Fevzi Pasa... bu ifsayi, refikasi Fitnat hanima söyle açiklamistir:
«Fitnat. Öyle birsey biliyorum ki ortaya çikip söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranislarimiz müsait degil. Mecburum, bu sirri kendimle beraber mezara götürmege»
Ve iste Maresalin senelrce sakladigi büyük sir ki, Sultan Vahdettin'in vatansever bir insan oldugunu ve kurtulusu (Istiklal savasin kazanilmasi) Anadolu'da gördügünü apaçik göstermektedir.
Dinleyelim Fevzi Pasayi:
«Mütareke senesinde, bir Cuma selamligindan sonra Sultan Vahdettin beni huzuruna kabul etti. 'Pasa, dedi. Durumu görüyorsunuz. Bu isler anca Anadolu'da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu'da teskilat kuracak, memleketi su karanlik durumdan kurtrabilecek Pasalarin bir listesini yapip getirin' Ertesi Cuma, yine selamliktan sonra huzruna girip hazizladigim listeyi verdim. Dikkatle okuduktan sonra, bir müddet sustu. sonra yari kapali gözleriyle agir agir, tane tane konusmaya basladi: 'Pasa, Mustafa Kemal Pasa hirsiz midir' 'Hasa Padisahim' 'Bir namuzsuzlugu, ahlaksizligi var midir? ' 'Hasa Padisahim' 'Beceriksiz ve kabiliyetsiz mdir? ' 'Hayir efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir' 'O halde bu listeye niçin onun adini yazmadiniz? ..' Hiç düsünmeden cevap verdim: 'Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilik, bilhassa öteden beri Cumhuriyet taraftaridir' Padisah elindeki kagidi atar gibi masanin üzerine birakti...Ayaga kalkip pencereye döndü. Limanda demirli Itilaf devletleri (Ingiliz, Fransiz, Italyan, Yunan) gemilerini göstererek: 'Pasa, Pasa...Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse Cumhuriyet olsun...Kendine selamla birlikte teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa'yi görecegim »
her bırı aslan parcası hala butun rus ulkelerınden encok onlardan korkulur.kazakıstanda ukraynada ozbekıstanda dostlarına sevgı guven dusmalarına korku salarlar
19 mayıs 1919 da mustafa kemalı samsuna gonderılmesı
Yildiz Sarayi'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adte diz dize denecek kadar yakin oturduk. Saginda, dirsegini dayamis oldugu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Bogaziçi'ne dogru açilan pencerelerinden gördügümüz manzara su: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düsman zirhlilari, bordalarindaki toplar sanki Yildiz Sarayi'na dogrulmustu....Manzarayi görmek için, oturdugumuz yerlerden baslarimizi saga, sola çevirmek kafi idi. Vahdettin hiç unutmuyacagim su sözlerle konusmaya basladi: - Pasa, pasa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunlarin hepsi tarihe geçmistir. Bunlari unut. Asli simdi yapacagin hizmet hepsinden mühim olabilir. Pasa, pasa devleti kurtarabilirsin! dedi. - Hakkimdaki teveccüh ve itimadi arz-i tesekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyecegime emniyet buyrunuz, dedim.
Sonra: - Merak buyurmayiniz efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i sahanenizi anladim. Irade-i seniyye olursa hemen hareket edecegim ve bana emir buyuruklarinizi bir an unutmuyacagim. - Muvaffak ol! Hitab-i sahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çiktim.
Seryaver Naci Pasa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu: - Zat-i Sahane'nin ufak bir hatirasi, dedi.
Kapagin üstünde Vahdettin'in inisyalleri islenmis bir saatti. - Peki, tesekkür ederim, dedim.
Saati yaverim aldi. Sonra Yildiz Sarayi'ndan çiktigimiz ve hareket etmek üzere oldugumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarimzin patirtisini isizmekten korkarak, saraydan uzakl
Fevzı pasnın bır anısı;
Fevzi Pasa... bu ifsayi, refikasi Fitnat hanima söyle açiklamistir:
«Fitnat. Öyle birsey biliyorum ki ortaya çikip söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranislarimiz müsait degil. Mecburum, bu sirri kendimle beraber mezara götürmege»
Ve iste Maresalin senelrce sakladigi büyük sir ki, Sultan Vahdettin'in vatansever bir insan oldugunu ve kurtulusu (Istiklal savasin kazanilmasi) Anadolu'da gördügünü apaçik göstermektedir.
Dinleyelim Fevzi Pasayi:
«Mütareke senesinde, bir Cuma selamligindan sonra Sultan Vahdettin beni huzuruna kabul etti.
'Pasa, dedi. Durumu görüyorsunuz. Bu isler anca Anadolu'da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu'da teskilat kuracak, memleketi su karanlik durumdan kurtrabilecek Pasalarin bir listesini yapip getirin'
Ertesi Cuma, yine selamliktan sonra huzruna girip hazizladigim listeyi verdim. Dikkatle okuduktan sonra, bir müddet sustu. sonra yari kapali gözleriyle agir agir, tane tane konusmaya basladi:
'Pasa, Mustafa Kemal Pasa hirsiz midir'
'Hasa Padisahim'
'Bir namuzsuzlugu, ahlaksizligi var midir? '
'Hasa Padisahim'
'Beceriksiz ve kabiliyetsiz mdir? '
'Hayir efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir'
'O halde bu listeye niçin onun adini yazmadiniz? ..'
Hiç düsünmeden cevap verdim:
'Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilik, bilhassa öteden beri Cumhuriyet taraftaridir'
Padisah elindeki kagidi atar gibi masanin üzerine birakti...Ayaga kalkip pencereye döndü. Limanda demirli Itilaf devletleri (Ingiliz, Fransiz, Italyan, Yunan) gemilerini göstererek:
'Pasa, Pasa...Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse Cumhuriyet olsun...Kendine selamla birlikte teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa'yi görecegim »
sultan beyazıtın cok sevdıgı kardesı ama kendıne yazık etmıs bır sehzade sultanın uzuntuden hastalandıgı yazılıdır.o oldugu zaman
musluman olmanın ne kadar zor muslumanım demenın nekadar zahmetlı bır ıs oldugunun en acık secık gosterıldıgı yer.
ıkı dedemı sehıt verdım yattıkları yerler bıle bellı degıl.ınsallah bosa sehıt olmamıslardır
her bırı aslan parcası hala butun rus ulkelerınden encok onlardan korkulur.kazakıstanda ukraynada ozbekıstanda dostlarına sevgı guven dusmalarına korku salarlar
denızcılık onunla dogdu.ondan sonra ılerledı.
OSMANLIYA encok yapmadıgı ıcın kızıyrum.neden herkesı osmanlılastırmadınız bugun bu ıtlerı basımıza bela ettınız
bızlerın gıremedıgı gızel bır yapı mımarı olarak cok guzel oldugu soylenıyor ANAMIZ BASORTULU BIZDE KIRLI SAKALLA GIREMEDIK
halıfe fatıh ın hocası ıstanbulun manevi fatihi eyyub sultan h.z. kabrını bulmustur
19 mayıs 1919 da mustafa kemalı samsuna gonderılmesı
Yildiz Sarayi'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adte diz dize denecek kadar yakin oturduk. Saginda, dirsegini dayamis oldugu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Bogaziçi'ne dogru açilan pencerelerinden gördügümüz manzara su: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düsman zirhlilari, bordalarindaki toplar sanki Yildiz Sarayi'na dogrulmustu....Manzarayi görmek için, oturdugumuz yerlerden baslarimizi saga, sola çevirmek kafi idi.
Vahdettin hiç unutmuyacagim su sözlerle konusmaya basladi:
- Pasa, pasa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunlarin hepsi tarihe geçmistir. Bunlari unut. Asli simdi yapacagin hizmet hepsinden mühim olabilir. Pasa, pasa devleti kurtarabilirsin! dedi.
- Hakkimdaki teveccüh ve itimadi arz-i tesekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyecegime emniyet buyrunuz, dedim.
Sonra:
- Merak buyurmayiniz efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i sahanenizi anladim. Irade-i seniyye olursa hemen hareket edecegim ve bana emir buyuruklarinizi bir an unutmuyacagim.
- Muvaffak ol! Hitab-i sahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çiktim.
Seryaver Naci Pasa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu:
- Zat-i Sahane'nin ufak bir hatirasi, dedi.
Kapagin üstünde Vahdettin'in inisyalleri islenmis bir saatti.
- Peki, tesekkür ederim, dedim.
Saati yaverim aldi. Sonra Yildiz Sarayi'ndan çiktigimiz ve hareket etmek üzere oldugumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarimzin patirtisini isizmekten korkarak, saraydan uzakl