kimilerince atlatılabilen, atlatılamayanlarca da ile yasanabilmesi ogrenilebilen bişeydir. kimince yenilgiyi kabul etmekken birlikte yasamayı ogrenmek, kimine gore ise dusmanını tanımaya calısmaktır. dusmanını sevmekten korkmak lazım lakin. oyle ya da boyle savasmak icin kaybedecek zaman yok. cunku uzun suren bu savas hele bir de vakit kaybedersen zafer turları atacagın sırada bacaklarında derman kalmamasına sebep olabilir. kacmak bi işe yaramaz hep senin hızında kosup sagında nanik yapar sana bu illet. ıssız adaya bile gitsen goturecegin uc seyden birini atarak yerine yerlesir bavula. en buyuk silahı seni bosluga sokup uyusturmaktır. butun gun bilgisayar onunde kimseyle konusmadan kimseye bişey yazmadan oyun oynamadan okumadan etmeden oturmana sebep olur bu uyusturma silahı. kafanda lam bari sunu yapayım elle tutulur bişey olarak planlarını hep suya dusunur olm olmaz yapaman hic baslama diye. mukemmeliyetcilik kendi kendine soyledigin buyuk bir yalan. inanma bu yalana. ne kadar boktan da olsa
islek bir yol düsünelim, insanların vızır vızır geçtigi..ileri öne dogru baktıgınızda bir sürü insan kafası gördügünüz..ve biraz yukarısını (gökyüzüne dogru ama bulutlari degil) düşünelim.orada bir taht hayal edin.tahtda oturdan bir cocuk (kendi cocuklugunuzda olabilir) sürekli sizin 'salak, aptal, cirkin, beceriksiz' oldugunuzu sölüyor...ve bu cocuk hep orada.ilkokulda bildigi soruya parmak kaldırmayan cocuktur sosyal fobi..tüm arkadaslari ögretmenle gırgır yaparken, ögretmeniyle konusurken terleyen, kızaran bozaran cocuktur sosyal fobi, sosyal fobi buyuk bir aşşagilamadır kendini..ben obsesyonla birlikte seyrettigini düsünüyorum bu rahatsızlıgın.o kadar guclu bir düsünce yapisi var ki, herşeyin sacma sapan oldugunu bilmenize ragmen hiçbir atakla deiştiremiyorsunuz..rahatsızlık dedim ama emin degilim.cok erken yaşta başlayıp kişilige oturduktan sonra size lezzetli bir cehennem yaşatabilir 30unuza gelsenizde..tedavi edilebilir denmesine karsin bazi ilerlemis vakaalarının kronik olduguda söleyeniyor.kişi ilerleyen zamanlarda bu begenmedigi özelligine alternatif biride yaratabilir.güzel bir kaciş icin.kacişlarin en zorununda kendinden kacmak oldugunu düşünürsek..tek tarifi kisisel bir trajedidir..
sigara dumanının arkasına saklanmaktır sosyal fobi, sokakta kafayı öne eğerek yürümek ve hatta hızlı hızlı koşmaktır varılacak yere varmak için. siz onlara düşman olmasanız bile herkes size düşmandır. herkes sizden nefret eder. boyunuz kısadır, kafanız keldir, kambursunuzdur, berbat bir giyim zevkiniz vardır ve tüm dünya etrafınızda zafer çığlıkları içinde dans edip dalga geçer sizinle. eviniz dünyada mutlu olduğunuz tek yerdir. günlerce evden çıkmadan yaşayabilirsiniz. sırf dışarı çıkmamak için paketteki son sigaralarını gözünüz gibi korursunuz. arayan numaraları gösteren telefondan alırsınız eve, sırf istemediğiniz kişilerle konuşmamak için. gerçi pek arayanınız yoktur aileniz dışında ama siz yine de açmazsınız hiçbir telefonu. kapınız yine aynı şekilde, eğer zil açıyorsa iki ihtimal vardır ya kapıcı gelmiştir ya da biri yanlış zile basmıştır. tüm dünyadan kaçarken bir yandan da mucizelere inanırsınız. bir gün kapı gerçekten çalınacak ve siz gayri ihtiyarı kapıyı açıp karşınızda hayatınızın kadınını bulacaksınızdır. mucizeyi beklemekle geçirirsiniz saatleri, günleri, yılları... ve dışarıda zaman akar gider, insanlar eğlenir, insanlar aşık olur, insanlar sevişir ve insanlar hayatı yaşar... bilmemkaç metrekare evinizdeki tuğla duvarlar hücreniz olur sizin, ve kendini duvarların arkasına hapseden tanrı misali bilseniz bile ne yanlış ne doğru yine de çıkamazsınız oradan, gücünüz yetmez yarattığınızı yıkmaya ve yeniden başlamaya hayata. mucizeler ise her ne kadar inanılmaz olsa da henüz duvarları aşabilecek güçte değildir ve kendinizi hapsettiğiniz duvarları aşıp da erişemez size hiçkimse. ya dışarı çıkıp yaşamak gerekir hayatı ya da susmak sonsuza kadar, siz susmayı tercih edersiniz, kişisel sebeplerden değil ama tamamen kişilik sebeplerinden...
islek bir yol düsünelim, insanların vızır vızır geçtigi..ileri öne dogru baktıgınızda bir sürü insan kafası gördügünüz..ve biraz yukarısını (gökyüzüne dogru ama bulutlari degil) düşünelim.orada bir taht hayal edin.tahtda oturdan bir cocuk (kendi cocuklugunuzda olabilir) sürekli sizin 'salak, aptal, cirkin, beceriksiz' oldugunuzu sölüyor...ve bu cocuk hep orada.ilkokulda bildigi soruya parmak kaldırmayan cocuktur sosyal fobi..tüm arkadaslari ögretmenle gırgır yaparken, ögretmeniyle konusurken terleyen, kızaran bozaran cocuktur sosyal fobi, sosyal fobi buyuk bir aşşagilamadır kendini..ben obsesyonla birlikte seyrettigini düsünüyorum bu rahatsızlıgın.o kadar guclu bir düsünce yapisi var ki, herşeyin sacma sapan oldugunu bilmenize ragmen hiçbir atakla deiştiremiyorsunuz..rahatsızlık dedim ama emin degilim.cok erken ya$ta ba$layıp ki$ilige oturduktan sonra size lezzetli bir cehennem ya$atabilir 30unuza gelsenizde..tedavi edilebilir denmesine karsin bazi ilerlemis vakaalarının kronik olduguda söleyeniyor.ki$i ilerleyen zamanlarda bu begenmedigi özelligine alternatif biride yaratabilir.güzel bir kaci$ icin.kaci$larin en zorununda kendinden kacmak oldugunu dü$ünürsek..tek tarifi kisisel bir trajedidir..
Kant beyden sonra mevzuuya duhul olmuş, kötümser feylesofların şahıdır...
Formatif batı düşüncesinin aksine, doğu felsefesinden etkilenip, kötülük hadisesiyle uğraşıp durmuştur... Nietzsche bey de en çok bu yönüne vurulmuştur zahir.. Nahif bir kardeşti yani ziyadesiyle; aşkın metafizik kanunlarını bulduğunu düşünür, 'elbet bulacağım ben de aşkı, ikiz ruhu' diyerek otururdu..
'bir hayatı, ısmarlanmış bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor, derlerdi'
Duyguların aklın önüne geçmesidir bir yerde...
kimilerince atlatılabilen, atlatılamayanlarca da ile yasanabilmesi ogrenilebilen bişeydir. kimince yenilgiyi kabul etmekken birlikte yasamayı ogrenmek, kimine gore ise dusmanını tanımaya calısmaktır. dusmanını sevmekten korkmak lazım lakin. oyle ya da boyle savasmak icin kaybedecek zaman yok. cunku uzun suren bu savas hele bir de vakit kaybedersen zafer turları atacagın sırada bacaklarında derman kalmamasına sebep olabilir. kacmak bi işe yaramaz hep senin hızında kosup sagında nanik yapar sana bu illet. ıssız adaya bile gitsen goturecegin uc seyden birini atarak yerine yerlesir bavula. en buyuk silahı seni bosluga sokup uyusturmaktır. butun gun bilgisayar onunde kimseyle konusmadan kimseye bişey yazmadan oyun oynamadan okumadan etmeden oturmana sebep olur bu uyusturma silahı. kafanda lam bari sunu yapayım elle tutulur bişey olarak planlarını hep suya dusunur olm olmaz yapaman hic baslama diye. mukemmeliyetcilik kendi kendine soyledigin buyuk bir yalan. inanma bu yalana. ne kadar boktan da olsa
islek bir yol düsünelim, insanların vızır vızır geçtigi..ileri öne dogru baktıgınızda bir sürü insan kafası gördügünüz..ve biraz yukarısını (gökyüzüne dogru ama bulutlari degil) düşünelim.orada bir taht hayal edin.tahtda oturdan bir cocuk (kendi cocuklugunuzda olabilir) sürekli sizin 'salak, aptal, cirkin, beceriksiz' oldugunuzu sölüyor...ve bu cocuk hep orada.ilkokulda bildigi soruya parmak kaldırmayan cocuktur sosyal fobi..tüm arkadaslari ögretmenle gırgır yaparken, ögretmeniyle konusurken terleyen, kızaran bozaran cocuktur sosyal fobi, sosyal fobi buyuk bir aşşagilamadır kendini..ben obsesyonla birlikte seyrettigini düsünüyorum bu rahatsızlıgın.o kadar guclu bir düsünce yapisi var ki, herşeyin sacma sapan oldugunu bilmenize ragmen hiçbir atakla deiştiremiyorsunuz..rahatsızlık dedim ama emin degilim.cok erken yaşta başlayıp kişilige oturduktan sonra size lezzetli bir cehennem yaşatabilir 30unuza gelsenizde..tedavi edilebilir denmesine karsin bazi ilerlemis vakaalarının kronik olduguda söleyeniyor.kişi ilerleyen zamanlarda bu begenmedigi özelligine alternatif biride yaratabilir.güzel bir kaciş icin.kacişlarin en zorununda kendinden kacmak oldugunu düşünürsek..tek tarifi kisisel bir trajedidir..
sigara dumanının arkasına saklanmaktır sosyal fobi, sokakta kafayı öne eğerek yürümek ve hatta hızlı hızlı koşmaktır varılacak yere varmak için. siz onlara düşman olmasanız bile herkes size düşmandır. herkes sizden nefret eder. boyunuz kısadır, kafanız keldir, kambursunuzdur, berbat bir giyim zevkiniz vardır ve tüm dünya etrafınızda zafer çığlıkları içinde dans edip dalga geçer sizinle. eviniz dünyada mutlu olduğunuz tek yerdir. günlerce evden çıkmadan yaşayabilirsiniz. sırf dışarı çıkmamak için paketteki son sigaralarını gözünüz gibi korursunuz. arayan numaraları gösteren telefondan alırsınız eve, sırf istemediğiniz kişilerle konuşmamak için. gerçi pek arayanınız yoktur aileniz dışında ama siz yine de açmazsınız hiçbir telefonu. kapınız yine aynı şekilde, eğer zil açıyorsa iki ihtimal vardır ya kapıcı gelmiştir ya da biri yanlış zile basmıştır. tüm dünyadan kaçarken bir yandan da mucizelere inanırsınız. bir gün kapı gerçekten çalınacak ve siz gayri ihtiyarı kapıyı açıp karşınızda hayatınızın kadınını bulacaksınızdır. mucizeyi beklemekle geçirirsiniz saatleri, günleri, yılları... ve dışarıda zaman akar gider, insanlar eğlenir, insanlar aşık olur, insanlar sevişir ve insanlar hayatı yaşar... bilmemkaç metrekare evinizdeki tuğla duvarlar hücreniz olur sizin, ve kendini duvarların arkasına hapseden tanrı misali bilseniz bile ne yanlış ne doğru yine de çıkamazsınız oradan, gücünüz yetmez yarattığınızı yıkmaya ve yeniden başlamaya hayata. mucizeler ise her ne kadar inanılmaz olsa da henüz duvarları aşabilecek güçte değildir ve kendinizi hapsettiğiniz duvarları aşıp da erişemez size hiçkimse. ya dışarı çıkıp yaşamak gerekir hayatı ya da susmak sonsuza kadar, siz susmayı tercih edersiniz, kişisel sebeplerden değil ama tamamen kişilik sebeplerinden...
islek bir yol düsünelim, insanların vızır vızır geçtigi..ileri öne dogru baktıgınızda bir sürü insan kafası gördügünüz..ve biraz yukarısını (gökyüzüne dogru ama bulutlari degil) düşünelim.orada bir taht hayal edin.tahtda oturdan bir cocuk (kendi cocuklugunuzda olabilir) sürekli sizin 'salak, aptal, cirkin, beceriksiz' oldugunuzu sölüyor...ve bu cocuk hep orada.ilkokulda bildigi soruya parmak kaldırmayan cocuktur sosyal fobi..tüm arkadaslari ögretmenle gırgır yaparken, ögretmeniyle konusurken terleyen, kızaran bozaran cocuktur sosyal fobi, sosyal fobi buyuk bir aşşagilamadır kendini..ben obsesyonla birlikte seyrettigini düsünüyorum bu rahatsızlıgın.o kadar guclu bir düsünce yapisi var ki, herşeyin sacma sapan oldugunu bilmenize ragmen hiçbir atakla deiştiremiyorsunuz..rahatsızlık dedim ama emin degilim.cok erken ya$ta ba$layıp ki$ilige oturduktan sonra size lezzetli bir cehennem ya$atabilir 30unuza gelsenizde..tedavi edilebilir denmesine karsin bazi ilerlemis vakaalarının kronik olduguda söleyeniyor.ki$i ilerleyen zamanlarda bu begenmedigi özelligine alternatif biride yaratabilir.güzel bir kaci$ icin.kaci$larin en zorununda kendinden kacmak oldugunu dü$ünürsek..tek tarifi kisisel bir trajedidir..
:'))))))
Gülüyorum yaaa...
Bukadarmı basit insanlar bukadarmı sıradan...
Bu kadarmı kokuşmuş bir zaman dilimindeyiz...
Bu kadar absürtlüğü kaldırabilirmi bir insan...
Dayanabilirmi...
Vaktime yazık....
Himmeti milleti olan bir babayiğit..
Büyük insan Osman Yüksel Serdengeçti'nin ölüm tarihidir...
Allah rahmet eylesin...
Başka bir şey hatırlatmıyor bana bu 10 kasım...
Kant beyden sonra mevzuuya duhul olmuş, kötümser feylesofların şahıdır...
Formatif batı düşüncesinin aksine, doğu felsefesinden etkilenip, kötülük hadisesiyle uğraşıp durmuştur...
Nietzsche bey de en çok bu yönüne vurulmuştur zahir..
Nahif bir kardeşti yani ziyadesiyle; aşkın metafizik kanunlarını bulduğunu düşünür, 'elbet bulacağım ben de aşkı, ikiz ruhu' diyerek otururdu..