1937'lerde atilan Demir Celik Fabrikasi'nin temelinden once, kucuk bir koy oldugu dusunulurse, Turkiye'nin en genc sehridir diye dusunuyorum. Sehrin girisinde yazili olan 'Cumhuriyet Sehri' tabelasi, bu dusuncemin en guzel gostergesidir herhalde.
Ilk okulun 2. 3. ve 4. siniflari (Cumhuriyet Ilkokulu) ile orta okulun tum siniflarini (Merkez Ortaokulu) , okullarinda okudugum sehirdir ayni zamanda.
Havasi berbattir, Yenisehir bolgesi haric, pek dogal guzellikleri yoktur. Bunyesinde barindiridigi demir celik fabrikasi ve onun yan urunlerini isleyen atelye ve is yerleri, sehre, kendine has bir ozellik katar...
Disilerin, hayatlarinin ilk donemlerinde yasamak icin sabirsizlandiklari, daha sonra yasadikca nefret ettikleri, ancak beklenmedik bir sekilde yasarlarsa (istenmeyen gebelik ornegin) korktuklari, endiselendikleri, belli bi yastan sonra da yasamadiklari, yasamamaya basladiktan sonra ise yasamak istedikleri hadiseye deniyor galiba...
Bugun, o yillarda dile getirilmis Misak-i Milli sinirlarina sahip olmadigimiz ortada. Musul, Kerkuk, Halep, Karaagac, Dedeagac, Nahcivan, Batum ve Adalar'in pek cogu anavatana bagli degil bildiginiz gibi. Zamaninda Ataturk tarafindan ilan edilen ve bizzat Ataturk tarafindan takibi yapilan Misak-i Milli'nin, Ataturk'un olumu sonrasi gereken onemi gormedigi de acik. Zaten onun icin Halep, Karaagac ve Dedeagac nasil elimizden cikti pek bilinmiyor. Tabii uluslararasi cikar catismalari mi demeliyiz yoksa isin icinde bilmedigimiz bir seyler mi var bilmiyorum ama, bu sehirler, sanki bir anda kaybolmus gibiler.
Herseye ragmen, bu noktada Ataturk'un baska bir sozu aklimiza geliyor: 'Yurtta sulh, cihanda sulh'. Elimizdeki sinirlarla barisi korumak da basli basina bir erdemdir. Misak-i Milli bu diye hadi savasalim, bu topraklari alalim demenin bir mantigi yok bence... Ikide bir dile getirmenin de...
Toparlarsak, Misak-i Milli denildiginde su andaki Turkiye Cumhuriyeti sinirlarini anlamak gerek efendim...
Bir onceki yazi, gordugunuz gibi gunumuz Turkcesiyle uyusmuyor pek. Daha anlasilir bir dille soyle aciklayabilirim:
Yani;
Elviye-i Eelase (Kars, Ardahan, Batum) dogudaki siniri gostermektedir. Guneyde ise Hatay'dan doguya dogru cizilen Musul, Suleymaniye ve Kerkuk'u de icine alan bir sinirdan bahsedilmektedir. Trakya'da ise su anda bildigimiz Edirne siniri ifade edilmektedir...
Simdi gelin sinirlarin nasil olustugunu gorelim.
Kars, barisci yollarin sonuc vermemesi uzerine 20 Eylul ve 30 Ekim 1920 tarihleri arasinda Kazim Karabekir komutanliginda yapilan harekatlar neticesinde Ermeniler'den alinip anavatana baglanmistir.
Gene Misak-i Milli sinirlarinin icinde yer alan Artvin ve Ardahan ise yurutulen bariscil politikalara Gurculer'in 23 Subat 1921'de olumlu yanit vermesi sonrasi anavatana baglanmistir.
Ancak Misak-i Milli sinirlari icinde yer almasina ragmen Rusya'nin mudahil olmasi sebebi ile Batum ve Nahcivan (bu sefer) baris yonunde Turkiye'nin attigi adim sonrasi 16 Mart 1921 Moskova Antlasmasi'na gore Turkiye siniri disinda birakilmistir.
Musul ise Turk tarafinin ve Ataturk'un onca hakli cabasina ragmen (o zamanki adi ile) Milletler Cemiyeti baskisi sonucu 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Antlasmasi geregince Irak'a birakilmistir.
Bogazlara gelindiginde ise, gene Ataturk tarafindan aciklanan Misak-i Milli'ye gore 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montroux Sozlesmesi ile Bogazlar'in hakimiyeti, tahkimi ve kontrolu tamami ile Turkiye'ye gecmistir.
Gene Misak-i Milli hukumlerine gore Hatay da barisci yollar ile 1939 yilinda anavatana baglanmistir...
'Efendiler... Işte bu kongre bu hududu çizmiştir. Bir Hudud-u Millî çizmiştir. Bu Hudud-u Milli'yi suhuletle ibka için demiştir ki, mütarekenamenin imza olunduğu 30 Ekim 1334 (1918) tarihinde çizdiği hudut, hududumuz olacaktır. Vatanımızın hududu olacak bu hududu ihtimal teferruatıyla bilmeyen arkadaşlarımız vardır. Yeniden fazla teferruata girmemek için şu suratte izahat vereceğim: Sark hududu Elviye-i Selase'yi dahil ederek tasavvur buyurunuz. Garb hududu Edirne'den bildiğiniz gibi geçiyor. En büyük tebeddülat cenub hududunda olmuştur. Cenub hududu Iskenderun cenubundan başlar. Halep'le Katıma arasında Cerablus köprüsüne mühtehi olur bir hat ve şark parçasında da Musul vilayeti, Süleymaniye ve Kerkük havalisi ve bu iki mıntıkayı yekdiğerine kalbeden hat. Efendiler, bu hudut sırf askerî mülahazat ile çizilmiş bir hudut değildir. Hudud-u Millîdir. Hudud-u Millî olmak üzere tespit edilmiştir. Fakat bu hudut dahilinde tasavvur edilmesin ki, anâsır-ı saire-i islamiye vardır. Işte bu hudut memzuç bir halde yaşayan bütün maksatlarını bütün manasıyla tevhid etmiş olan kardeş milletlerin hudud-u millisidir.'
Memleketimdir...
1937'lerde atilan Demir Celik Fabrikasi'nin temelinden once, kucuk bir koy oldugu dusunulurse, Turkiye'nin en genc sehridir diye dusunuyorum. Sehrin girisinde yazili olan 'Cumhuriyet Sehri' tabelasi, bu dusuncemin en guzel gostergesidir herhalde.
Ilk okulun 2. 3. ve 4. siniflari (Cumhuriyet Ilkokulu) ile orta okulun tum siniflarini (Merkez Ortaokulu) , okullarinda okudugum sehirdir ayni zamanda.
Havasi berbattir, Yenisehir bolgesi haric, pek dogal guzellikleri yoktur. Bunyesinde barindiridigi demir celik fabrikasi ve onun yan urunlerini isleyen atelye ve is yerleri, sehre, kendine has bir ozellik katar...
Disilerin, hayatlarinin ilk donemlerinde yasamak icin sabirsizlandiklari, daha sonra yasadikca nefret ettikleri, ancak beklenmedik bir sekilde yasarlarsa (istenmeyen gebelik ornegin) korktuklari, endiselendikleri, belli bi yastan sonra da yasamadiklari, yasamamaya basladiktan sonra ise yasamak istedikleri hadiseye deniyor galiba...
Sezen Aksu - Belalim...
Avustralya'nin gercek sahipleri.
Bugun, o yillarda dile getirilmis Misak-i Milli sinirlarina sahip olmadigimiz ortada. Musul, Kerkuk, Halep, Karaagac, Dedeagac, Nahcivan, Batum ve Adalar'in pek cogu anavatana bagli degil bildiginiz gibi. Zamaninda Ataturk tarafindan ilan edilen ve bizzat Ataturk tarafindan takibi yapilan Misak-i Milli'nin, Ataturk'un olumu sonrasi gereken onemi gormedigi de acik. Zaten onun icin Halep, Karaagac ve Dedeagac nasil elimizden cikti pek bilinmiyor. Tabii uluslararasi cikar catismalari mi demeliyiz yoksa isin icinde bilmedigimiz bir seyler mi var bilmiyorum ama, bu sehirler, sanki bir anda kaybolmus gibiler.
Herseye ragmen, bu noktada Ataturk'un baska bir sozu aklimiza geliyor: 'Yurtta sulh, cihanda sulh'. Elimizdeki sinirlarla barisi korumak da basli basina bir erdemdir. Misak-i Milli bu diye hadi savasalim, bu topraklari alalim demenin bir mantigi yok bence... Ikide bir dile getirmenin de...
Toparlarsak, Misak-i Milli denildiginde su andaki Turkiye Cumhuriyeti sinirlarini anlamak gerek efendim...
Bir onceki yazi, gordugunuz gibi gunumuz Turkcesiyle uyusmuyor pek. Daha anlasilir bir dille soyle aciklayabilirim:
Yani;
Elviye-i Eelase (Kars, Ardahan, Batum) dogudaki siniri gostermektedir. Guneyde ise Hatay'dan doguya dogru cizilen Musul, Suleymaniye ve Kerkuk'u de icine alan bir sinirdan bahsedilmektedir. Trakya'da ise su anda bildigimiz Edirne siniri ifade edilmektedir...
Simdi gelin sinirlarin nasil olustugunu gorelim.
Kars, barisci yollarin sonuc vermemesi uzerine 20 Eylul ve 30 Ekim 1920 tarihleri arasinda Kazim Karabekir komutanliginda yapilan harekatlar neticesinde Ermeniler'den alinip anavatana baglanmistir.
Gene Misak-i Milli sinirlarinin icinde yer alan Artvin ve Ardahan ise yurutulen bariscil politikalara Gurculer'in 23 Subat 1921'de olumlu yanit vermesi sonrasi anavatana baglanmistir.
Ancak Misak-i Milli sinirlari icinde yer almasina ragmen Rusya'nin mudahil olmasi sebebi ile Batum ve Nahcivan (bu sefer) baris yonunde Turkiye'nin attigi adim sonrasi 16 Mart 1921 Moskova Antlasmasi'na gore Turkiye siniri disinda birakilmistir.
Musul ise Turk tarafinin ve Ataturk'un onca hakli cabasina ragmen (o zamanki adi ile) Milletler Cemiyeti baskisi sonucu 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Antlasmasi geregince Irak'a birakilmistir.
Bogazlara gelindiginde ise, gene Ataturk tarafindan aciklanan Misak-i Milli'ye gore 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montroux Sozlesmesi ile Bogazlar'in hakimiyeti, tahkimi ve kontrolu tamami ile Turkiye'ye gecmistir.
Gene Misak-i Milli hukumlerine gore Hatay da barisci yollar ile 1939 yilinda anavatana baglanmistir...
24 Nisan 1920 tarihli meclis tutanagindan;
'Efendiler... Işte bu kongre bu hududu çizmiştir. Bir Hudud-u Millî çizmiştir. Bu Hudud-u Milli'yi suhuletle ibka için demiştir ki, mütarekenamenin imza olunduğu 30 Ekim 1334 (1918) tarihinde çizdiği hudut, hududumuz olacaktır. Vatanımızın hududu olacak bu hududu ihtimal teferruatıyla bilmeyen arkadaşlarımız vardır. Yeniden fazla teferruata girmemek için şu suratte izahat vereceğim: Sark hududu Elviye-i Selase'yi dahil ederek tasavvur buyurunuz. Garb hududu Edirne'den bildiğiniz gibi geçiyor. En büyük tebeddülat cenub hududunda olmuştur. Cenub hududu Iskenderun cenubundan başlar. Halep'le Katıma arasında Cerablus köprüsüne mühtehi olur bir hat ve şark parçasında da Musul vilayeti, Süleymaniye ve Kerkük havalisi ve bu iki mıntıkayı yekdiğerine kalbeden hat. Efendiler, bu hudut sırf askerî mülahazat ile çizilmiş bir hudut değildir. Hudud-u Millîdir. Hudud-u Millî olmak üzere tespit edilmiştir. Fakat bu hudut dahilinde tasavvur edilmesin ki, anâsır-ı saire-i islamiye vardır. Işte bu hudut memzuç bir halde yaşayan bütün maksatlarını bütün manasıyla tevhid etmiş olan kardeş milletlerin hudud-u millisidir.'
Bir insanin asil meslegininin yaninda amatorce ve sadece zevk icin yapmayi surdurdugu ugrasilara denir hobi...
Pul ya da ona benzer cesitli seylerin koleksiyonlarini yapmak, resim yapmak, fotograf cekmek gibi...
Kisaca erkek fahise diyoruz...
Para karsiligi kendini satan erkek de denilebilir.