söyleme sırrını dostunadostun da söyler dostuna.
Bedenindeki et, kemik, sinir kaldıkça, Dünyadaki yerini bil, kendinden şaşma. Düşman Zaloğlu Rüstem olsa ger göğsünü, Dostun Karun olsa iyilik altında kalma. Ömer Hayyam
Özlediğin, gidip göremediğindir; ama, gidip görmek istediğinÖzlem, gidip görememendir; amagidip görmek istemenÖzlediğin, gidip görmek istediğin-ama gidip göremediğinÖzlem, gidip görmek istemen-ama, gidememen, görememen; gene de, istemenOruç ARUOBA
'bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.'
Çocukluğum, Oyuncak diye At kestaneleriyle Oynadığım El ele tutuşup Tramvayların peşinden Koştuğumuz Çocukluğum Binemediğim otomobiller Okulun duvarlarına tırmanıp Koşmaca oynadığımız Çocukluğum Anımsadığım mutluluklar Sararmış fotoğraflarda Sevinçleri, kavgaları Unuttuğumuz Çocukluğum Güçlenmek uğruna Balıkyağı içtiğim Sokaklarda düşe kalka Ağladığımız Çocukluğum Anneler, babalar… Kardeşler doğdukça Şaşırdığımız Çocukluğum Geride kalanları Sislerin gölgesinde Göremediğimiz Çocukluğumuz Binlerce yıl yaşadığımız Küçücükken ellerimiz Büyüdüğümüz Sözlerimiz varken susturulduğumuz Baktıkça aynalara Tanıyamadığımız çocukluğumuz
aşka sürgün dizisindeki tripleri beni öldürmektedir.
herkesin hakkında herşeyi bildiği ama başına geldiğinde hiçbişey yapamadan kaldığı doğa olayıdır.
hiç bir zaman erişemeyeceğimi düşündüğüm mertebe.
Bazı kişiliklerin beynini ihtiva ettiği sanılan uzuv.
28 sene Ankara'da yaşadıktan sonra, İstanbul'dan tura katılarak gezdiğim müze.
söyleme sırrını dostuna
dostun da söyler dostuna.
Bedenindeki et, kemik, sinir kaldıkça,
Dünyadaki yerini bil, kendinden şaşma.
Düşman Zaloğlu Rüstem olsa ger göğsünü,
Dostun Karun olsa iyilik altında kalma.
Ömer Hayyam
Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
Oruç ARUOBA
'bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.'
Çocukluğum,
Oyuncak diye
At kestaneleriyle
Oynadığım
El ele tutuşup
Tramvayların peşinden
Koştuğumuz
Çocukluğum
Binemediğim otomobiller
Okulun duvarlarına tırmanıp
Koşmaca oynadığımız
Çocukluğum
Anımsadığım mutluluklar
Sararmış fotoğraflarda
Sevinçleri, kavgaları
Unuttuğumuz
Çocukluğum
Güçlenmek uğruna
Balıkyağı içtiğim
Sokaklarda düşe kalka
Ağladığımız
Çocukluğum
Anneler, babalar…
Kardeşler doğdukça
Şaşırdığımız
Çocukluğum
Geride kalanları
Sislerin gölgesinde
Göremediğimiz
Çocukluğumuz
Binlerce yıl yaşadığımız
Küçücükken ellerimiz
Büyüdüğümüz
Sözlerimiz varken
susturulduğumuz
Baktıkça aynalara
Tanıyamadığımız
çocukluğumuz
aşka sürgün dizisindeki tripleri beni öldürmektedir.
herkesin hakkında herşeyi bildiği ama başına geldiğinde hiçbişey yapamadan kaldığı doğa olayıdır.
hiç bir zaman erişemeyeceğimi düşündüğüm mertebe.
Bazı kişiliklerin beynini ihtiva ettiği sanılan uzuv.
28 sene Ankara'da yaşadıktan sonra, İstanbul'dan tura katılarak gezdiğim müze.