Nasil anlatilir ki simdi olsada icsem demem hic hemen icerim ama tek kelimeyle sunu söyleye bilirim Echina tea eline su bile dökemez hem karafinle desteklemenize de gerek yok valla tek basina bile enfes, ayrica bu cay mevzusunu cok uzattim pes demiyorum ama benden bu kadar cay icmeye gidiyorum..
Inanin basagrisina cok iyi geliyor ama cay olarak degil patates ve Echina krem kivamina getirilip basin ön kismina sürülüp bekletirlise basagrisinin dinmesine sebep oluyor özellikle boyun agrisinin bas´a aksetmesiyle bas agrisi cekenler (migrenler icinse ne yazikki hic bir faydasi olmuyor) ama bu yöntem Almanyada cok kullaniliyor....
Bir zaman insan sever bir milletti her gördügüne ayird etmeksizin morgen..derdiler simdiyse valla ellerinden gelse yarin ülkelerindeki tüm yabancilari geldikleri kapidan yollarlar aslinda haklilar alman irki diye bir sey kalmamis hani arasiniz hem annesi hem babasi alman olan biri cok zor hemde cok!
Garip bir irk hele dazlaklar cocuklarin ödü kopuyor onlardan genclerinde is yok ne yazikki bir mp3 cilginligidir gidiyor biliyormusunuz cogusu okula giderken yaninda ne götürmez? kitab(tabii bu hauptschule icin gecerli) ama genelide oraya gidiyor zaten..
Loise Redden isimli, cok fakir giyimli bir kadin, yuzunde bir huzunle, manava girer. Dukkan sahibine mahcup bir sekilde yaklasir.
Kocasinin cok hasta oldugunu, calisamaz duruma dustugunu ve yedi cocugu ile birlikte ac kaldiklarini ve yiyecege ihtiyaclari oldugunu soyler.
John Longhouse isimli manav ona ters bir sekilde bakarak derhal dukkanini terketmesini ister. Kadin ailesinin ihtiyaclarini dusunerek -'Lutfen efendim' der,'paramiz olur olmaz getirip borcumu odeyecegim.'
John kendisine bir kredi acamiyacagini cunku onun eski musterisi olmadigini, kendisinde bir hesabinin bulunmadigini soyler.
O sirada dukkanin disinda bekleyen bir musteri ikisinin arasinda devam eden bu konusmayi dinlemektedir. Icere girerek Johna yaklasir ve
'Ben o kadinin almak istediklerine kefilim' der. 'Ailesinin ihtiyaci olan seyleri ona ver.'
Bunun uzerine manav cok isteksiz bir sekilde kadina doner ve
'Bir alis-veris listen var miydi' diye sorar. Louise 'Evet efendim' der.
'Tamam' der manav. 'Simdi onu terazinin su kefesine koy, onun agirliginca diger kefeye istediklerinden koyacagim! '
Louise bir an duraksak, sonra basini onune eger ve cantasini acarak uzerine bir seyler karalanmis bir kagit parcasini cikartir ve manavin kendisine gosterdigi kefeye ozenle birakirken basi hala one egiktir.
Manavin ve diger musterinin gozleri terazinin kefesine dikilirken hayretle buyumustur.
Manav musteriye donerek, kisik bir sesle, 'Inanamiyorum.' der..
inanilacak gibi degildir. Musteri, manava gulerken manav coktan diger kefeye eline geceni doldurmaya baslamistir ama nafile, digerkefeyi yerinden bile kipirdatamamistir.
Terazinin kefesi artik uzerindekileri almayacak kadar doldurdugunda caresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadina verir.
Saskinlikla uzerinde bir seyler ciziktirilmis kagidi eline alir ve okur.
Bir de bakar ki orda bir alis veris listesi yoktur.
Sadece bir dua yazilidir.
'Tanrim neye ihtiyacim oldugunu sen bilirsin, kendimi senin ellerine teslim ediyorum.' Manav tas gibi bir sessizlige burunmustur.
Loise kendisine tesekkur ederek dukkandan ayrilir. Musteri, John'un eline bir elli dolarlik tutustururken, 'Her kurusuna degdi' der.
Daha sonra John Longhouse terazisinin kefelerinin kirilmis oldugunu gorur.
Bu nedenle duanin ne kadar agir cektigini sadece Tanri bilir.
DUA, BIZIM ICIN HICBIR BEDELI, MASRAFI VE KARSILIGI OLMAYAN,
Iki bilim adami Amozon ormanlarinda dolasirken kozasindan cikmaya calisan bir kelebek görürler kelebek esner gerinir tam cikacakken yine basa döner yine esner cikmaya calisir yine basa döner sonra yine bunu gören bilim adamlarindan birisi güya ona yardim etmek ister ve kozalagi yirtarak disari cikmasini saglar. kelebek disari cikmasini basarir ama ayaga kalkar iki adim sonra bacaklari kirilir sonra yine dener sonrada düserek can cekismeye baslar bundan aslinda cok büyük manalar ve mesajlar cikarta bilir insan iki bilim adamida kelebegin can cekistigini görür diger bilim adami arkadasina sunlari söyler Sen onu kozasindan cikmasina yardim ederken aslinda ölmesine yardim etmis oldun cünkü o kozasindan cikmaya calisirken esner ve gücünü denerken gelisicek ve olgunlasicakdi sense kozasini yirtarak bunu engeldin...
Nasil anlatilir ki simdi olsada icsem demem hic hemen icerim ama tek kelimeyle sunu söyleye bilirim Echina tea eline su bile dökemez hem karafinle desteklemenize de gerek yok valla tek basina bile enfes, ayrica bu cay mevzusunu cok uzattim pes demiyorum ama benden bu kadar cay icmeye gidiyorum..
Kitab, cay (ama sicacik) ve ben...
Inanin basagrisina cok iyi geliyor ama cay olarak degil patates ve Echina krem kivamina getirilip basin ön kismina sürülüp bekletirlise basagrisinin dinmesine sebep oluyor özellikle boyun agrisinin bas´a aksetmesiyle bas agrisi cekenler (migrenler icinse ne yazikki hic bir faydasi olmuyor) ama bu yöntem Almanyada cok kullaniliyor....
Tahmid,Tehlil, Tekbir...
Bir zaman insan sever bir milletti her gördügüne ayird etmeksizin morgen..derdiler simdiyse valla ellerinden gelse yarin ülkelerindeki tüm yabancilari geldikleri kapidan yollarlar aslinda haklilar alman irki diye bir sey kalmamis hani arasiniz hem annesi hem babasi alman olan biri cok zor hemde cok!
Garip bir irk hele dazlaklar cocuklarin ödü kopuyor onlardan genclerinde is yok ne yazikki bir mp3 cilginligidir gidiyor biliyormusunuz cogusu okula giderken yaninda ne götürmez? kitab(tabii bu hauptschule icin gecerli) ama genelide oraya gidiyor zaten..
Loise Redden isimli, cok fakir giyimli bir kadin, yuzunde bir huzunle, manava girer. Dukkan sahibine mahcup bir sekilde yaklasir.
Kocasinin cok hasta oldugunu, calisamaz duruma dustugunu ve yedi cocugu ile birlikte ac kaldiklarini ve yiyecege ihtiyaclari oldugunu soyler.
John Longhouse isimli manav ona ters bir sekilde bakarak derhal dukkanini terketmesini ister. Kadin ailesinin ihtiyaclarini dusunerek
-'Lutfen efendim' der,'paramiz olur olmaz getirip borcumu odeyecegim.'
John kendisine bir kredi acamiyacagini cunku onun eski musterisi olmadigini, kendisinde bir hesabinin bulunmadigini soyler.
O sirada dukkanin disinda bekleyen bir musteri ikisinin arasinda devam eden bu konusmayi dinlemektedir.
Icere girerek Johna yaklasir ve
'Ben o kadinin almak istediklerine kefilim' der. 'Ailesinin ihtiyaci olan seyleri ona ver.'
Bunun uzerine manav cok isteksiz bir sekilde kadina doner ve
'Bir alis-veris listen var miydi' diye sorar.
Louise 'Evet efendim' der.
'Tamam' der manav. 'Simdi onu terazinin su kefesine koy, onun agirliginca diger kefeye istediklerinden koyacagim! '
Louise bir an duraksak, sonra basini onune eger ve cantasini acarak uzerine bir seyler karalanmis bir kagit parcasini cikartir ve manavin kendisine gosterdigi kefeye ozenle birakirken basi hala one egiktir.
Manavin ve diger musterinin gozleri terazinin kefesine dikilirken hayretle buyumustur.
Manav musteriye donerek, kisik bir sesle, 'Inanamiyorum.' der..
inanilacak gibi degildir. Musteri, manava gulerken manav coktan diger kefeye eline geceni doldurmaya baslamistir ama nafile, digerkefeyi yerinden bile kipirdatamamistir.
Terazinin kefesi artik uzerindekileri almayacak kadar doldurdugunda caresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadina verir.
Saskinlikla uzerinde bir seyler ciziktirilmis kagidi eline alir ve okur.
Bir de bakar ki orda bir alis veris listesi yoktur.
Sadece bir dua yazilidir.
'Tanrim neye ihtiyacim oldugunu sen bilirsin, kendimi senin ellerine teslim ediyorum.'
Manav tas gibi bir sessizlige burunmustur.
Loise kendisine tesekkur ederek dukkandan ayrilir. Musteri, John'un eline bir elli dolarlik tutustururken, 'Her kurusuna degdi' der.
Daha sonra John Longhouse terazisinin kefelerinin kirilmis oldugunu gorur.
Bu nedenle duanin ne kadar agir cektigini sadece Tanri bilir.
DUA, BIZIM ICIN HICBIR BEDELI, MASRAFI VE KARSILIGI OLMAYAN,
GUZEL BIR HEDIYEDIR...
Gucunu tahmin bile edemezsiniz! ..
Iki bilim adami Amozon ormanlarinda dolasirken kozasindan cikmaya calisan bir kelebek görürler kelebek esner gerinir tam cikacakken yine basa döner yine esner cikmaya calisir yine basa döner sonra yine bunu gören bilim adamlarindan birisi güya ona yardim etmek ister ve kozalagi yirtarak disari cikmasini saglar. kelebek disari cikmasini basarir ama ayaga kalkar iki adim sonra bacaklari kirilir sonra yine dener sonrada düserek can cekismeye baslar bundan aslinda cok büyük manalar ve mesajlar cikarta bilir insan iki bilim adamida kelebegin can cekistigini görür diger bilim adami arkadasina sunlari söyler
Sen onu kozasindan cikmasina yardim ederken aslinda ölmesine yardim etmis oldun cünkü o kozasindan cikmaya calisirken esner ve gücünü denerken gelisicek ve olgunlasicakdi sense kozasini yirtarak bunu engeldin...
Güzelsin sevgilim,
Ama çok yakindan!
Bir gün seni birakiyorum ya
tütünü birakmak gibi bir sey olur bu
Evet, gün geliyor, bikiyorum senden,
ama istanbul'dan bikmak gibi bir sey olur bu