Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır Deliler gibi dönmeğe başlar Döndükçe yumak yumak çözülür Çözüldükçe ufalır küçülür Çekirdeği henüz süt bağlamış Masmavi bir erik kesilir ağzımda Dokundukça yanar dudaklarım
İyisiyle kötüsüyle hayat asmalı bir köprüye benzer!
Nerden gelip nereye gideceğinden çok Hay'dan gelip Hu'ya gideceğini idrak etmeli insan!
Gerçekler öyle acıdır ki,ne yenir nede içilir, kimse beklenildiği yere vaktinden önce gitmez, herşeyin bir sırası vardır.
Yaşamın ve ölümün olduğu gibi!
Ne çok alıştık gözü yaşlı uğurlamaya sevdiklerimizi.
Bugüne dek gidenin geri geldiği hiç görülmedi.
Kimi bir arşın Kur'an okuyarak anar sevdiğini, kimi eski resimlere bakar, giden nereden bilsin geride kalanın ne düşündüğünü, nasıl yaşadığını!
Tüm insanlar bilir bu duyguları! Hemen hepimiz sevdiklerimizden bir kaçını istemeden göndermişizdir ebedi aleme, kanlı yaş dökülse de, giden gittiği ile kalan hayata aynı yerden devam etmiştir yaşamaya.
Hep bir yanı eksik ,hep birşeyler yarımyamalaktır, çoğumuz sahte bir gülümseme ile yaşayamaya çalışırken, bazılarımızın gözlerine öyle keder yerleşir ki, gözlerine baktığında seni delip geçen bakışlarından irkilirsiniz.
Dünya üç günlük derler ya, aslında dünya iki bölümden ibaret, yaşadığın arkada, yaşayacakların önünde!
Şimdi yatırın masaya, dünde mi yaşayacaksınız? yoksa ayağa kalkıp yaşanacak ne varsa , iyilikle güzellikle yarınınızı mı yaşayacaksınız? Karar sizin!
Kul hakkına girmeden, kırmadan dökmeden yaşamalıyız yaşanacak ne varsa!
Ukte kalmamalı hiç bir insanda, ya yaşamalı, ya yaşamalı! Gülden TAŞ
Kocaeli'nde büyük çaplı metal işleri yapan bir Şirketin sahibi arkadaşım anlatıyor,, Şirketimizde çalışan, Üçü de aynı Üniversitenin Metalurji, yani Metal Bölümünü farklı yıllarda bitirmiş 3 Mühendise, üç farklı maaş uygulaması yapıyoruz.
--Nasıl yani dedim , birine az birine daha mı çok veriyorsun, neden ? Dedi bir örnekle anlatayım,,
Bursa da yapılacak 3 günlük bir iş var. 1. Mühendise soruyorum, şöyle bir iş var nasıl yaparız... Diyor ki,, Abi sen bilirsin, her gün gidip gelecek miyiz? Malzemeyi nasıl götüreceğiz. Kaç kişi gidelim. 3 günde bitmeyebilir. Sen nasıl dersen öyle yaparız. Tamam diyorum çıkabilirsin.
2. Mühendise soruyorum aynı soruyu: Diyor ki "Abi bu iş için en az 10 kişilik bir ekip ister, Malzemeyi götürmek için bir kamyon lazım. Bu iş 4 - 5 gün sürer. Falan ustabaşıyla ekibi kur. Araçları ayarla gider yaparız.
3. Mühendise soruyorum: Diyor ki şu şu Ustalar ile 15 kişi alırım, şu plakalı servis aracı ile takımları koyacağımız şu plakalı araçlar işimizi görür. Tüm malzemeyi Bursa'daki şu şu firmalardan temin ederiz. Şu tarihte sabah erken yola çıkarız, günde 2 saat mesai olur. Geri gelmeyiz, bir gece otel masrafımız olur. Biz bu işi 2 günde bitirip geliriz...
HERKES HAK ETTİĞİ KADAR ALIYOR. YANİ HERKES KENDİ MAAŞINI KENDİSİ BELİRLİYOR...
**** Hiçbir eğitimi yok, hiçbir işte çalmamış, hiç bir el becerisi yok. 25 yaşına gelmiş, öğlene kadar uyumuş, babasının emekli maaşından harçlık tırtıklamış... İşlek caddenin köşesine dikilmiş gelen geçen karıya kıza laf atmış, akşam olunca kahvede tavla atarken Hükümete sövmüş... Baba ölünce çalışmak zorunda kalmış bu salak herif elbette asgari ücret alacak...
14 yaşında bir çocuk benim yanımdaki kaportacıda çalışıyor 4 yıldan beri. 4 yıl sonra USTA olacak ve günlük geliri 1000 TL olacak Mühendis de kariyer yapıyor, Bu çocuk da kariyer yapıyor, Ve HADİ KIYASLA ŞİMDİ bu çocukla o hazır yiyiciyi...
Herkes kendi kazancını kendisi belirler. Dünyanın hiç bir yerinde bedava hayat yoktur.
" Ne diyordu fincandaki kahve: Bir insanın değeri hatır bilip bilmemesiyle ortaya çıkar, Gerçek dostlar vefalıdır Acı bir kahveyi bile tatlandırır...."
" Bir kadını sırf güzelliği için sevmek mümkünmü?
Bu bir heykeli sevmek gibi bir şey olmazmı...."
Tolstoy
" Biz ne olacağız..? diyorsunuz ya..
Bir gün olmayacağız hepsi bu..
Kısacık bir hayat öyküsü bizim ki..
Usta da iniyor sahneden çırak da....."
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde.
Eyüboğlu
Sabahlarımızı renklere boyayacak insanlara ihtiyaç var şu dünyada..."
Süreya
" Çay gibi olmalı insan
Havayı değilde
Yüreğini ısıtmalı insanın...
Çay gibi demlenmeli insan
Sözleri dilde değil
Yürekte olmalı insanın...
Çay gibi mütevazi olmalı insan
Onun kıymetini gören değil
İçen ve hisseden bilmeli........"
İşte Öyle!
İyisiyle kötüsüyle hayat asmalı bir köprüye benzer!
Nerden gelip nereye gideceğinden çok Hay'dan gelip Hu'ya gideceğini idrak etmeli insan!
Gerçekler öyle acıdır ki,ne yenir nede içilir, kimse beklenildiği yere vaktinden önce gitmez, herşeyin bir sırası vardır.
Yaşamın ve ölümün olduğu gibi!
Ne çok alıştık gözü yaşlı uğurlamaya sevdiklerimizi.
Bugüne dek gidenin geri geldiği hiç görülmedi.
Kimi bir arşın Kur'an okuyarak anar sevdiğini, kimi eski resimlere bakar, giden nereden bilsin geride kalanın ne düşündüğünü, nasıl yaşadığını!
Tüm insanlar bilir bu duyguları! Hemen hepimiz sevdiklerimizden bir kaçını istemeden göndermişizdir ebedi aleme, kanlı yaş dökülse de, giden gittiği ile kalan hayata aynı yerden devam etmiştir yaşamaya.
Hep bir yanı eksik ,hep birşeyler yarımyamalaktır, çoğumuz sahte bir gülümseme ile yaşayamaya çalışırken, bazılarımızın gözlerine öyle keder yerleşir ki, gözlerine baktığında seni delip geçen bakışlarından irkilirsiniz.
Dünya üç günlük derler ya, aslında dünya iki bölümden ibaret, yaşadığın arkada, yaşayacakların önünde!
Şimdi yatırın masaya, dünde mi yaşayacaksınız? yoksa ayağa kalkıp yaşanacak ne varsa , iyilikle güzellikle yarınınızı mı yaşayacaksınız?
Karar sizin!
Kul hakkına girmeden, kırmadan dökmeden yaşamalıyız yaşanacak ne varsa!
Ukte kalmamalı hiç bir insanda, ya yaşamalı, ya yaşamalı!
Gülden TAŞ
ÜÇ MÜHENDİS , ÜÇ AYRI MAAŞ
Kocaeli'nde büyük çaplı
metal işleri yapan bir Şirketin sahibi arkadaşım anlatıyor,,
Şirketimizde çalışan, Üçü de aynı Üniversitenin Metalurji,
yani Metal Bölümünü farklı yıllarda bitirmiş 3 Mühendise,
üç farklı maaş uygulaması yapıyoruz.
--Nasıl yani dedim , birine az birine daha mı çok veriyorsun, neden ?
Dedi bir örnekle anlatayım,,
Bursa da yapılacak 3 günlük bir iş var.
1. Mühendise soruyorum, şöyle bir iş var nasıl yaparız...
Diyor ki,, Abi sen bilirsin, her gün gidip gelecek miyiz?
Malzemeyi nasıl götüreceğiz. Kaç kişi gidelim. 3 günde bitmeyebilir.
Sen nasıl dersen öyle yaparız. Tamam diyorum çıkabilirsin.
2. Mühendise soruyorum aynı soruyu:
Diyor ki "Abi bu iş için en az 10 kişilik bir ekip ister, Malzemeyi
götürmek için bir kamyon lazım. Bu iş 4 - 5 gün sürer.
Falan ustabaşıyla ekibi kur. Araçları ayarla gider yaparız.
3. Mühendise soruyorum:
Diyor ki şu şu Ustalar ile 15 kişi alırım, şu plakalı servis aracı ile
takımları koyacağımız şu plakalı araçlar işimizi görür.
Tüm malzemeyi Bursa'daki şu şu firmalardan temin ederiz.
Şu tarihte sabah erken yola çıkarız, günde 2 saat mesai olur.
Geri gelmeyiz, bir gece otel masrafımız olur. Biz bu işi 2 günde bitirip geliriz...
1. Mühendis : 10 000 TL
2. Mühendis : 15 000 TL
3. Mühendis : 25 000 TL
HERKES HAK ETTİĞİ KADAR ALIYOR.
YANİ HERKES KENDİ MAAŞINI KENDİSİ BELİRLİYOR...
****
Hiçbir eğitimi yok, hiçbir işte çalmamış, hiç bir el becerisi yok. 25 yaşına gelmiş, öğlene kadar uyumuş, babasının emekli maaşından harçlık tırtıklamış... İşlek caddenin köşesine dikilmiş gelen geçen karıya kıza laf atmış, akşam olunca kahvede tavla atarken Hükümete sövmüş...
Baba ölünce çalışmak zorunda kalmış bu salak herif elbette
asgari ücret alacak...
14 yaşında bir çocuk benim yanımdaki kaportacıda çalışıyor
4 yıldan beri.
4 yıl sonra USTA olacak ve günlük geliri 1000 TL olacak
Mühendis de kariyer yapıyor, Bu çocuk da kariyer yapıyor,
Ve HADİ KIYASLA ŞİMDİ bu çocukla o hazır yiyiciyi...
Herkes kendi kazancını kendisi belirler.
Dünyanın hiç bir yerinde bedava hayat yoktur.
" Ne diyordu fincandaki kahve:
Bir insanın değeri
hatır bilip bilmemesiyle ortaya çıkar,
Gerçek dostlar vefalıdır
Acı bir kahveyi bile tatlandırır...."
Geçtim dünya üzerinden
Ömür bir nefes derinden
Bu defaki sloganı merak ettim
Çorba için çorbacı Bedo olmayaydı iyiydi