...karanlıkta Mahler dinlerdim ve tekrar üstüme geldiğinde sağ gösterip solumu hayalarına yerleştirdim, dengesiz bir şekilde elbise dolabının üstüne düştü, ayna kırıldı, aynı filmlerdeki gibi büyük bir gürültü çıkararak tuzla buz oldu ve yumruğu alnımın ortasında patladı, arkamda duran iskemleye yığıldım, hasır gibi dümdüz oldu lanet şey, ucuz mobilya… ve başım gerçekten beladaydı çünkü dövüşmekten hiç haz etmem, ama işini bitirememiştim aklını yitirmiş nefret dolu biri gibi vuruyordu, üç yiyor bir vuruyordum, kötü üstelik, ama vazgeçmiyordu ve eşya kırılıyordu her yerde, korkunç bir gürültü ve birilerinin gelip bizi ayırmasını ummaktan başka yapabileceğim bir şey yoktu, ev sahibesi, polis, Tanrı, biri işte, ama kimse gelmedi ve gerisini hatırlamıyorum....
kral öne eğilip düğmeye basar, Vaughn Williams çalmaya başlar teypte, bitli bir köpek güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken dünya dönmeye devam eder....
- delilik gerekli midir? - vardır. - gerekli midir? - bilmiyorum, - çok şey biliyormuş havalarındasın, bilgi nedir? - mümkün olduğunca az şey bilmektir - ne demek o? - bilmiyorum, - bir köprü inşa edebilir misin? - hayır. -silah üretebilir misin? - hayır. - ikisi de bilgi ürünüdür. - köprü köprüdür, silah da silah.
sevgi başka nedir ki? iyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır, kan bağı gerekmez, kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir. tereyağlı kızarmış ekmeğe AŞIK olabileceğini mi söylüyorsun? her zaman değil, efendim, bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki, aşk habersiz gelir gider...
...karanlıkta Mahler dinlerdim ve tekrar üstüme geldiğinde sağ gösterip solumu hayalarına yerleştirdim, dengesiz bir şekilde elbise dolabının üstüne düştü, ayna kırıldı, aynı filmlerdeki gibi büyük bir gürültü çıkararak tuzla buz oldu ve yumruğu alnımın ortasında patladı, arkamda
duran iskemleye yığıldım, hasır gibi dümdüz oldu lanet şey, ucuz mobilya… ve başım gerçekten beladaydı çünkü dövüşmekten hiç haz etmem, ama işini bitirememiştim aklını yitirmiş nefret dolu biri gibi vuruyordu, üç yiyor bir vuruyordum, kötü üstelik, ama vazgeçmiyordu ve eşya kırılıyordu her yerde, korkunç bir gürültü ve birilerinin gelip bizi ayırmasını ummaktan başka yapabileceğim bir şey yoktu, ev sahibesi, polis, Tanrı, biri işte, ama kimse gelmedi ve gerisini hatırlamıyorum....
Seyret perişan halimi bende akşam olmakta...
Pixies - Where Is My Mind
kral öne eğilip düğmeye basar, Vaughn Williams çalmaya başlar teypte, bitli bir köpek güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken dünya dönmeye devam eder....
- delilik gerekli midir?
- vardır.
- gerekli midir?
- bilmiyorum,
- çok şey biliyormuş havalarındasın, bilgi nedir?
- mümkün olduğunca az şey bilmektir
- ne demek o?
- bilmiyorum,
- bir köprü inşa edebilir misin?
- hayır.
-silah üretebilir misin?
- hayır.
- ikisi de bilgi ürünüdür.
- köprü köprüdür, silah da silah.
kelleni vurdursam ne dersin?
bir şey diyemem, efendim.
-nedir senin korkak tanımın?
bir aslanla silahsız dövüşmeden önce tereddüt eden kimse.
-peki cesur kime denir?
aslanın ne olduğunu bilmeyene.
-herkes bilir aslanın ne olduğunu.
herkes aslanın ne olduğunu bildiğini sanır...
sevgi başka nedir ki?
iyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır, kan bağı gerekmez, kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir.
tereyağlı kızarmış ekmeğe AŞIK olabileceğini mi söylüyorsun?
her zaman değil, efendim, bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki, aşk habersiz gelir gider...
- bir insanı sevmek mümkün mü sence?
- iyi tanımadığınız biri ise belki, ben insanları pencereden seyretmeyi severim.
seneler sürer her günüm
yalnız gitmekten yorgunum
zannetme sana dargınım
ben gene sana vurgunum
başkalarına gülsem de
senden uzak kalsam da
sevmediğini bilsem de
ben gene sana vurgunum