Şimdi eşek yolda gidiyor Bir çukura bastı Aynı yoldan defalarca götür bir daha aynı çukura düşmez... Tecrübe değil bu.......akıl olmasa o çukuru hatırlayamaz... .logos, epistêmê, intellectus, intelligentia, ratio, entendement, understanding) geniş kapsamıyla kösnüllüğün karşısındaki zekâ olan düşünme gücüdür..... ( Ula ben neyce yazdım şimdi ....beynim karıncalanıyor )
bende bilirdim ki baki olan ruh.. ruhunla sarmala beni avut yüreğlnln yeşilinde, yaşat baharları o bir avuç yüreğinde, beyninde ısıt,yaşat,sar sarmala, gel gecelerime en savunmasuz olduğum anda, dinle yüreğimin sızısını, öp beni gözlerinle.. Öp......
ben sende güzde, baharı... ben sende,zemheride, yazı gördüm. ben senin gözlerinde, denizi... o deniz de,sevdaya kulaç atmayı gördüm... ben, sen de beni, ben de, seni gördüm. beni, seni, değil, sende,..bizi gördüm. sende,.. seven yüreği, o yürekte,sevdaya yelken açan, beni gördüm. ben,.. sende sevdim sevdayı, yüreğim hep,..sen diye çarptı. çorak yüreğimde, sen açtırdın,gülü,laleyi. gözümde sevda, sendin.. ve ben, hep seni düşleyip, seni sevdim... hazan rüzgarları esen, YÜREĞİMLE....
Deli diyorlar bana desinler değişenem ( allahın rahmeti üzerinde olsun dostum )
Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli tablosunu yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı….
Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu.. .
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: Ben bu resmi daha önce gördüm…’
‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı..
‘Üç yıl önce’ dedi adam..
‘Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’
İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır… Herşey insanın yolunu açan ve kesen zamana ( kader ) bağlıdır....
ADAM papaza günah çıkarmaya gitmiş:" Papaz efendi, ben çok iyi bir adamım. Karıncayı bile incitmem. Bak ayaklarıma.. ."Papaz eğilip bakmış:"Bunlar ne böyle yahu?"" Papaz efendi, bunlar ufak çıngıraklar. Ben karıncayı bile incitmem dedim ya, yolda yürürken görmeden bir karıncayı ezmeyeyim diye ayaklarıma çıngırak bağladım." Papaz anlayamamış:"Peki bu çıngıraklar ne oluyor?"" Ben yürürken çıngıraklar ötüyor, çıngırakların sesini duyan karıncalar da kaçıyor." Papaz başlamış gülmeye:"Aman evladım, sen bana niye geldin? Böyle bir adamın günahı olur mu? Ben çok iyi insan gördüm ama, böylesini hiç görmedim. Sen cennetliksin oğlum, cennetlik!.." Adam içini çekmiş:"Sağ ol papaz efendi ama, pek dediğin gibi değilim. Benim de günahlarım var." Papaz başını sallamış:"Olmaz evladım, olmaz! Böyle bir adamın günahı olmaz. Olsa olsa hataların vardır.. ."Adam yine içini çekmiş:"Sağ ol papaz efendi, madem sen öyle dedin, ben geçenlerde bir hata işledim, onun için sana geldim." "Anlat bakalım şu hatanı... Aslında hata filan değildir ya, sen evhamlısın... Bir dinleyeyim bakayım... ADAM başlamış anlatmaya:"Geçen gün evde yalnız oturuyordum. Karım misafirliğe gitmişti. Kapı çalındı, açtım, komşunun kızı... Geldi oturdu karşıma, bacak bacak üzerine attı, içki istedi, verdim, kalk dans edelim, dedi, ettik ve sonunda beni baştan çıkardı... Bir hatadır ettim, şimdi ne olacak?" Papaz adamı teselli etmiş:"Üzülme evladım, herkesin başına böyle şeyler gelir. Sen o kadar iyi adamsın ki, bu hatan da affedilir." Adam çok sevinmiş, teşekkür etmiş ve "Kusura bakmayın papaz efendi" demiş:"Bir hata daha ettim!"" Hayrola oğlum, o da ne?"" Geçenlerde trenle gidiyordum. Bizim kompartımanda karımın bir arkadaşı vardı. Yolcular indi, ikimiz kaldık. Meğer kadının bende gözü varmış, o da beni baştan çıkardı, bir hata da onunla işledim." Papazın yüzü asılmış:"Oğlum iyisin, hoşsun ama, senin bu hataların giderek artıyor, dikkat et! ADAM tam çıkarken yine boynu bükük geri dönmüş:"Papaz efendi, söylemeyi unuttum, ya da cesaret edemedim, ben bir hata daha işledim.Papaz yüzünü buruşturmuş:"Anlat bakalım! Bu seferki hatan yine o hatalardan mı?"" Ah papaz efendi, sorma! Geçen akşam bir iki kadeh içip eve geliyordum. Yolda bir kadın gördüm, arabaya aldım. Karanlıkta kadın gözüme çok güzel gözüktü. O da bana yanaştı, derken yine aynı hatayı işledik. Bir de ne göreyim, kadın yetmişlik biri..."Papaz fırlamış ayağa:"Bana bak ulan! Ayağındaki o çıngırakları, sen al bilmem nerene tak! Karıncaları ezmeyeyim derken, hepimizi sıraya sokacaksın......
Gece nasıl oluyor sanıyorsun ? kainatı isyan ettirecek kadar karanlık ve efsunlu bir dalga gibi hüzünlerimdir güneşi kapatan
yağmur nasıl yağıyor sanıyorsun ? içimden buram buram yükselen cinnet halindeki gözlerimden düşen damlalardır seni ıslatan
aşk nasıl oluyor sanıyorsun ? sen bilmezsin Eros benim gönüllere aşk oku fırlatan ne yazıkki kendine hayrı olmayan sevda denilen illeti icat eden benim
aşk bölünemeyen parçalanamayan bir atomdur.. aşk tektir.. Hallac-ı Mansur enel hak demiş cemal safi aşk benim demiş banane.. ben arifim tarif gerekmeyen sana diyorumki gel ruhumun sonsuzluğuna sığın cenneti ve cehennemi gör... cehennem ateşimde kavrul ki cennetimden çıkamayasın sana her akşam kainatın sonsuzluğundan sesleniyorum. mesafelere aldanma görmek istiyorsan her akşam olduğunda bir bardak çay al eline ve güneşin battığı yöne bak sana göz kırpan zühre yıldızıyla selam gönderiyorum...
Sağolasın kenanım
Allah'a şükür iyiyim
Sen nasılsın...
Şimdi eşek yolda gidiyor
Bir çukura bastı
Aynı yoldan defalarca götür bir daha aynı çukura düşmez...
Tecrübe değil bu.......akıl olmasa o çukuru hatırlayamaz...
.logos, epistêmê, intellectus, intelligentia, ratio, entendement, understanding) geniş kapsamıyla kösnüllüğün karşısındaki zekâ olan düşünme gücüdür.....
( Ula ben neyce yazdım şimdi ....beynim karıncalanıyor )
" Ekinler baş vermeden
kör buzağı topallamazmış...."
bende bilirdim ki
baki olan ruh..
ruhunla sarmala beni
avut yüreğlnln yeşilinde,
yaşat baharları o bir avuç yüreğinde,
beyninde ısıt,yaşat,sar sarmala,
gel gecelerime en savunmasuz olduğum anda,
dinle yüreğimin sızısını,
öp beni gözlerinle..
Öp......
Deli diyorlar bana desinler değişemem
Cik cık
Olmadı kenanım
Allahu Teala ya bin kulluk az değilmi
Klavye eskimez korkma birkaç sıfır ekle.....
ben sende güzde,
baharı...
ben sende,zemheride,
yazı gördüm.
ben senin gözlerinde,
denizi...
o deniz de,sevdaya kulaç atmayı
gördüm...
ben, sen de beni,
ben de, seni gördüm.
beni, seni, değil,
sende,..bizi gördüm.
sende,.. seven yüreği,
o yürekte,sevdaya yelken açan,
beni gördüm.
ben,.. sende sevdim sevdayı,
yüreğim hep,..sen diye çarptı.
çorak yüreğimde,
sen açtırdın,gülü,laleyi.
gözümde sevda, sendin..
ve ben, hep seni düşleyip,
seni sevdim...
hazan rüzgarları esen,
YÜREĞİMLE....
Deli diyorlar bana desinler değişenem
( allahın rahmeti üzerinde olsun dostum )
Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli tablosunu yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı….
Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu.. .
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
Ben bu resmi daha önce gördüm…’
‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı..
‘Üç yıl önce’ dedi adam..
‘Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’
İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır…
Herşey insanın yolunu açan ve kesen zamana
( kader ) bağlıdır....
ADAM papaza günah çıkarmaya gitmiş:"
Papaz efendi, ben çok iyi bir adamım.
Karıncayı bile incitmem. Bak ayaklarıma..
."Papaz eğilip bakmış:"Bunlar ne böyle yahu?""
Papaz efendi, bunlar ufak çıngıraklar.
Ben karıncayı bile incitmem dedim ya, yolda yürürken görmeden bir karıncayı ezmeyeyim diye ayaklarıma çıngırak bağladım."
Papaz anlayamamış:"Peki bu çıngıraklar ne oluyor?""
Ben yürürken çıngıraklar ötüyor, çıngırakların sesini duyan karıncalar da kaçıyor."
Papaz başlamış gülmeye:"Aman evladım, sen bana niye geldin? Böyle bir adamın günahı olur mu? Ben çok iyi insan gördüm ama, böylesini hiç görmedim. Sen cennetliksin oğlum, cennetlik!.."
Adam içini çekmiş:"Sağ ol papaz efendi ama, pek dediğin gibi değilim. Benim de günahlarım var."
Papaz başını sallamış:"Olmaz evladım, olmaz! Böyle bir adamın günahı olmaz. Olsa olsa hataların vardır..
."Adam yine içini çekmiş:"Sağ ol papaz efendi, madem sen öyle dedin, ben geçenlerde bir hata işledim, onun için sana geldim."
"Anlat bakalım şu hatanı... Aslında hata filan değildir ya, sen evhamlısın... Bir dinleyeyim bakayım...
ADAM başlamış anlatmaya:"Geçen gün evde yalnız oturuyordum. Karım misafirliğe gitmişti. Kapı çalındı, açtım, komşunun kızı... Geldi oturdu karşıma, bacak bacak üzerine attı, içki istedi, verdim, kalk dans edelim, dedi, ettik ve sonunda beni baştan çıkardı... Bir hatadır ettim, şimdi ne olacak?"
Papaz adamı teselli etmiş:"Üzülme evladım, herkesin başına böyle şeyler gelir. Sen o kadar iyi adamsın ki, bu hatan da affedilir."
Adam çok sevinmiş, teşekkür etmiş ve "Kusura bakmayın papaz efendi" demiş:"Bir hata daha ettim!""
Hayrola oğlum, o da ne?""
Geçenlerde trenle gidiyordum. Bizim kompartımanda karımın bir arkadaşı vardı. Yolcular indi, ikimiz kaldık. Meğer kadının bende gözü varmış, o da beni baştan çıkardı, bir hata da onunla işledim."
Papazın yüzü asılmış:"Oğlum iyisin, hoşsun ama, senin bu hataların giderek artıyor, dikkat et!
ADAM tam çıkarken yine boynu bükük geri dönmüş:"Papaz efendi, söylemeyi unuttum, ya da cesaret edemedim, ben bir hata daha işledim.Papaz yüzünü buruşturmuş:"Anlat bakalım! Bu seferki hatan yine o hatalardan mı?""
Ah papaz efendi, sorma! Geçen akşam bir iki kadeh içip eve geliyordum. Yolda bir kadın gördüm, arabaya aldım. Karanlıkta kadın gözüme çok güzel gözüktü. O da bana yanaştı, derken yine aynı hatayı işledik. Bir de ne göreyim, kadın yetmişlik biri..."Papaz fırlamış ayağa:"Bana bak ulan! Ayağındaki o çıngırakları, sen al bilmem nerene tak! Karıncaları ezmeyeyim derken, hepimizi sıraya sokacaksın......
Gece nasıl oluyor sanıyorsun ?
kainatı isyan ettirecek kadar karanlık
ve efsunlu bir dalga gibi
hüzünlerimdir güneşi kapatan
yağmur nasıl yağıyor sanıyorsun ?
içimden buram buram yükselen
cinnet halindeki gözlerimden düşen
damlalardır seni ıslatan
aşk nasıl oluyor sanıyorsun ?
sen bilmezsin
Eros benim gönüllere aşk oku fırlatan
ne yazıkki kendine hayrı olmayan
sevda denilen illeti icat eden benim
aşk bölünemeyen parçalanamayan bir atomdur..
aşk tektir..
Hallac-ı Mansur enel hak demiş
cemal safi aşk benim demiş banane..
ben arifim tarif gerekmeyen
sana diyorumki
gel ruhumun sonsuzluğuna sığın
cenneti ve cehennemi gör...
cehennem ateşimde kavrul ki
cennetimden çıkamayasın
sana her akşam kainatın sonsuzluğundan sesleniyorum.
mesafelere aldanma
görmek istiyorsan her akşam olduğunda
bir bardak çay al eline
ve güneşin battığı yöne bak
sana göz kırpan
zühre yıldızıyla selam gönderiyorum...
Wolfson
Meğer sende ne hünerler varmış
Maceraların dünyayı sarmış
Bütün erkekler senin eline kalmış
Anlat, anlat heyecanlı oluyor
Alisi,velisi,delisi hep seni sevmiş
Yolda endamını görenler
sevinçten göğe ermiş
Şans,talih,salih hep senden yana
Anlat,anlat heyecanlı oluyor
Sende nefs yokmuş melek gibisin
Kötülük nedir tanımazsın bilmezsin
ALLAH seni dünyadan eksik etmesin
Anlat,anlat heyecanlı oluyor
Wolfson