta......
........O akşam karıma, fısıltılarına karşılık verircesine; 'O zincir belki de insanın en eski zinciridir ' demiştim. Kocaman bir kahkaha atmış, ardından bembeyez dişleriyle uzun uzun gülümsemiş ve başını heyacanla omzuma yaslamıştı.Ne dediğimi anlamamıştı kuşkusuz, ama yalnızca bir şeyler mırıldandım diye mutlu olmuştu.Bense, kapının önünde bekleyen ve plakasının üstünde kocaman harflerle MUTLUYUZ yazan, balonlar,renkli kağıtlar ve ışıltılı simlerle süslü otomobile düzensiz bir alkış yağmuru eşliğinde bininceye dek mutsuzluğumu, yalnızlığımı ve kollarımdaki kadınla,çok sevdiğim bir başka insanla birlikte olamayacağım için evlendiğimi düşündüm.Belki de bu kadın hiçbir zaman öğrenemeyecekti bir başkasının yerine geçtiğini. Hiçbir zaman,içimdeki boşluğu dolduramadığını, ruhuma yaklaşamadığını,yalnızlığıma ulaşamadığını da öğrenemeyecekti.Ama, hep yerine geçtiği insanı hatırlatacaktı bana,hep onun hayalini çağıracak, o hayali besleyecek ve ömür boyu farkına bile varmadan yaşayacaktı.
.....Belki de yokluğunu hiç yaşamadıkları için bilemiyor insan, bir kavanoz reçelin bir pırlanta yüzükten daha kıymetli olabileceğini...
Ekmek alabilmek için karşılığında dikiş makinesini vermenin ya da biriktirilmiş tüm altınların bir torba pirinçle değiş tokuş edilmesinin nasıl bir 'HİÇLİK' olabileceğini düşünemiyor...
Bir düşün içindeyken uyanmak istemezsin ama küçük bir ses uyandırır seni. Yeniden kaparsın gözünü, aynı düşü görmek için... ama nafile, ne uyuyabilirsin nede aynı düşü görebilirsin.
Her zaman sev...'İnsanı sev, Çiçeği sev, Böceği sev, Kuşları sev,Doğayı sev...' her şeye rağmen, sevmekten hiç bir zaman vaz geçme, yoksa küserim sana :))
İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar! .. diye niye küçümserler ki; Kalp pek mi büyük incirden? Bakın bakalım insan neler çekiyor,incir çekirdeği kadar kalbe düşenden.
Bazen bir kahve yudumlayıp bir şarkı açarsın,susarsın... ve o şarkı senin söylemek istediğin herşeyi söyler.
........Hayata karşı küsme hakkın yoktur. Sana altın tepsiyle en güzel şeyleri sunsa; yine de insan denen yaratık bir şekilde bundan tatmin olmaz ve mızırdanır.
Bunu gören hayat da elini eteğini çeker senden.O zaman hayata küsersin, bu sefer hiçbir şeyin yolunda gitmediğini düşünür durursun.Oysa hayat denen o soyut kavram seni her daim ciddiye alıp dinler.Senin kafandan geçenler onda olumlu ya da olumsuz tesirler eder.
Sen bir başına olduğunu sansan da hayatta, aslında o hep senin yanı başındadır.Seni bir sınava sokmuştur adeta......
Tolga Aydoğan/Biray Dalkıran / Peri Masalı
........O akşam karıma, fısıltılarına karşılık verircesine; 'O zincir belki de insanın en eski zinciridir ' demiştim.
Kocaman bir kahkaha atmış, ardından bembeyez dişleriyle uzun uzun gülümsemiş ve başını heyacanla omzuma yaslamıştı.Ne dediğimi anlamamıştı kuşkusuz, ama yalnızca bir şeyler mırıldandım diye mutlu olmuştu.Bense, kapının önünde bekleyen ve plakasının üstünde kocaman harflerle MUTLUYUZ yazan, balonlar,renkli kağıtlar ve ışıltılı simlerle süslü otomobile düzensiz bir alkış yağmuru eşliğinde bininceye dek mutsuzluğumu, yalnızlığımı ve kollarımdaki kadınla,çok sevdiğim bir başka insanla birlikte olamayacağım için evlendiğimi düşündüm.Belki de bu kadın hiçbir zaman öğrenemeyecekti bir başkasının yerine geçtiğini. Hiçbir zaman,içimdeki boşluğu dolduramadığını, ruhuma yaklaşamadığını,yalnızlığıma ulaşamadığını da öğrenemeyecekti.Ama, hep yerine geçtiği insanı hatırlatacaktı bana,hep onun hayalini çağıracak, o hayali besleyecek ve ömür boyu farkına bile varmadan yaşayacaktı.
Hasan Ali Toptaş / Sonsuzluğa Nokta
Bırakmayı isteyipte bırakamadığım...hadi buda son olsun diye yaktığım, son olmayan.! :(
.....Belki de yokluğunu hiç yaşamadıkları için bilemiyor insan, bir kavanoz reçelin bir pırlanta yüzükten daha kıymetli olabileceğini...
Ekmek alabilmek için karşılığında dikiş makinesini vermenin ya da biriktirilmiş tüm altınların bir torba pirinçle değiş tokuş edilmesinin nasıl bir 'HİÇLİK' olabileceğini düşünemiyor...
İclal aydın/ Gördüğüme sevindim
Bir düşün içindeyken uyanmak istemezsin ama küçük bir ses uyandırır seni.
Yeniden kaparsın gözünü, aynı düşü görmek için... ama nafile, ne uyuyabilirsin nede aynı düşü görebilirsin.
Hayırlısı olduğuna inanmak zaman alıyor.
Ama senden, benden iyisini
bilen var ya hani..
‘O’ her şeyin hayırlısına izin veriyor!
Her zaman sev...'İnsanı sev, Çiçeği sev, Böceği sev, Kuşları sev,Doğayı sev...' her şeye rağmen, sevmekten hiç bir zaman vaz geçme, yoksa küserim sana :))
Sen görüş sahibi ol da dikende gül gör!
Dikensiz gülü herkes görür.
'Hz.Mevlana'
İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar! .. diye niye küçümserler ki; Kalp pek mi büyük incirden? Bakın bakalım insan neler çekiyor,incir çekirdeği kadar kalbe düşenden.