hic beklenmeyen birisinin bile kullandigi farkedildiginde, geriye kalan son umudu da tuketen, sonucunda uzun sure cikarmamak, belki de asla cikaramamak uzere kisilige gecirilen kilif.
nerede olduğunu, ne yaptığını, bir sonraki adımın nereye götüreceğini bilmememek. hiç öyle bilmediğin şehirlerin tanımadığın caddelerinde yolunu bulamamak değildir kaybolmak. o olsa olsa aramak olabilir... kaybolmak tamamen içindedir insanın. tam da odasında, bilgisayarın önünde, oturduğu o sandalyede, kulağında aynı ezgi varken, en bildik yerde, ne yaptığını, ne istediğini, ne kadar cesareti olduğunu sorar, bekleyip de cevap alamaz ya insan bazen, işte odur kaybolmak. sorduğunuz soruların yanıtını verecek kimse yoktur bu sefer... gideceğiniz yönü gösterecek bir ok, bir söz, bir ses bulunmaz o anda. yapayalnız o odanın içinde, ya da tam en ortasında kalabalığın, kendi içinde kaybolur insan kimi zaman. işte en zoru o anlarda bulmaktır kendi yolunu yapayalnız... korkuyla cesaret, cesaretle delilik arasındaki o daracık yolda...
bazen kaybolmak güzeldir çünkü insan ancak kaybolduğunda belki hiç göremeyeceği yerleri görür, belki hiç tanışamayacağı insanlarla tanışır, belki hiç hissetmeyeceği duyguları hisseder, hatta bazen sadece kaybolursan kendini bulabilirsin ya da tanışırsın kendinle.
ben burada yapılan duaların amin deyicisiyim:') özellikle rumuzu cezimli bir arkadaşım varki onun dualarına daha bir özenerek amin diyorum hoşgörün beni:')
bazen, ne yaparsan yap olmaz.. o zaman ancak ayak izi bile birakmadan gidilir, sikayet bile etmeden, hatta sirtini bile donmeden... olmamisliga dair en ufak bir pismanlik dahi yoktur.. lakin su olmamislik bitirir insani, parcalar, mahveder. en iyisi daha fazla ugrasmadan, tum gucu tuketmeden birakmak, gitmek. sen hala yanindaymiscasina girmek, yurumek..
mercan dede olarak çıkan albümleri de kötü olmamakla beraber journeys of dervish de daha sağlam bir performans gösteren türkiye nin istisna dünya müziği üreticisi.vangelis kitaro yada yanni dinleyenlerin mercan dede yi eleştirmesi ise apayrı bir psikolojik vakadır.
bir kelime arka arkaya yinelendiğinde görüntüsünü yitirmesi, hissettirdiklerinin silinmesi. genelde şehirlerarası otobüs yolculuklarında hissediyor insan bunu. varoluşun bu yersiz yurtsuz halinde beliren anlam yitimi zaman yitimine dönüşüyor. uzaklaşılan ile varılmakta olan arasında sırra kadem basan bir ton sözcük zihnin dehlizlerinde kayboluyor.
pentagramın müthiş parçası 7:50 dk lık parça baştan sona güzeldir ama 5:30 dk sından sonra ney ve elektro giterla öyle bir bölümü başlarki sözlerle anlatamazsınız şarkının sözsüz oluşuda bundandır sanırım
hic beklenmeyen birisinin bile kullandigi farkedildiginde, geriye kalan son umudu da tuketen, sonucunda uzun sure cikarmamak, belki de asla cikaramamak uzere kisilige gecirilen kilif.
adam] bilader baksana bi.
genc] ha? evet?
adam] bilader şu uzerindeki tişortu merak ettim. kurukafacilardan misin sen?
genc] ne kurukafacisi anlamadim?
adam] hani zangiru zunguru gurultuleri dinleyip, şeytana tapanlar var ya onlardan misin?
genc] degilim abi.
adam] sana ibrahim tatlises kasedi vereyim ben.
nerede olduğunu, ne yaptığını, bir sonraki adımın nereye götüreceğini bilmememek. hiç öyle bilmediğin şehirlerin tanımadığın caddelerinde yolunu bulamamak değildir kaybolmak. o olsa olsa aramak olabilir... kaybolmak tamamen içindedir insanın. tam da odasında, bilgisayarın önünde, oturduğu o sandalyede, kulağında aynı ezgi varken, en bildik yerde, ne yaptığını, ne istediğini, ne kadar cesareti olduğunu sorar, bekleyip de cevap alamaz ya insan bazen, işte odur kaybolmak. sorduğunuz soruların yanıtını verecek kimse yoktur bu sefer... gideceğiniz yönü gösterecek bir ok, bir söz, bir ses bulunmaz o anda. yapayalnız o odanın içinde, ya da tam en ortasında kalabalığın, kendi içinde kaybolur insan kimi zaman. işte en zoru o anlarda bulmaktır kendi yolunu yapayalnız... korkuyla cesaret, cesaretle delilik arasındaki o daracık yolda...
bazen kaybolmak güzeldir çünkü insan ancak kaybolduğunda belki hiç göremeyeceği yerleri görür, belki hiç tanışamayacağı insanlarla tanışır, belki hiç hissetmeyeceği duyguları hisseder, hatta bazen sadece kaybolursan kendini bulabilirsin ya da tanışırsın kendinle.
O'nun rızasına uygun yaşadıktan sonra kelime-i tevhidi söyleyip can vermektir gerisi yalan
ben burada yapılan duaların amin deyicisiyim:')
özellikle rumuzu cezimli bir arkadaşım varki onun dualarına daha bir özenerek amin diyorum hoşgörün beni:')
bazen, ne yaparsan yap olmaz.. o zaman ancak ayak izi bile birakmadan gidilir, sikayet bile etmeden, hatta sirtini bile donmeden... olmamisliga dair en ufak bir pismanlik dahi yoktur.. lakin su olmamislik bitirir insani, parcalar, mahveder. en iyisi daha fazla ugrasmadan, tum gucu tuketmeden birakmak, gitmek. sen hala yanindaymiscasina girmek, yurumek..
mercan dede olarak çıkan albümleri de kötü olmamakla beraber journeys of dervish de daha sağlam bir performans gösteren türkiye nin istisna dünya müziği üreticisi.vangelis kitaro yada yanni dinleyenlerin mercan dede yi eleştirmesi ise apayrı bir psikolojik vakadır.
bir kelime arka arkaya yinelendiğinde görüntüsünü yitirmesi, hissettirdiklerinin silinmesi.
genelde şehirlerarası otobüs yolculuklarında hissediyor insan bunu. varoluşun bu yersiz yurtsuz halinde beliren anlam yitimi zaman yitimine dönüşüyor. uzaklaşılan ile varılmakta olan arasında sırra kadem basan bir ton sözcük zihnin dehlizlerinde kayboluyor.
pentagramın müthiş parçası 7:50 dk lık parça baştan sona güzeldir ama 5:30 dk sından sonra ney ve elektro giterla öyle bir bölümü başlarki sözlerle anlatamazsınız şarkının sözsüz oluşuda bundandır sanırım