Çocukluğumuza dair en önemli nostalji kaynaklarından biri olan kült korku filmidir. 13. Cuma serisinin başlangıcı olan bu filmin (1980) büyük başarısından sonra 9 devam filmi daha çekilmiştir. Konusu kısaca; Crystal Lake yıllar önce esrarengiz vahşi cinayetlerin yaşandığı terk edilmiş bir gençlik kampıdır. Bir girişimci her şeye rağmen kampı tekrar hizmete açmaya karar verir ve hayat dolu gençleri işe alır. Bir yağmur fırtınası kampı dünyanın geri kalanından soyutlandığında korkunç cinayetler başlar ve gençler sırayla, korkunç yöntemlerle cinayete kurban giderler. Bu seriyle özdeşleşen karakter ise; çocukken gölde boğulup bir daha bulunamayan, korku filmlerinin en karizmatik katili Jason Vorhees'tir. Jason'ın göründüğü sahnelerde duyulan "Kih kih kih kih kih!!." (Mrs. V Watches) efekti o yıllardan bu yıllara kadar sayısız kez arkadaş ortamlarında makara konusu olmuştur.
Balkan şampiyonu olmasından ziyade, ilginç soyadından ötürü çocukluğumda zihnimde yer eden bir atletimizdi. Öyle ki halk arasında: "Maratonlarda hızını alamayıp tüm Avrupa'yı koştuğun yeter Mehmet! Artık Yurdadön!'' tarzında esprilere bile konu olmuştu
TRT'de katıldığı çoğu yarış naklen ya da banttan illa ki yayınlanırdı. Ülkemizi başarılı şekilde temsil eden bu abimiz çoğu müsabakayı önde götürürken sonradan geri kalması ya da yarışı bırakmasıyla da meşhurdu. Aynı dönemlerde onun kadar, belki de daha başarılı bir atletimiz olan Mehmet Terzi vardı ama nedense benim aklımda 80'lerde Türk Atletizmi denince aklıma gelen ilk isim Mehmet Yurdadön'dür..
Çocukluğumuzda merakla ve heyecanla okuduğumuz; Ökkeş maçta, Ökkeş dolmuşçu, Ökkeş otoparkta, Ökkeş denizde, Ökkeş kapıcı, Ökkeş kurt avında, Ökkeş lunaparkta vs. diye devam eden o seriyi bizlere armağan etmişti. Hepsi de yalın, duru, akıcı, sürükleyici idi. Bu serinin haricinde, çocuklar için verdiği tüm eserlerinde hayal güçlerinin gelişmesinde büyük etkisi olmuştur. Ölümüyle kurduğu hayalleri bıraktı tüm çocuklara. Ne yazık ki sanat dünyamız her kayıpla gittikçe daha da yoksullaşıyor. Ruhun şad olsun büyük usta..
Çoğu zaman içinde derin bir hüzün barındırır..
Bireyin en temel hakları olarak hayat, emek ve mülkiyet haklarını kabul etmekte ve bunların güvence altına alınmasını mümkün kılan bir sistemdir.
Sayısız sosyal ağlar ve TV kanalları sayesinde geçmişe göre çok daha fazla kuvvetlidir..
Galatasaray'ın Fenerbahçe maçında yaptığı muhteşem koreografiye başka anlamlar yüklenmesinden sonra maalesef ülkem sınırları geliyor aklıma..
Çocukluğumuza dair en önemli nostalji kaynaklarından biri olan kült korku filmidir. 13. Cuma serisinin başlangıcı olan bu filmin (1980) büyük başarısından sonra 9 devam filmi daha çekilmiştir. Konusu kısaca; Crystal Lake yıllar önce esrarengiz vahşi cinayetlerin yaşandığı terk edilmiş bir gençlik kampıdır. Bir girişimci her şeye rağmen kampı tekrar hizmete açmaya karar verir ve hayat dolu gençleri işe alır. Bir yağmur fırtınası kampı dünyanın geri kalanından soyutlandığında korkunç cinayetler başlar ve gençler sırayla, korkunç yöntemlerle cinayete kurban giderler. Bu seriyle özdeşleşen karakter ise; çocukken gölde boğulup bir daha bulunamayan, korku filmlerinin en karizmatik katili Jason Vorhees'tir. Jason'ın göründüğü sahnelerde duyulan "Kih kih kih kih kih!!." (Mrs. V Watches) efekti o yıllardan bu yıllara kadar sayısız kez arkadaş ortamlarında makara konusu olmuştur.
Atletizmi bıraktıktan sonra "Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanlığı" da yapmıştır..
Balkan şampiyonu olmasından ziyade, ilginç soyadından ötürü çocukluğumda zihnimde yer eden bir atletimizdi. Öyle ki halk arasında: "Maratonlarda hızını alamayıp tüm Avrupa'yı koştuğun yeter Mehmet! Artık Yurdadön!'' tarzında esprilere bile konu olmuştu
TRT'de katıldığı çoğu yarış naklen ya da banttan illa ki yayınlanırdı. Ülkemizi başarılı şekilde temsil eden bu abimiz çoğu müsabakayı önde götürürken sonradan geri kalması ya da yarışı bırakmasıyla da meşhurdu. Aynı dönemlerde onun kadar, belki de daha başarılı bir atletimiz olan Mehmet Terzi vardı ama nedense benim aklımda 80'lerde Türk Atletizmi denince aklıma gelen ilk isim Mehmet Yurdadön'dür..
Çocukluğumuzda merakla ve heyecanla okuduğumuz; Ökkeş maçta, Ökkeş dolmuşçu, Ökkeş otoparkta, Ökkeş denizde, Ökkeş kapıcı, Ökkeş kurt avında, Ökkeş lunaparkta vs. diye devam eden o seriyi bizlere armağan etmişti. Hepsi de yalın, duru, akıcı, sürükleyici idi. Bu serinin haricinde, çocuklar için verdiği tüm eserlerinde hayal güçlerinin gelişmesinde büyük etkisi olmuştur. Ölümüyle kurduğu hayalleri bıraktı tüm çocuklara. Ne yazık ki sanat dünyamız her kayıpla gittikçe daha da yoksullaşıyor. Ruhun şad olsun büyük usta..
Lorraine McKane'in ne zaman "Let The Night Take The Blame" parçasını paylaşsam arkadaşlarımın kendisiyle karıştırdığı saygıdeğer müzisyen..
"Bekledim yağmuru, bahar zamanı
Cimri imiş gökyüzü damla vermedi"