Üzülme! Seni bir 'İşiten' var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor...
....muzurluk yaparak,zaman zaman insanları kızdırmaktan hoşlanır :) sonra dayanamaz hemen gidip gönlünü alır... kırılmaları, küsmeleri olmasa iyi geçiniyoruz :))
Bazen hayata baktığımız pencere kör bir pencere oluverir. Kafamızı biraz kaldırsak, belki daha öteleri görebileceğimiz halde, sadece çitlere kadardır bakış sınırımız.Kapalı gözlükle koşan yarış atları gibiyiz. Yanımızı-yöremizi göremiyoruz. Sadece koştuğumuz yol bize hayat.Bu hızlı koşuda kaçırdıklarımız,ulaştıklarımızdan çok daha fazladır. İşte bu yüzden, yarışı birinci olarak tamamlamak,bizi her zaman zafer sahibi yapmaz.
Kahraman Tazeoğlu / Başka-Ayrılık ayrı aşk bitişik yazılır
Üzülme!
Seni bir 'İşiten' var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni.
Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni.
Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O.
Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor.
Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor.
Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden
çok düşünüyor.
Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin
içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni.
Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor.
Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor...
'Değer' dediğimiz şey kalbe değmeli.
Eğer 'değer' kalbe değmiyorsa, ya kalbin tasdik, ya da 'değer'i tespit problemi var demektir...
yazılan bir satır cümleye,bir sayfa anlam yüklersin...
“Allah’ım...” diye başlayıp,
“ Amin ” ile biten cümlelerin arasına düşsün adımız...
Amin.
....muzurluk yaparak,zaman zaman insanları kızdırmaktan hoşlanır :)
sonra dayanamaz hemen gidip gönlünü alır...
kırılmaları, küsmeleri olmasa iyi geçiniyoruz :))
Bazen hayata baktığımız pencere kör bir pencere oluverir.
Kafamızı biraz kaldırsak, belki daha öteleri görebileceğimiz halde, sadece çitlere kadardır bakış sınırımız.Kapalı gözlükle koşan yarış atları gibiyiz. Yanımızı-yöremizi göremiyoruz.
Sadece koştuğumuz yol bize hayat.Bu hızlı koşuda kaçırdıklarımız,ulaştıklarımızdan çok daha fazladır.
İşte bu yüzden, yarışı birinci olarak tamamlamak,bizi her zaman zafer sahibi yapmaz.
Kahraman Tazeoğlu / Başka-Ayrılık ayrı aşk bitişik yazılır
....Kelimeler boğazımızda düğümlenir,susarız...
hangi yüzüne tüküreceğini bilemezsin...
O kadar çok ki maskeleri...
'İnşallah olur ”diye Duâ edip hayalini kurduğumuz herşeyi,
“ Çok şükür kabul oldu ” sevincini, bize yaşat Rabbim...
Âmin....
iNANARAK,Yürekten gelerek söylenen her bir kelime sihirlidir...ETKİLER!