metallica'nın müzikal ve şarkı sözü olarak doruk noktası, başyapıtı, bir daha benzeri yapılamayacak derinlikte ve karmaşıklıktaki şarkısı-albümü, magnum opus'u... gitar çalmayı bilmeseniz de çalmak için herşeyinizi vermeyi göze alabileceğiniz şarkı... cliff burton'ın etkisini her anında hisettiğiniz albüm... bir grup insan 23-24 yaşlarında nasıl böyle bir başyapıta imza atar dedirten albüm... söyleyecek çok şey var...
dehşetengiz derecede efor sarfına yol açan hem çalıp hem söylemesi baterist beyni isteyen bir şarkıdır.. çünkü şarkının üçüncü mısrasındaki sözlerin melodisi ile alttaki melodi tamamen zıttır hatta bu nedenledir ki james kasmak istemediği konserlerde mesela s&m'de bu kısmı seyirciye söyletir, ben sizi coşturmayı bilirim şeklinde...
intihar şarkisi. ama intihari teşvik eden degil, sadece intihardan onceki birkac dakikada hissedilen boslugu lirik bir kusursuzlukla tasfir eden bir şarki. elinde babasinin traş takimindan aşirdigi jiletle yataginin uzerinde oturan bir ergen icin, o jileti bileklerine surtecek şarki olmayacaktir asla fade to black. cunku hala hissedebiliyor olmayi fark ettirir ona. sozlerinde 'olsem de kurtulsam! ' dinlenirken, muziginde oyle sade bir ihtişam vardir ki! 'ne kadar guzel! ' unlemiyle kendinden gecirir insani. her notasi yurege basiliyormus gibi, her satiri dinleyenin kendi dudaklarindan dokuluyormus gibi. boyle bir guzelligi hala hissedebilen birisi neden hissizlige savursun ki kendisini? ? elindeki jileti birakir ergen; intihardan bir onceki ana eslik etmis, ama bir sonraki adimi onunla beraber atmamayi tercih etmis olarak...
yaşam solup yok olacak görünüşe bakılırsa her gün sürükleniyorum daha uzaklara kendi içimde kayboluyorum hiçbir şeyin önemi yok başka hiç kimsenin yaşama isteğimi yitirdim kalmadı verecek başka hiçbir şeyim kalmadı benim için başka bir şey beni kurtaracak sona ihtiyacım var
işler eskisi gibi deil içimdeki birini özlüyorum ölümcül bir kayıp, gerçek olamaz bu hissettiğim bu cehenneme katlanamıyorum boşluk dolduruyor beni ızdırap noktasına dek büyüyen karanlık ele geçiriyor şafağı ben kendimdim, ama şimdi o gitti..
kimse beni kurtaramaz benim dışımda, ama artık çok geç şimdi düşünemiyorum, düşünemiyorum denemem için bir sebep bile
dün sanki hiç olmamış gibi ölüm sıcak karşılıyor beni, yalnızca elveda diyeceğim şimdi
bir türlü kendilerini eskitemediğim, bitiremediğim gruptur.ne kadar kıyas kaldırır bilmiyorum ama 2-3 yıl önce taptığımız gruplara, işte bu dediğimiz şarkılara ruh halimiz değişince öeh bu muymuş ya deyip çöpe atabiliyoruz çoğu zaman.fakat brian hep brian, placebo hep placebo.artık hayatımdan çekip gitmelerini, kullandığım bir eşya olarak gerilerde kalmalarını istiyorum.special k'lerim benim.yerim yada ben yaklaşık 5 yıldır aynı bilişsel zeka seviyesindeyim.
stuck between the do or die, i feel emaciated. hard to breathe i try and try, i'll get asphyxiated. swinging from the tallest height, with nothing left to hold on to. every sky is blue but not for me and u come home. diyen güzel grup brian molko kadın da olur erkek de.. sesini duyduğum anda çarpıldığımı hatırlarım içerlerden koşup geldiğimi anı serpiştirmek gibi olmasın daha çarpıcısını duymadım everything one needs
lübnan doğumlu olduğu doğrudur. küçük yaşta ailesiyle birlikte amerikaya göç etmiş, üniversite yıllarına kadar burada ya$amı$tır.özellikle babasının baskısı sonucu, eğitim için beyruttaki bir okulu seçmek durumunda kalır. 1900lerin ba$ında arkasına bile bakmadan beyrut'u terk eder ve bir daha da bu $ehre ayak basmaz. hayatının son 20 yılını amerika'da geçiren cibran, bir süre fransa'da da bulunmu$, rodinin öğrenciliğini yapmı$tır. yurtdı$ında khalil gibran olarak bilinir.
dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez. ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. ‘rüzgar doğuya esiyor’ dediğin zaman ‘evet, doğuya esiyor’ derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle başbaşa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin-görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle başbaşa kalayım. sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim- o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumu ötesinden bana seslenirsin,’arkadaşım, yoldaşım’ ben de sana seslenirim, ‘yoldaşım, arkadaşım’-çünkü cehennemimi görmeni istemem. alevler görüşünü yakacak, duman burnuna dolacaktı. senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi.bırak, cehennemimle başbaşa kalayım. sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin; ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim ama içimden senin sevgine gülerim. gene de gülüşümü göresin istemem. bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım. dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin- ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. oysa ben deliyim. ama gizliyorum deliliğimi. bırak deliliğimle başbaşa kalayım. dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım?
metallica'nın müzikal ve şarkı sözü olarak doruk noktası, başyapıtı, bir daha benzeri yapılamayacak derinlikte ve karmaşıklıktaki şarkısı-albümü, magnum opus'u... gitar çalmayı bilmeseniz de çalmak için herşeyinizi vermeyi göze alabileceğiniz şarkı... cliff burton'ın etkisini her anında hisettiğiniz albüm... bir grup insan 23-24 yaşlarında nasıl böyle bir başyapıta imza atar dedirten albüm... söyleyecek çok şey var...
dehşetengiz derecede efor sarfına yol açan hem çalıp hem söylemesi baterist beyni isteyen bir şarkıdır.. çünkü şarkının üçüncü mısrasındaki sözlerin melodisi ile alttaki melodi tamamen zıttır hatta bu nedenledir ki james kasmak istemediği konserlerde mesela s&m'de bu kısmı seyirciye söyletir, ben sizi coşturmayı bilirim şeklinde...
Kirk Hammet'ın uzaylılar metallica dinlemek istese dinleteceğim parça master of puppets olur dediği tarsh metalin efsanevi şarkısıdır...
intihar şarkisi.
ama intihari teşvik eden degil, sadece intihardan onceki birkac dakikada hissedilen boslugu lirik bir kusursuzlukla tasfir eden bir şarki.
elinde babasinin traş takimindan aşirdigi jiletle yataginin uzerinde oturan bir ergen icin, o jileti bileklerine surtecek şarki olmayacaktir asla fade to black. cunku hala hissedebiliyor olmayi fark ettirir ona.
sozlerinde 'olsem de kurtulsam! ' dinlenirken, muziginde oyle sade bir ihtişam vardir ki! 'ne kadar guzel! ' unlemiyle kendinden gecirir insani. her notasi yurege basiliyormus gibi, her satiri dinleyenin kendi dudaklarindan dokuluyormus gibi.
boyle bir guzelligi hala hissedebilen birisi neden hissizlige savursun ki kendisini? ?
elindeki jileti birakir ergen; intihardan bir onceki ana eslik etmis, ama bir sonraki adimi onunla beraber atmamayi tercih etmis olarak...
yaşam solup yok olacak görünüşe bakılırsa
her gün sürükleniyorum daha uzaklara
kendi içimde kayboluyorum
hiçbir şeyin önemi yok başka hiç kimsenin
yaşama isteğimi yitirdim
kalmadı verecek başka hiçbir şeyim
kalmadı benim için başka bir şey
beni kurtaracak sona ihtiyacım var
işler eskisi gibi deil
içimdeki birini özlüyorum
ölümcül bir kayıp, gerçek olamaz bu
hissettiğim bu cehenneme katlanamıyorum
boşluk dolduruyor beni
ızdırap noktasına dek
büyüyen karanlık ele geçiriyor şafağı
ben kendimdim, ama şimdi o gitti..
kimse beni kurtaramaz benim dışımda, ama artık çok geç
şimdi düşünemiyorum, düşünemiyorum denemem için bir sebep bile
dün sanki hiç olmamış gibi
ölüm sıcak karşılıyor beni, yalnızca elveda diyeceğim şimdi
bir türlü kendilerini eskitemediğim, bitiremediğim gruptur.ne kadar kıyas kaldırır bilmiyorum ama 2-3 yıl önce taptığımız gruplara, işte bu dediğimiz şarkılara ruh halimiz değişince öeh bu muymuş ya deyip çöpe atabiliyoruz çoğu zaman.fakat brian hep brian, placebo hep placebo.artık hayatımdan çekip gitmelerini, kullandığım bir eşya olarak gerilerde kalmalarını istiyorum.special k'lerim benim.yerim yada ben yaklaşık 5 yıldır aynı bilişsel zeka seviyesindeyim.
stuck between the do or die, i feel emaciated.
hard to breathe i try and try, i'll get asphyxiated.
swinging from the tallest height, with nothing left to hold on to.
every sky is blue but not for me and u
come home.
diyen güzel grup
brian molko kadın da olur erkek de.. sesini duyduğum anda çarpıldığımı hatırlarım içerlerden koşup geldiğimi anı serpiştirmek gibi olmasın daha çarpıcısını duymadım everything one needs
Bir sayfada anlatılacak fikri bin sayfada anlatma yeteneğine sahip tek yazardır zannımca...
:')
lübnan doğumlu olduğu doğrudur. küçük yaşta ailesiyle birlikte amerikaya göç etmiş, üniversite yıllarına kadar burada ya$amı$tır.özellikle babasının baskısı sonucu, eğitim için beyruttaki bir okulu seçmek durumunda kalır. 1900lerin ba$ında arkasına bile bakmadan beyrut'u terk eder ve bir daha da bu $ehre ayak basmaz. hayatının son 20 yılını amerika'da geçiren cibran, bir süre fransa'da da bulunmu$, rodinin öğrenciliğini yapmı$tır. yurtdı$ında khalil gibran olarak bilinir.
dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise.
benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.
‘rüzgar doğuya esiyor’ dediğin zaman ‘evet, doğuya esiyor’ derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem.
denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle başbaşa kalayım.
senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin-görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle başbaşa kalayım.
sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim- o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumu ötesinden bana seslenirsin,’arkadaşım, yoldaşım’ ben de sana seslenirim, ‘yoldaşım, arkadaşım’-çünkü cehennemimi görmeni istemem. alevler görüşünü yakacak, duman burnuna dolacaktı. senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi.bırak, cehennemimle başbaşa kalayım.
sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin; ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim ama içimden senin sevgine gülerim. gene de gülüşümü göresin istemem. bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım.
dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin- ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. oysa ben deliyim. ama gizliyorum deliliğimi. bırak deliliğimle başbaşa kalayım.
dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım?