Ne kadar Zulam varsa, didikledim yokladım Derdimin dermanını bulamadım bekledim Ne gülü derebildim ne goncayı kokladım Bir meçhulün peşine ,takıldım gidiyorum
Sesim, sedam silinmiş ,pas tutmuş kulaklardan Ne bir söz ne bir buse çatlayan dudaklardan Sana rastlarım diye çaldığım kapılardan Tekmelendim, itildim ,kakıldım gidiyorum
Eski kadim çamların izleri bardaklarda Atideki yiğitler tutsaktır kundaklarda Abı hayat meyiyken kuruyan dudaklarda Sel suyuna karıştım, döküldüm gidiyorum
Avuçlarım başımı duvarlara çakmakta Kader mili gözüme sürme diye çekmekte Yoksun ya her bir zerrem ayrılmakta çökmekte Bir metruk harabeyim, yıkıldım gidiyorum
Öğrendim bu işi Bilgisayar başında Nescafe mi içerek kopyala yapıştır yaparak onun bunun yazılarını hikayelerini paylaşarak sevap kazanayım... Ne gerek var elleri açıp duaya ...nasıl olsa masabasında sevap kazanıp günahlardan arınıyoruz......
Hristiyanlarin bir bölümünde kutsal su diye birşey vardır... Ne menem birseyse.. Onunla bebekler kutlanır..onunla şeytan kovulur Ona hangi uzvunuzu soksaniz onunla yaptığınız günahlar affolur....( Allah'a şükür hristiyan değilim.. o suya hangi uzvu sokmam gerektiği aklıma geldikçe gülüyorum )
Bize gelirsek İslam'da tövbe diye bir makam vardır... Allah'a verdiğiniz sözleri hatırlayıp pişman olduğunuz yanlışlar için.. Allah kendisine karşı işlenen suçları affeder veya affetmez.. Kul hakkı varsa kul seni affetmeden ve Allah'ta affetmez.... Herşeyi yap sonra git tövbe de tertemiz ol ..öyle bir dünya yok...kul hakkı madde değildir sadece...birinin kalbini kırdınsa ona iftiralar attınsa onun ceremedi vardır çekmen gereken....yazı yazmakla hikayeler paylasmakla ancak kendini kandırırsın...
Göğüs boşluğunda, 2 akciğer arasında, sternum'un arkasında, diyafram kası üzerinde ve 4. 5. ve 6. Costae'ların arka yüzünde, üçte ikisi orta çizginin solunda, üçte biri ise sağında yer alan kalbimi bulup kırdın ya helal olsun...
Ömrümü heder ettiğin günlerin ardından Kurtulacağım kalbimi saran kasvetten Ölü toprağı gibi sıkan azabı Atacağım üzerimden Yeniden keşfedeceğim dünyayı İçinde sana yer olmayan Bir hayat kuracağım silbaştan Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak....
Olmayacak eskisi gibi Karışacak renkler birbirine Acılara gebe gecenin ardından Bir başka doğacak güneş Son söylediğim sözün ardından Gözlerimdeki tuzlu nemle Akacaksın içimden Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak....
Aşkı hatırlatan melodileri Hüzzamla değiştireceğim belki Matem tutan gönlümün içine Anılarla gömeceğim seni Herşeyi kapatan bir maske takacağım yüzüme Umarsiz bir gülümseme ile Veda edeceğim sana ait herşeye Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.......
" Gözlerin diyorum Gözlerin bir baş dönmesi Uçurumun kenarında... Her kadının kendinde görmek istediği Gözlerin yaprağın yeşilinde Ormanın kuytusunda Rivayet odur ki Kuşlar uçuşurmuş gözlerinin haresinde Gözlerin belki ebabil belki anka Gözlerin renk cümbüşü Gözlerin nesli tükenmiş bir ela Söyleyenlerin yalancısıyım İntihara yeltenmiş gökkuşağı Kendinde o rengi bulamayınca Gözlerin diyorum Gözlerin bir isyana davet Bir çift bela Gözlerin günahkâr bir kavîm Gözlerin uymak şeytana Gözlerine biraz derin baksam Avuçlarımda bir yasak elma..."
" Güzel olan her şey yarım kalır. Filmler en güzel yerde sonlanır. Çok mutluyum dediğin yerde, hüzün kendini hatırlatır. Çocukluk kısadır, gençlik azdır ve bebeklik sanki hiç yaşanmamıştır. Vefa azdır, sadakat sınırlıdır. Verilen sözlerin ömrü kısadır. Çok seversin, çok çabuk gider. Güzel rüyalar en güzel yerinde biter. Güzel olan ne varsa, Sevdiğin şarkı gibi hemen bitiverir, Kısacıktır..."
Ne kadar Zulam varsa, didikledim yokladım
Derdimin dermanını bulamadım bekledim
Ne gülü derebildim ne goncayı kokladım
Bir meçhulün peşine ,takıldım gidiyorum
Sesim, sedam silinmiş ,pas tutmuş kulaklardan
Ne bir söz ne bir buse çatlayan dudaklardan
Sana rastlarım diye çaldığım kapılardan
Tekmelendim, itildim ,kakıldım gidiyorum
Eski kadim çamların izleri bardaklarda
Atideki yiğitler tutsaktır kundaklarda
Abı hayat meyiyken kuruyan dudaklarda
Sel suyuna karıştım, döküldüm gidiyorum
Avuçlarım başımı duvarlara çakmakta
Kader mili gözüme sürme diye çekmekte
Yoksun ya her bir zerrem ayrılmakta çökmekte
Bir metruk harabeyim, yıkıldım gidiyorum
sahipsizim, sensizim gidince kaldım yetim
Kaybolan yıllarıma hayıflanmak diyetim
Cananın sinesinde gül olmakken niyetim
Muhannetin bağına, dikildim gidiyorum
Ruhumu lime lime kesiyor didiyorum
Uçuruma getirip meçhule itiyorum
Buzdan bir heykel gibi eriyor bitiyorum
Bu riyakar dünyadan ,sıkıldım gidiyorum
G.bozkuş
Öğrendim bu işi
Bilgisayar başında Nescafe mi içerek kopyala yapıştır yaparak onun bunun yazılarını hikayelerini paylaşarak sevap kazanayım...
Ne gerek var elleri açıp duaya ...nasıl olsa masabasında sevap kazanıp günahlardan arınıyoruz......
Seveceksen, namaza durur gibi sev...
Ne nefsin baksın başka yöne,
Ne de gözlerin.....
Hristiyanlarin bir bölümünde kutsal su diye birşey vardır... Ne menem birseyse..
Onunla bebekler kutlanır..onunla şeytan kovulur
Ona hangi uzvunuzu soksaniz onunla yaptığınız günahlar affolur....( Allah'a şükür hristiyan değilim.. o suya hangi uzvu sokmam gerektiği aklıma geldikçe gülüyorum )
Bize gelirsek İslam'da tövbe diye bir makam vardır... Allah'a verdiğiniz sözleri hatırlayıp pişman olduğunuz yanlışlar için..
Allah kendisine karşı işlenen suçları affeder veya affetmez..
Kul hakkı varsa kul seni affetmeden ve Allah'ta affetmez.... Herşeyi yap sonra git tövbe de tertemiz ol ..öyle bir dünya yok...kul hakkı madde değildir sadece...birinin kalbini kırdınsa ona iftiralar attınsa onun ceremedi vardır çekmen gereken....yazı yazmakla hikayeler paylasmakla ancak kendini kandırırsın...
Arif'e Sorarlar
Duâ'sı Kabul Olan Birini Bilir misin ?...
Der ki;
Duâ'sı Kabul Olanı Değil,
Duâ'yı
Kabul Edeni Bilirim.....
Göğüs boşluğunda, 2 akciğer arasında, sternum'un arkasında,
diyafram kası üzerinde
ve 4. 5. ve 6. Costae'ların arka yüzünde,
üçte ikisi orta çizginin solunda,
üçte biri ise sağında yer alan
kalbimi bulup kırdın ya helal olsun...
Ömrümü heder ettiğin günlerin ardından
Kurtulacağım kalbimi saran kasvetten
Ölü toprağı gibi sıkan azabı
Atacağım üzerimden
Yeniden keşfedeceğim dünyayı
İçinde sana yer olmayan
Bir hayat kuracağım silbaştan
Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak....
Olmayacak eskisi gibi
Karışacak renkler birbirine
Acılara gebe gecenin ardından
Bir başka doğacak güneş
Son söylediğim sözün ardından
Gözlerimdeki tuzlu nemle
Akacaksın içimden
Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak....
Aşkı hatırlatan melodileri
Hüzzamla değiştireceğim belki
Matem tutan gönlümün içine
Anılarla gömeceğim seni
Herşeyi kapatan bir maske takacağım yüzüme
Umarsiz bir gülümseme ile
Veda edeceğim sana ait herşeye
Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.......
" Gözlerin diyorum
Gözlerin bir baş dönmesi
Uçurumun kenarında...
Her kadının kendinde görmek istediği
Gözlerin yaprağın yeşilinde
Ormanın kuytusunda
Rivayet odur ki
Kuşlar uçuşurmuş gözlerinin haresinde
Gözlerin belki ebabil belki anka
Gözlerin renk cümbüşü
Gözlerin nesli tükenmiş bir ela
Söyleyenlerin yalancısıyım
İntihara yeltenmiş gökkuşağı
Kendinde o rengi bulamayınca
Gözlerin diyorum
Gözlerin bir isyana davet
Bir çift bela
Gözlerin günahkâr bir kavîm
Gözlerin uymak şeytana
Gözlerine biraz derin baksam
Avuçlarımda bir yasak elma..."
" Güzel olan her şey yarım kalır.
Filmler en güzel yerde sonlanır.
Çok mutluyum dediğin yerde,
hüzün kendini hatırlatır.
Çocukluk kısadır, gençlik azdır
ve bebeklik sanki hiç yaşanmamıştır.
Vefa azdır, sadakat sınırlıdır.
Verilen sözlerin ömrü kısadır.
Çok seversin, çok çabuk gider.
Güzel rüyalar en güzel yerinde biter.
Güzel olan ne varsa,
Sevdiğin şarkı gibi hemen bitiverir,
Kısacıktır..."
Affı olmayan günah gibisin omuzlarımda
Senmi şeytansın ,benmi habilim bilemedim
Düştüm seninle günah kir bataklığına
Ne yaptımsa bu yazıyı silemedim.