Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Osman Aslan
Osman Aslan

Kim demiş ki büyük insan kudretli olandır; İnsanın büyüğü, yüreğinde sevgi ve insanlık taşıyandır.

  • Ses dergisi28.06.2017 - 13:01

    Ses dergisi, Türk sinemasına damgasını vuran sayısız ünlünün şöhret olmasında etkili olmuştur. Zira derginin düzenlemiş olduğu kapak yıldızı yarışmaları sinemaya yeni artist ve jön kazandırmanın en iyi yoluydu. Bunlara örnek olarak; Ediz Hun, Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Gülşen Bubikoğlu, Necla Nazır, Tarık Akan, Ajda Pekkan, Selda Alkor, Kadir İnanır ve Sümer Tilmaç sayılabilir..

  • Ses dergisi28.06.2017 - 10:44

    Valide hanımın ara sıra aldığı bir dergiydi. Sanat, sinema, moda ve müzik dünyasından haberler yer alırdı. 80’lerin ortalarına gelindiğinde ise verdiği bazı posterlerden ötürü ben de almaya başlamıştım. Lakin sadece beğendiğim sporcu ya da sanatçıların verdiği sayılar için geçerliydi bu durum..

  • Rubik Küpü (Zeka küpü)28.06.2017 - 10:13

    Rubik küpüyle 1982 yılında; teyzemin Almanya'dan getirmesiyle tanışmıştım. Zar şeklinde ve 6 değişik renkten oluşan bu plastik bulmacayı çözmek için; toplam 9 minik kareden oluşan her büyük karenin aynı renklerle tamamlanması gerekiyordu.
    Bu oyuncak resmen sinir küpüydü zira üzerinde günlerce kafa yorduğum halde, sadece 2 kareyi bir araya getire bilmiştim..
    Bir de; herkes değişik bir şekilde adlandırırdı bunu; sihirli küp, rubik küpü, sabır küpü, zeka küpü, akıl küpü vs...

  • Ray-Ban güneş gözlükleri 28.06.2017 - 09:28

    80’lerin unutulmaz aksesuarlarından biri de budur. Özellikle Tom Cruise'un başrolünü oynadığı, 1986 yapımı "Top Gun" filminden sonra, her mahallede, filmin etkisinden kurtulamamış çoğu çakma Ray-Ban'lı kişiler türemişti. Bu gözlüğü takan herkes kendince bir F-16 pilotuydu ve sanırım dünyada bu kadar çok F-16 pilotunun olduğu başka bir ülke daha yoktu. :) İşin şaka tarafı bir yana Top Gun sayesinde; ister orjinal, ister çakma olsun ülkemizde “aviator” modelinin ya da daha çok pilot gözlüğü olarak anılan güneş gözlüğü satışlarında patlama olmasını sağlamıştır. Bunun için Ray-Ban Tom Cruise’a ne kadar teşekkür etse az gelir.

  • para27.06.2017 - 14:25

    Kemal Sunal'ın "Sahte kabadayı" filminden bir kesit:
    Suna Selen sahnede "para para para" şarkısını söylemektedir;
    - Yahu yazıktır be! Şu karıya biraz para verin
    - Hiç birinizde para yok mu lan? Lan tüh rezil olduk!. Hıhhh hıhhh!.. :)
    Bunun üzerine avukat kulağına bir şeyler fısıldar:
    -Nee!? Haaa.. Yoksa karı zengin mi? :))

  • Regülatör27.06.2017 - 13:45

    O dönemlerde (70'ler ve 80'ler) televizyonu açmak ve kapamak da sanattı. TV'nin açılması için önce regülatörü açar, sonra da televizyonun yavaş yavaş açılmasını beklerdik. Mübarek televizyon değil elleri kınalı nazlı gelindi..
    Yayın başlamadan önce mi açtık televizyonu; mesela diyelim daha 5 dakika filan var... Nasıl olsa beş dakika sonra açılacak, açmışken kapatmazdık artık televizyonu, tek kanal var, yayın açılır açılmaz haberimiz olur zaten. Şimdi ise her şey 1-2 saniyede bitiyor. Bir de bunlar oldukça ağırdılar.

  • Lee Cooper27.06.2017 - 13:23

    Bildiğim kadarıyla Türkiye’nin ilk ithal jean markası “Lee Cooper”dı. (Belki Levis 501 de olabilir.) Bu markanın TRT'deki reklamı çok ilginçti. Bir grup genç popolarını sallayıp, ellerini dizlerine vurduktan sonra acayip bir ses tonuyla "muuh, muuh.. Le Cooper" diye bağırırlardı. O zamanlar için marjinal kalan bu reklam bayağı konuşulmuştu..

  • Hayat Felsefem27.06.2017 - 00:44

    Felsefem özgürlüğe inanmaktır,
    Silahım gülmektir,
    Lisanım ise kalbimin sesidir..
    Charlie Chaplin

  • şu an ne dinliyorum26.06.2017 - 23:13

  • Beta ve VHS videolar26.06.2017 - 22:55

    80’ler ülkemizde video salgınının başladığı yıllardı. Hemen hemen her köşede video kulüpleri açılmıştı. Bu kulüplere üye olunur, filmler kiralanırdı. Kulüplerde ailedeki her bireyin zevkine göre filmler olurdu. Film bilgilerinin olduğu listeden; filmin konusuna, oyuncularına, yapım yılına, süresine bakarak da film kiralandığı olur; bazen ise sadece; kulübün duvarında asılmış renkli al benili afişlere bakarak da...
    Evimize video 1983'de girmişti. Videomuz Fisher Betamax idi.Valide hanım izin vermediğinden hafta içleri pek video izleyemez, bu yüzden hafta sonunu iple çeker ve en az 4-5 film izlerdik.
    Bir de kaset sarma makinelerini vardı. Bunlar; videoların kafa ömürleri kısalmasın diye kullanılırdı. Ne yazık ki videomuz için söylediğim olumlu sözleri, bu alet için diyemeyeceğim.. Kaseti yerleştirip geri sarma tuşuna bastıktan sonra içinden "tak tuk tak gacır gucur" cinsinden, insanı uyuz eden acayip sesler gelirdi. Kaset başa sarıldığında ise "hadi al kasedini kaybol" dercesine kapağı kendiliğinden açılırdı... Bu alet kadar beni sinir eden başka bir makine hatırlayamıyorum. Sırf bu yüzden kasetleri videoda sarıp, video kafasının erken değiştirilmesini göze almıştık...
    Video savaşlarında Betalar; VHS'lere yenilse de eminim ki benim gibi sadık kullanıcıları tarafından hala saygıyla anılmaktadır..